Başlamadan önce bu mübarek ve kutsal topraklara gitmemizi nasip eden Rabbime sonsuz üzeri sonsuz kez hamdü senalar ederim.
Elhamdülillahi Rabbil Alemin Vesselatü Vesselamü Ala Resülüne Muhammedin Ve Ala Alihi Vessahbihi Ecmain. Amin

İlk ziyaretmizi efendiler efendisi Hz.Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesselem) efendimizin mübarek makamlarının bulunduğu hüzünlü şehir Medine-i Münevvere ye yaptık.
Medine :Ana şehir yar şehir,
Canan şehir can şehir,
Şehirlerin başına,
Tac olup konan şehir.
(Malesef bu dörtlüğün sahibini bilmiyorum. Bilen varsa bildirsin.)
Umreye/hacca gitmek elbette bir çok müminin kalbinde yatan bir arzudur. Gideceklerin heyecanını, gitmişlerin sevinçle beraber, dönmüş olmanın hüznünü ve tekrar gidebilme arzusunu çok kere dinlemiştim.
Kendi içimde de oralara gitmek için farklı bir iştiyak duymayı bekliyordum!!! (Şu an bu beklentinin çok manasız olduğunu düşünüyorum, o ayrı :) )

Hayatta hangi olayın sizi neye sevk edeceğini asla bilemezsiniz. Zahiri manada iyi sandığınız bişey sizi kötü şeylere sevk edebilirken, kötü sandığınız şeyde iyi sonuçlara sebep olabilir.
" Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. ” (Bakara Suresi, 216)

Yaşadığım üzücü bir takım hadiseler kalbimin tek huzur bulacağı yer olarak bana;
Resulullah efendimizin dizinin dibini, başımı yaslayıp kucağına göz yaşımı akıtabileceğim ( ve sonradan oraya gidince anamın kucağı gibi hissedeceğim ) Beytullah ı/Haremi şerif i/ Kabe yi işaret ediyordu.
Ruhumun huzur bulduğu yeri !!!
Dünya içinde bambaşka bir dünya;
Mescidi Haram ve içersinde KABE
Abdül aziz kapısı
Kabe insanları mıknatıs gibi kendine çeken müthiş bir yer...
İnsana herşeyi ama herşeyi unutturan, sahip olduklarını, kim olduğunu, malını, makamını, mansıbını unutturan
ve zihninde sadece Yüce, Kudreti büyük, El Malik' ul Mülk, Zül Celali vel ikram Allah ı bırakan
ve dillere "Sübhâne Rabbiyel-alâ" demekten "Allahü ekber" demekten başka çare bırakmayan
ve yapılabilecek bütün tesbihleri daha çok hissederek yapabileceğiniz başka bir yerin olmadığı bir yer;
Beytullah
"İnsanlar için yeryüzüne ilk konulan ibadet evi Mekke'de olan Kâbe'dir. " (Âli İmrân, 3/96).
Rivayete göre;
Hz Adem (A.S.) cennetten çıkartılmadan önce cennette sürekli tavaf yapıyordu. Cennetten çıkartıldıktan sonra etrafında tavaf yapabileceği bir şey yoktu ve tavaf yapamıyordu. Arşın etrafında sürekli tavaf halinde bulunan melekleri de görerek Rabbimize bu ibadete olan özlemini ve bu güzel amelden mahrum kalmak istemediğini bildirdiğinde Allah-ü Teala etrafında tavaf yapabileceği bir yapı yapmasını bildirdi. Ve böylelikle Kabe ilk kez inşa edilmiş oldu. ( Rivayet böyledir gerçeği Allah-ü alem)
Daha sonra defalarca yıkılmış-yapılmış. en son bu haline en yakın halini bildiğiniz gibi Hz. İbrahim ve Hz. İsmail inşa etmiş.
Kabe' yle ilgili bilmediğim, öğrenince çok hoşuma giden ve az bilindiğini düşündüğüm bir güzellikte Yemen duvarıyla ilgili. ( yemeni köşesi Kabenin hacerül esved taşının durduğu köşeden bir önceki köşesi ve yemen duvarı Kabe nin güneydoğu duvarı )
Hadise şöyle; Hz. İsmail Kabe nin inşasından sonra tavaf yaparken ve tamda yemen duvarı önünden geçerken dua eder; Ya Rabbi senin rızan için senin kulların Kabeyi tavaf ediyor. Keşke çok sıcak olmasada daha kolay tavaf edebilselerdi der. Ve duaların kabule en yakın olduğu bu yerde Hz. ismail in duası dua ettiği yer için kabul olur.
İşte Hz. İsmail in bu duası neticesinde Kabenin Yemani tarafında tıpkı klima serinliğinde bir hava müminleri serinletmektedir.
Gerçektende tavaf sırasında Kabe nin o bölgesinden geçerken etkili bir serinlik hissediyor insan. Bu hadiseyi bilmesem belki anlamlandıramaz ve belkide hiç anlamazdım.

Safa tepesi
Safa ve merve tepelerinin orjinal hali bu şekilde koruma altına alınarak bırakılmış. Aradaki yola ise (say yapılan alan) Hacılara kolaylık olması açısından mermer döşenmiş.
Sa’y" kelimesi; koşmak, hızlı yürümek anlamındarır. Hac ve umrede Kâbe’nin doğu tarafındaki Safa tepesinden başlayarak Safa ve Merve tepeleri arasındaki gidiş-gelişe denir.
Sa’yın aslı, Hz. Hacer’ in henüz kendisini emmekte olan oğlu Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında koşması hatırasına dayanmaktadır.
Allah-ü Teala Hz. İbrahim' in büyük itaatine ve Hz. Hacer'in büyük telimiyeti neticesinde Zemzem gibi mucize bir içeceği, o zaman henüz kundakta bir bebek olan Hz. İsmail' in topuğunu vurduğu yerden yeryüzüne çıkartmıştır.
(Zem zem o günki dilde dur dur demekmiş. Hz.İsmail’in ayaklarının önünde melek kanadıyla açılan öteler kaynaklı arktan fışkıran su, taştan doğan hayat kaynağı tatlı pınar, öyle gür akar ki; sevinç ve şükür çığlığı koparan bahtiyar anne “zem zem!” diye bağırır.)
Allah-ü Teala hepimize İbrahimi itaat, Haceri ve İsmaili teslimiyet ve tevekkül nasip etsin.
Geçmişte Zemzemi burada nice kez tadsamda, dualar ederek içsemde üzgünüm ama hiç birisi orada içtiğimin lezzetinde değilmiş. Ve şimdi yanımızda getirdiğimizi içiyorum enteresan bir biçimde yine o lezzeti bulamıyorum. Ve acaba sırrı orada içmek mi? demekten geri duramıyorum.
Gerçekten mucize içecek zemzem.....
İçtikçe içiyorsunuz. Susuzluğunuzu gideriyor, hatta açlığınızı dahi gideriyor. Buna rağmen ne şişkinlik hissediyorsunuz nede başka bir rahatsızlık. Size sadece şu örneği vereyim:
Sabah aç karna kaç bardak su içebilir siniz? Çok susamış olsanız dahi.
Zemzemde içtikçe içesi geliyor insanın, aç karnada olsa. Sizi bilmem ama ben aç karna çok su içince mide bulantısı hissederim ama zemzemde böyle bir şeyi hiç yaşamadım :)
Ve çok su içince insan abdestinide zor tutar, doğal olarak. Zemzem mideden aşağı inmez ve vücuddan sadece ter yoluyla atılırmış.
Dolayısı ile Rabbimin rahmetiyle bu sıcak topraklarda çok susamanıza ve susuzluğunuzu gidermenize rağmen abdest sizin için hiç problem olmuyor :)

Her yerden, her ülkeden, her dilden, her renkten milyonlarca insan tek bir amaçla bir araya geliyor....
Allah(c.c.) rızası !!
Öyle büyülü bir atmosfer ki bu, yaşamadan anlaşılamayan....
Öyle büyük bir çekim gücü ki bu, tarifi inanın imkansız.....
Öyle bir yer yer ki burası, orada yaşayan kuşlara bile imrenilen.....
Öyle bir yer ki burası asla geldiğin gibi dönemediğin....
Öyle bir his ki bu sana kulluğunu ve acziyetini tam olarak anlatan.....
Öyle bir görüntü ki bu sana Hz. Ademi ve hepimizin kardeşliğini anlatan, hatırlatan......