6 Nisan 2013 Cumartesi

Babba

Öyle böyle derken 6 ayi bitirdik. Tam altinci ayinda koltukta bir cirpida yuz assagi dönüverdi minik kusumuz :)

Su bir gercek ki 2. ler daha cabuk ve kolay büyüyor diyecegim ama aslinda öyle degil. Asil olay zamanin nasil izafi bir kavram oldugunda bitiyor. Insanin tüm ilgisi ve dikkati bir noktada (bir cocukta ) toplan(a)mayinca, ilgi sadece olmasi gereken seviyede kalinca isler daha kolay ilerliyor sanki.

O yuzden mi acaba cocuk sayisi arttikca daha kolay diyorlar ???

Elbette zor anlar cokca hala var ama zor olan yine bizim ekstra ilgimizle sisirdigimiz ilkler.

Her ne iseee.....

Gelelim babba mevzusuna.
Ve bugun bir ilk olarak Zeynep baba dediiiii :D
Son zamanlarda baba dede anneee benzeri sozcukleri zaten cikartiyordu ama ilk defa bu sabah net ve israrla baba dedi :)

Abimiz diyor ki bugun baba dedi
yarin anne diyecek
Obur gun de abi diyecek :)

Insallah

24 Ocak 2013 Perşembe

Unutmadim ;)

Unutmadim, unutmamaya kararliyim bu defa insaallah.
Yeniden bloga ve yazmaya alisirken arayi sicak tutmali.
Ki elim klavyeye gozum yeni yazma seklime alissin.
Hersey gibi bu da bir aliskanlik.
Bir basladin mi duramiyorsun anlatmadan,
durdun mu da baslayamiyorsun bir kuvvet ilham olmadan.
Blog isi bir yerde terapi gibi.
 Icinde ne varsa dokuyorsun.
Icindekiler iyiyse tebrik aliyorsun mutlulugun cogaliyor,
kotuyse teselli buluyor uzuntun azda olsa azaliyor,
Kizginsan yuregine su serpiyor
belkide yuzunu hic gormedigin vefali dostlar....

Bizim evde is basindaydi bugun minik eller,
Hamur yogurdu yoruldular.
minigin minigi eller hep kucak aradi, yakama yapistilar.
En sonunda once minik eller,
Sonrada minigin minigi eller uykuya yenildileeeeer




22 Ocak 2013 Salı

Akip gecen zamanlari .......

Ne cok gecti zaman,
Ve ne cabuk!
Ne cok sey degisti hayatimizdan.
Eksilenler oldugu gibi zamandan, eklenenlerde oldu. 

Yeni bir kus kondu yuvamiza. 
Zaman hizla akip giderken,
durduramasam da en azindan bir fasila verip 
not dusmenin zamani gecmedi mi?

Hele de evimize bir minik kus daha konmusken,
Anneligi tekrar tatmisken,
A.Y.  Abi olmusken,
Babasinin süsü minicikken
 ;)

Not : ps basina oturup yazmayi bekliyorum ama o bekledigim an gelmiyor bir turlu
Bu da cepten yazdigim ilk ve fakat insaallah  son olmayacak post ;) 



3 Temmuz 2012 Salı

Rusya-3- Nizhniy Novgorod

Kayıt altına almadığım hatıralarım zamanla zihnimde silikleşiyor malesef.
Düşününce güzel şeyler aklıma geliyor ama detaylar, isimler hatırlanamayan kısımda;
İş bu sebeple daha da sürüncemeden kalmadan (1 yıl olacak yaz bitse!) yazayım istedim.
Daha da yazsam bir yazı daha çıkar!

Nizhniy Novgorod Moskova' nın 420 km doğusunda Rusyanın Moskova ve Petersburg' dan sonra 3. büyük şehri.

Geniş ve ferah caddelerinin saklinliği ile bana hiçde 3. büyük şehri gibi gelmesede....




Moskovadan hızlı trenle 4 saatte Nijni garına vardık.


Volga nehri kıyısında canlanmış şehir.


Nehrin tepeden görünüşü

Lunaparkta geçirilen A.Y. yi coşturan saatler...


Bu seyahatimizde hiç bir seyahatte gitmediğimiz kadar ormana, parka ve hayvanat bahçesine gittik.
Çok da iyi oldu aslında;
Çünkü yeni yerleri keşfetmek için çıktığımız yolculuklar genelde sonunda dinlenmeyi ve neredeyse ekstra tatili gerektirecek seyahatler oluyordu bizim için!
Hele de Ahmet Yusuf' la bir kat daha fazla performans harcadığımızı düşünürsek  :)
Bu defa ise hepimiz için rahat ve dinlenceli bir gezi oldu ;)
Gezi süresinin uzun olması ve ayrıca özel olarak gitmeyi daha uygun görerek rotamızdan Sn.Petersburg u çıkartmamızla hepimiz için rahat oldu, iyi de oldu ;)

Sonu görünmeyen, adını hatırlayamadığım, boool oksijenli ormanda yürüyüş 





Benim için mevsimlerin en güzeli olan sonbaharda,
 olunabilecek en güzel yer olan ormanda,
 öğle uykusunu alan yavru.


Nizhny Novgorod Kremlininden kareler



Nijniden sonra Sn.Petersburg a çevrilecekti rotamız.
Lakin buradan Sn.Petersburg a kalkan uçakların 3-5 kişilik küçük uçak olması dolayısı ile bize hiç güven telkin etmemesi ve buradan direk Petersburg a tren olmaması sebebi ile Sn.Petersburg u başka bir zamana erteledik.
Aslında tren var ama Moskova üzerinden aktarmalı gidiyor ve süresi yaklaşık 13 saat.

E yanımızda üç buçukluk bir yavruyla o kadar saat ve
bunun yarısı kadar da Moskova ya dönüşü hiiç mi hiç gözüm yemedi açıkcası.
Hem özel olarak gidersek Petersburg u -ki buraya kuzeyin Venediği diyorlar-
iki güne sıkıştırmamış oluruz dedik.
Suya ve sulak yerlere aşık benim, gezdiğim yerlerden en sevdiğim yer olan
Venediğe benzetilmesinide düşünerek.
Hoş; sonra Öz.e  hiç planda yokken tek başına gitmek kısmet oldu
ve hiçde aman aman övügüyle bahsetmedi ya.....
Beklenti seviyesi önemli bu beğeni işlerinde gibi geliyor bana.
Bu sebeple her hangi bir şey hakkında, yemek, film, yer v.s. v.s. deneme şansım olacaksa fazla detay istemiyorum kesinlikle.
Kremlinin önünde sergilenen II. Dünya Savaşından kalma savaç araçları ve savaşı simgileyen anıt-heykel

1940 lara kullanılan bu savaş araçlarına dokunmak içimi ürpertti. Savaştan, insanların arsızlığından bir kere daha ve bir kere daha nefret ettim :(

II. Dünya savaşında kullanılmış deniz altı


zamanın Rus uçak savarı


Yine II.Dünya savaşına katılmış bir Rus savaş uçağı


II. Dünya savaşında hayatını kaybedenler anısına yanan meşale

Ve savaşta hayatını kaybeden askerlerin(bir kısmının elbette) mezarları


Kremlin yakınındaki (ya da içinde mi demeliyim? ) kilise.



1,5 milyon nüfusu var diye aklımda kaldı.

Ve Volga Federal Bölgesi' nin başkenti olduğu.

En ünlü Rus yazarlarından biri olan Maksim Gorki' nin burada doğması hasebi ile  Gorky olarak'da biliniyormuş.
Hatta heykeli de var şehir merkezinde.
Hatta ve hatta ben deniz fotoğrafınıda çekmiştim ama önceki Rusya -2- postumu okuyanların hatırlayacağı gibi yok alan bir kısım fotoğraf içersinde kaybolup gitti  :(


Tam bu karşı nokta Volga nehrinin Oka kavşağı.




Yazabilirsem bir Nijni postu daha yazmayı istiyorum. Kısmet....
Şu yazıyı yazdımya valla üzerimden yük kalktı.
Oysa bloga ilk yazmaya başladığımda bu işin üzerimde böylesi bir sorumluluk bilinci ve baskısı oluşturmasını hiç istememiştim. Ama nasılsa istemeden de oluyor işte?
Yaptığım her işi tam ve mükemmel yapma huyu falan filan saçmalarıyla kendimi şişirip, sizi sıkmadan gidiyorum :P

Yarın yazmazsam (ki yazmayı istiyorum)
Beraatı alanlardan olun, olalam inşallah emi  ;)


2 Temmuz 2012 Pazartesi

hafta sonu ne demek ?


gelsin diye dört gözle beklenen iki gün demek....


 gelince bitmesi istenmeyen iki gün demek...


o iki güne neleri sığdırsak diye düşünmek demek....


haftalar boyu uğruna çalışılan iki güncük demek....



hatta bunu fark edince kendini garip bir ironinin içinde bulmak demek !

can-ı bambaşka bir dünyanın canları ile buluşturmak demek....




mutluluk demek, sevinç demek...
çokca gezmek, keşfetmek demek...
ziyaret etmek, mutlu etmek demek,
mutlu ettikçe mutlu olmak demek,
yine gelsin sağlıkla demek....
hatta gelsin hiç gitmesin demek :P

30 Mayıs 2012 Çarşamba

yuvarlak saçlı


Babamız yine seyahatte :(
Neyseki bu sefer sadece 2 günlük.
THY nın grevi onun seferinide etkiledi ve biletini iptal ettirip başka bir şirketle gitti. Tarom un Bükreş dönüş seferi ise nerdeyse yaklaşık 5 saat erken olacağı için sevindik ;)


Bu sabah saati kapatıp uykuya -nasılsa- devam etmişim. Uyandığımda çıkmak için sadece 15 dakikamız vardı.
Acele ile A.Y. yi uyandırdım. Allah dan hiç sorun çıkartmadan uyandı ve hiç problem çıkartmadan SADECE 5 DAKİKADA üzerini giydirmeme izin verdi :D
Tabi çoraplarını O uyurken giydirdiğimi söylemem gerek. (A.Y. nin çorapları ile olan problemini/takıntısını bilahare anlatırım yoksa konunun başını unutabilirim.)
 
Toplam 15 dakikamızın kalan 5 dakikasında ben hazırlandım.
 
Bu sırada A.Y. yanıma geldi.


-Anneee ben dua ettim. "Allah ım benim YUVARLAK SAÇLI bir kardeşim olsun" dedim!!!
Ne güzel dua etmişim di miii????
!!!!!!

Ah benim duasıda kendi gibi güzel oğlum.

Evet oğlumun inşallah 4 ay sonra bir kardeşi olacak. ( Bu haberi de böyle araya sıkıştırmış oldum :P )

En sevdiği iki arkadaşı da kızları çatlatacak derecede güzel, sarı YUVARLAK ! saçlı olunca yavrumun bunu dilemesi çok normal geldi :)

Son kalan 5 dakikasında da sütümüzü ılıtıp içmeye bile fırsat bulduk.
Üzerlerinden iki parmak eksik şekilde doldurulmuş iki kupa süt mutfak masasında.Sütü içerken yarış teklif ettim. Tam o sırada hazırlanmamı tamamlamak için mutfaktan çıktım. çabuk içmesini tetikleme amaçlı sakın bitirme diye de odadan sesleniyorum. Çok geçmeden, bittirdim bile diye sesi duyuldu. 
Benim suratımda koca bir gülümseme :D
eeee her sabah başında dakikalarca  uğraştığım bir iş bu kadar kısa sürede tamamlanınca....
Döndüğümde masada azıcık dökülmüş süt gördüm.
Kendi sütümü içmek izere kupaya uzandım ki ... o da ne???
benim süt taşmışşş !!!!
Meğer akıllı köfte sütünün birazını içip kalanını benim kupama boşaltmış !
Sütün tamamını içmemiş ana yinede benim yüzümdeki gülümseme daha da arttı :D
 
Tam zamanında kapıdaydık.
Valla bana mucize gibi geldi.
 
 


Üstteki resimde ilk insan çizmeye başladığı zamanlardan.
En sevdiği arkadaşının resmini çizmiş !  Çok benzemiş :D

Sarı saçlarını ifade etmek içinde arkadaşın için;
- anne saçları RENGARENK di mi.
 diyordu :D

Üst resim : kreşte çizdiği ve okulun sergisinde gördüğümüz bir resim. Hangi resmin kim olduğunu öğretmenine yazdırmış. Gökhan abim dediği amcası olur ve resimdeki gibi bir gözlüğü var.
Kendisini niye siyah boyayla çizdiğiniyse anlayamadım.
 

7 Mayıs 2012 Pazartesi

zaman yazma zamanı--> SÜT ve en çok da okul SÜTÜNE dair


Her ne kadar neredeyse 4 aydır, kah yazmayıp kah yazamayıp ben de blogcağazımda can çekiştiysek de, çıkmayan candan ümit kesilmezmiş misali canlanıp bugün ayağa kalktık. İnşallah nekahat devresini de sağ salim atlatıp eski peformansımıza kavuşuruz ;)

Dönüş konum sağlıklı nesiller için bence önemli. Hal böyle olunca işim bir nebze kolaylaştı.

Bu fikir sevgili Aysun Hanımın yazdığı şu yazı ile aklıma düştü ve oraya yazdığım yorumla aaa neden bunu blogada yazmıyorum ki dedim...
Ve işte burdayım.

Süt ve ürünleri tüketiminin ne denli önemli ve gerekli olduğu -hele ki yeni nesil tarafından tüketimi misli kat daha yaygın olan anlamsız içecekler düşünülürse- ne kadar anlatılsa az gelirken, sağlıklı bir nesil, ülke olmak adına bunu en baş meselelerden biri yapmamız gerekirken, dahası ülke ekonomimizi destekler niitelikte etkileyecek bir polita iken, çiftçimizin feryadına bir nebze su serpecek bir iş iken bir takım siyasal mevzular yüzünden hiç edilmesine çook çok üzülürüm.

Ayrıca uygulayıcısının görüşünü beğenmediği için -sağlıksal bir sebep yokken- çocuğunu alet edip, böylesi faydalı bir içeceği içmekten alıkoyan kişilere de söyleyecek söz bulamıyorum.

Burada mesele sadece anlık süt içilmesi değil zararlı içeceklere alternatif bir içecek getirilmesi ve bunun alışkanlık olarak kazandırılmasıdır!

Yoksa sütün UHT olaması, pastörize olması elbetteki önemli fakat şu durum da bana göre ikincil meseledir. Asitli yada boyalı su içmesi yerine bazılarınca yararsız (bir noktaya kadar benim içinde) UHT süt içirilmesi elbetteki tartışmasız tercih sebebidir.

Umarım devamı daha organize olunmuş şekilde ve ilerleyen adımlarda pastorize sütle gelir.

20 Ocak 2012 Cuma

Rusya-2- Moscow Zoo

Eveeet işte sonunda olan oldu!
Ben yazdım yazacağım derken nasıl olduysa olmuş ve fotoğrafların bir kısmı yok olmuş :(
Ama nasıl ? sorusunun cevabını bir türlü bulamıyorum ve sanki bunu bilmem birşeyi değiştirecekmiş gibi daha da sinir oluyorum.
Hangisinin daha ağır bastığının kararına varmadığım iki duygu beni yiyor şu an;
Sinirliyim ve üzgünüm.
Fakat ne çare. 
Kendimi teselli :  Bir kısmı halen duruyor. Eski makine  ile çektiklerimiz. Yani çok az bir kısmı  :((((


Her neyse....

Bu defa ben yükleyemeden yok olan resimlere inat, isteksizce zihnimde üreyen cümleleri parmaklarım tıkır tıkır yazıyor !!!
Murphy kanunu diyesim gelmiyor bu defa içimden!

Evet programın yapıldığı yere ve şartlara bağlı olarak bazıları ekstra şanslı olabiliyor.  Bu sefer bizde şanslı olan A.Y. oldu. Bu durum 3,3 lik yavruyu memnun edince bizde memnun + mutlu + mesut olduk  :)




Daha öncede bahsettiğim gibi bu yazımı Moscow Zoo-Moskova Hayvanat Bahçesi üzerine yazacaktım.


1 tam günümüzü burada geçirdik.

Eğer keyifli bir tatil/seyahat geçirmek istiyorsanız, birlikte olduğunuz herkesin "imkanlar dahilinde" sevdiği şeyi o programa dahil etmelisiniz.

Bu eksende A.Y. yi bu gezi programı sırasında tam 2+0,5+05 kere muradına kavuşturduk. Yanlış okumadınız hepi topu 10 günlük Rusya gezimizde 2 büyük ve 2 kezde küçük denebilecek hayvanat bahçesine gittik. (küçüklerden birisi sadece böcek, sürüngen ve bazı deniz canlılarını içeren )





İlk kez bu kadar yakından akbaba gördük. A.Y. nin oyuncak plastik hayvanlarının içinde akbaba var ve en çok oynadığı hayvanlardan biri idi.


Resim orjinali kadar korkunç görünmüyor.
Neredeyse kafasının uzunlu kadar olan gagası bilmem bu konuda size bir fikir verirmi.



İlk defa karınca yiyen gördük. A.Y. için hayvanların hepsi çook ilginçken, benim için en ilgi çekicilerinden biri bu hayvanlar oldu.

Baya cüsseli hayvanlarmış. Burnunu demirlerin arasından yiyecek aramak ve koklamak için uzattığında çok şirin görünüyordu.



Bu ayı da kendisine atılan elmaları, bisküvileri v.s.  iri cüssesi ile kendisine ayrılan bölümdeki davetsiz ve hatta istenmeyen olduğunu düşündüğüm hafif ve çevik kuşlara kaptırmaktan yiyemedi.
(al işte! insan aklı her yere ve duruma bir pislik, fesat sokmazsa olmuyor.-Ey okuyan kişi seni tenzih ederim- Neden mi bahsediyorum; hemen hayvancağızın bölümündeki kuşlara istenmeyen damgası yapıştırmama yazdıktan sonra sinir oldumda ondan. Belki hayvanlar böyle çok mutlu, belki birbirlerini eğliyorlar ! )

İlk defa kutup ayısı gördük.(bizim için gayet güzel bir havada o kendisine tahsis edilen yerde karları üzerinde gezinip, yukardan sistematik biçimde dökülen karların altında keyif yapılıyordu. Tabi asıl evinden, yurdundan, ait olduğu yerden kopartılıp buraya getirilmiş bir hayvan ne kadar keyifli olabilirse işte :(
Aslında bu bağlamda hayvanat bahçesine gitmek ne derece doğru tartışılır....
Hayvanların gösteri yaptığı sirk, program v.s. tarzı yerlere ve etkinliklere zaten gitmek ve destek vermek istemiyorum, doğru bulmuyorum. Ama hayvanat bahçeleri için bazı sebeplerle bu fikri henüz tam olgunlaştıramadım.Buda başlı başına uzun bir konu.

Söylemeden geçemeyeceğim bir ayrıntı ise döndükten sonra A.Y. nerdeyse 1 haftadan fazla gece rüyasında hayvanları gördü. Tabi bunların hepsinin sadece gezi tadında rüyalar olmadığını, içinde kurtların aslanlarında olduğu sonu ağlamalı biten kabuslar olduğunu bilmem söylememe gerek var mı?

Ps : ben Rusya yazısını bitirmeden 4 postluk Almanya, Bürksel, Eindhoven (Hollanda) ve Lüxenburg gezileri yapıldı da yazılmayı bekler !

11 Kasım 2011 Cuma

RUSYA -1- Moskova

Ellerim klavyeden geri geri gidiyor.
Kırmak istiyorum, ama bir türlü bloga yaz-ama-mak konusunda üzerimdeki ataleti kıramıyorum.
Rusya gezisinin fotoğraflarına baktım dün. Bazı yerler ve bazı olaylar unutulmak üzere.
İyice unutmadan yazayım üç-beş kelime...



İlk 4 gün Moskova' da idik. Her zaman yaptığımız gibi araç kiraladık ama bu sefer kril alfabesinin üzerimizdeki etkisi ile şöförlü araç kiraladık. Şöförle havaalanında (Domodedova) buluştuk. Otelimiz havaalanına yakındı, fakat otele varmamız, aşırı trafik yüzünden neredeyse 1 saatten fazla sürdü.

Oteli booking.com dan bulup rezervasyon yaptırmıştık. Lobide işlemleri yaparken A.Y. için ekstra yatağı ücret karşılığı vereceklerini söylediler. Oysa ki bizim rezervasyon anlaşmamızda 12 yaşına kadar ücretsiz    yazıyordu. Bunu söyledik fakat resepsiyon görevlisi kabul etmeyince booking. com dakilerle konuşmak istediğimizi belirttik ve ingilteredeki görevlileri aradılar, önce otel görevlileri sonrada Özhan konuştu. Meselenin türkçe tercümanın hatası olduğu ortaya çıktı. Biraz sertçe konuşunca, bırakın yatak için ekstra para vermeyi, bizi suit odaya yerleştirerek meseleyi tatlıya bağladılar  :D

{demek ki neymiş tedbirini alarak (elimizde rezervasyon çıktımız vardı) hakkını sonuna kadar arayacaksın ;) } 

İlk gün ancak akşam şehir merkezine gidip gözümüze kestirdiğimiz bir yerde  sadece akşam yemeğimizi yiyebildik. (ramazan son günleri olduğu için iftar edebildik demeliyim.) Menümüz gezilerde neredeyse fix menü haline gelen balık, makarna yada pizza ve bulunca ekstra sevindiğimiz sebze haşlaması yada çorbası oluyor.(özellikle A.Y. için) .
A.Y. bebekken yiyecek mevzusu daha sıkıntılı oluyordu. Çünkü pizza ya da makarnayı yeteri kadar ve severek yemeyince vejeteryan çorba bulma konusu bizi biraz dolaştırıyordu ve bazı öğünleride meyve, yoğurt, süt olarak geçiriyorduk. Artık çok şükür biz ne yersek O' da aynısı ile karnını doyurabiliyor :)



Yedi kız kardeşler binalarından biri.
Stalinin yaptırdığı birbirinin benzeri yedi adet binaya bu ad verilmiş. Bunlardan bir tanesi -ki bu Lenin tepesinde bulunan ve içlerinde en yükseği, Moskova Devlet Üniversitesi binası olarak kullanılıyormuş.



Kızıl meydan önünde gelin arabası olarak süslenmiş ve bozulmuş limuzini tamir etmeye çalışan damat ve arkadaşları.

Ertesi gün oldukca uzun bir yolculukla patlamak üzereyken kızıl meydana vardık. Trafik aşırı derecede yoğundu (8 şeritli yolun tıknmış halini düşünün) ve Istanbuldaki halimizin şükredilesi olduğunu ilk defa farkettim !!!

Moskova Metrosu

Moskova metrosu Tokyo metrosundan sonra dünyanın ikinci büyük metrosu !
Metro gezilirse  insanın kendini müze geziyor gibi hissedeceği söyleniyor.

Siz siz olun Moskova' ya 3-5 günlüğüne turist olarak gelmişseniz, metrosunu kullanmayı bilmiyorsanız otelinizi mutlaka merkeze yakın bir yerden bulun. (Metroyu kullanmayı bilmemekle kast ettiğim kril alfebesini okuyamamak idi.Anlamanıza gerek yok zira seslendirdiğinizde zaten o yerin adını anlıyacaksınız ve istediğiniz durakda inersiniz yada diğer hatta geçiş yaparsınız.)
Bizim dilediğimiz standartlarda ki oteller merkezde pahalı olunca ve trafiğin bu halini bilmeyince bu hoteli tercih etmiştik. Neyse siz artık biliyorsunuz ;)

Kızıl meydanda restoranların olduğu sırada bulduğumuz (adını şimdi unuttum) bir İtalyan Ristourantesinde yağmuru izlerken.

Tarih 24 hazirandı. Ve hava ara ara yağmur yağsada şahaneydi. Ne sıcak ne soğuk.



Kızıl meydanda hediyelik eşyaların satıldığı yerde dikkatleri direk üzerine çeken bu matruşka bebekleriydi. Çeşit çeşit ve çok tatlılar.



En küçüğünün ne kadar küçük olduğunu göstermek için çektiğim fotoğraf, en küçük matruşkanın boyutu sadece büyük bir toplu iğne başı kadar!


Ve yine meşhur Rus kalpakları.


Moskova tarih müzesi


Moskovada ilk varılan durak ve gezilen yer galiba kızıl meydan. İşte bu görünen kapıdan girince karşımızdaki alan Red Square.



Karşıda görünen küçük büro kilise için yardım toplanan bir yer.
Burada yapılanları ve gördüklerimi şöyle yorumladım..... 


Yerdeki dairenin üzerine çıkan kişi arkaya doğru bozuk para atıyor. Bu bozuk paranın düştüğü yere göre duası&dileği v.s. kabul oluyor...   :P
Atılan parada kiliseye bağışlanmış oluyor.
bana öyle geldi ...
Kimseyede sormadık, şimdi niye sormadık ki diye düşünüyorum. Galiba olay hakkındaki yorumuma kendimi çok inandırdım ve gerek duymadım. Ama şimdi  merak ettim acaba gerçekten öyle mi?
her neyse......

Kızıl meydana doğru giderken (yukarıda bahsettiğim kapıdan girince) soldaki ilk yapı bu kilise.


Yine aynı kapıdan girince kaşımıza çıkan yol.

Sol tarafta 1200 den fazla mağzanın bulunduğu Moskova nın en modern ve meşhur alışveriş merkezi GUM.



Kızıl meydana çıkan ara sokaklardan biri.


Ne için, nerden gelip nereye gidiyorlar bilmiyorum.
Kremlin sarayının bahçesinde karşılaştığımız Rus askerleri.

Kremlin sarayının kulelerinden biri. Kremlin Ruscada hisar demekmiş.


A.Y.  3,5 yaşında oldu. Halen gezilerde bebek arabamız vaz geçilmezimiz. Öğle uykusunu yine içinde uyudu diğer gezilerde olduğu gibi. Artık daha az biniyor olsada yorulduğunda yada O' nu zapturapt altına almamız gereken yerlerde kucağa alıp 15 kiloyu dakikalarca taşımaktansa iki saat kullanmak için dahi olsa yanımızda taşımayı yeğliyoruz. O binmediği zamanlarda da çantalarımızı taşıyor fena mı ;) 


Milletler, kültüerler değişsede bazı şeyler dünyanın hemen hemen her  yerinde aynı.
İşte yeni evlenmiş bir çift. Aziz Vasili katedraline doğru gidiyorlar. Bizde Eyüp Sultanın bahçesindeki manzaraları hatırladım o an. 

Aziz Vasili Katedrali
Bu katedrali IV.Çar Ivan, Kazan ve Astrahan Hanlıklarına karşı kazandığı zaferler için yaptırmış.
O sekiz kubbe, sekiz ayrı zaferin sembolü imiş..
Sonrada mimarının daha güzelini yapamaması için gözlerini oydurduğu söyleniyor. Bu sebeple midir yoksa kendisine ihanet ettiğini düşündüğü oğlunu öldürmesi sebebi ile midir korkunç ivan lakabını almış. Belkide halkına ve askerlerine ettiği zulüm ve verdiği korkunç cezalar yüzündendir....


Kremlinin hemen dışındaki bahçeden kareler...






Sarayın hemen dışındaki kanaldan bir kare. Kanal adım adım değişik heykellerle süslenmiş. Bununda kurba prens olduğunu düşündüm ???



Kremlin sarayına girmek için oldukca uzun iki sıra bekledik. Birincisi bilet alma kuyruğu, ikincisi ise içeri girme kuyruğu.  Kuyrukda beklerken A.Y. de sağda solda kendine oyun alanları buldu. Karşıdaki köprünün üzerinden geçip kulenin altındaki kapıdan içeri giriyoruz.


Çar Çanı ve arkasında görünen Baş Melek Katedrali.
Çar çanı 200 ton ağırlığında. Hiç çalınmamış bir çan. Çıkan bir yangını söndürürken bu çanında sulanması ile fotoğrafın sol yanından 11 tonluk bir parçası kırılıp kopmuş halde.
Baş Melek Katedralinde ise Çarların mezarları var.  


 Çar ve sülalesinin vaftiz edildiği yer olan Meryeme Müjde Katedrali.


 Katedrallerin içinde A.Y.
Resimde dokunduğu zincirlere dokunduğunda dahi ikaz ediyor içerdeki görevliler !!!


Moskova nehri üzerinde akşamın ilk saatleri.....


Kurtarıcı İsa katedrali



Çoğu turistin yaptığı gibi bizde Moskova nehri üzerindeki gezinti ile şehrin en gözde yapılarını, nehir üzerinde oturduğumuz yerden gördük.  


Çar I.Pyort heykeli

Biniş saatimiz akşam saatlerine doğru olduğu için manzara daha da şahaneydi. Fakat şarjı biten fotoğraf makinemiz yüzünden cep telefonun ile çekmek zorunda kaldığımız  fotoğraflar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.....


Nehir kıyısında yapılan bir parti. Biz yanlarından geçerken vals yapıyorlardı.



 Rusların 1988 de ilk kez uzaya çıkan mekikleri Buran. İçinde ki aksamının tamamen sökülmüş olduğunu duyduk. Meraklıları için içersi 100 Rub gibi bir ücret mukabilinde gezilebiliyormuş.


Ve Arbat Sokağı.
Giden çoğunluğun tespitine tamamen katılırak bizde bu sokağı İstiklal Caddesine benzettik. 

Sıkca cafeler, sokak çalgıcıları ve ressamlarla karşılaşıyoruz, tıpkı caddenin başında rastladığımız bu grup gibi....

Ve Arbat caddesinde bir Türk restoranı: Kebap House. 
A.Y. ayranını höpürdedirken  :)


Sonraki bölümde A.Y. için gittiğimiz ve tam 1 günümüzü alan Moskova Hayvanat Bahçesini yayınlamayı düşünüyorum....
Ve sonraki yazı içinde bir bu kadar zaman geçmemesini diliyorum.....