aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aşk etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Kasım 2010 Cuma

14 üncü 25 başlıklı yazıya açıklık.....




Her ne kadar 24 kasım akşamı, ertesi günün 25 kasım olduğunu konuşmuş isek te iş yeri hallerinden ötürü ve özellikle de öğleden sonra acele yapılması gereken işlerden dolayı günün anlam ve önemini tamamen aklımdan çıkmıştı.






Hatta öyle ki, giriş kapısında ki güvenlik görevlisinin paketim olduğunu söylemesi bile beni ayıktırmayıp, gelen paketin işle alakalı olduğunu düşünerek :P ;

güvenlik gerekçesiyle, kargo şirketlerinin ve kuryelerin ve dahi yemek siparişi getirenlerin binaya girişine izin vermemelerini (sanki burası danıştay binası yada merkez bankası ya...) her ne kadar bu kararda suçu ve etkisi olmasa da, aşağıya inmeye üşenerek, güvenlik görevlisine telefonda ufflayıp-puflayarak bir sürü söylenmiştim....



Ta ki güvenlik


"hayır esma hanım bu firmadan değil, kek mi pastamı bişey"


deyinceye kadar :D



Bu cümleden sonra sesimin tonu birden değişiverdi nedense !!!! ;)



Ve aklıma aylardan kasım günlerden de 25i olduğu geldi.






Can Öz' üme;




Yine aylardan kasım, sanki sende kaldı bir yarım


Her nefesim her anım, sanadır canım .......








Acelece yazdığım bu yazıya bu kadar farklı yorum ve tahmin geleceği hiç aklıma gelmezdi doğrusu.




Daha ayrıntılı bilgi ve işin doğrusu için buraya














25 Kasım 2009 Çarşamba

bunun adı AŞK, O nunsa lakabı,



25 kasım;
her yıl sektirmeden kutladığımız,  ilk zamanlar her ayın aynı gününü  kutladığımız (ara ara hatırlayıp devam ettiğimiz)  nişan değil, evlilik değil ilk tanışmamız değil,
iki ayrı     BENlikken      BİZ    olduğumuz, 'ben' demeyi unuttuğumuz, her cümleye 'sen'  diye başladığımız, sonrasında hayatın zorluklarının en az yarıya indiği, güzelliklerin ve mutluluklarınsa en az iki katına çıktığı günün adı.

Otobüste gördüm ilk O nu.
Hem de ilk eksiklerimi gidermek için ilk dışarıya çıkışımda, ilk otobüse binişimde,  ilk yurt günlerimde, ilk üniversite yılımda......
İlk gördüğüm andan  aklımda kalan tatlı, sıcacık bir bakış ve unutulmaz bir gülümseme.
Alışmaya çalışılan ama alışılamayan ilk ünüversite günlerinde....

Hiç aklıma gelmeyecek olan tekrar görmekti;   kim olduğu belirsiz, neci olduğu belirsiz, herkes gibi ama herkesden farklı olan, sadece güzel bir insan olarak görülen sıcacık gülümseyen bu adamı.

Oda arkadaşım Canan. Şimdi kim bilir nerelerde?
ve Onun oda arkadaşı aynı sınıfta değillermiymiş meğerse  :)
Bak şu kaderin işine  :D
Kadere direnmeyip tanıştık  işte bizde  :P


Bundan 13 yıl önce.
Tarih   25.11.1996.
Günlerden pazartesi.
Yer  E.Ü.  Kampüsü  Mühendislik  Fakültesi önü.

Hiç gelmeyeceğini sandığım gün.
Aynı saatte aynı yerde.
Yine gelip, hep gelip hiç gitmeyince.
Her ders çıkışı O nu karşımda görünce...............
Aklımda tek tereddüt olan ailem.
O hiç görmediği ve hiç göremeyeceği elleri mis kokulu babamı rüyasında görünce
Elleri mis kokulu babam ona inci bir kolye verince.
Ve bu rüyanın tabirine,  gidip kitapçıdaki bir rüya tabirleri kitabından okuyunca*

Birbirimize yoldaş kaldığımız annanem rahmetli, derdi ki;
"Allah ım  E. yi de baş göz edince al emanetini" 
Canım benim yalnız kalmayı hiç istemezdi. Bilmezdi ki her zaman, her koşulda başımzın tacı, evimizin bereketi.........
İşte tamda henüz ben biz olmuşken Allah-ü Teala alıvermişti emanetini.

Bu sevki ilahi miydi ?
Herşey elbette Haktan.  Ama bu kadar bariz mi sevk edilirdi iki insan?

O sene yaşadığım pek çok şey gibi O da  ilkti hayatımda.
İlk aşkım .................  ve elbette son.

Ve eğer varsa bu dünyada her kesin bir ruh eşi ne mutlu ki bulmuşuz birbirimiz.
Bu süprizle döktüm işte içimdekileri :)

Herşeyde önce Sen diyen ben,
bu konuda biliyorum  seni üzüyorum ve malesef  ben diyorum.
İnan canımın Öz.ü  ben.
ben daha çok.
Ve her mesajımın, her mailimin ardına, her tel. konuşmamın sonuna eklediğim gibi
burayada ekliyorum....
Ve
ben daha çok
diyorum
Seni çok seviyorum
Ben daha çok seviyorum
;)

Beni tanıyanlar şaşırıyor evlilik yıl dönümümüzü, nişan günümüz ve doğum günümü bile unutuğumu duyunca.
Bunların hepsini unutabiliyorum.
Çünkü ben hep 25 kasımı  kutluyorum  :)

Ben en çok yıllardan 1996 yı
Mevsimlerden sonbaharı,
Aylardan Kasımı,
Günlerden pazartesiyi,
Ayın 25 ini seviyorum.

Siz okuyucularada daha büyük aşklar diliyorum.
:)


*Rüyada bir inciye malik oldugunu gören kimse, evlenir. Rüyada inci gü­zel bir kadına veya hizmetçiye işarettir. Erkek bir kimsenin, boynunda inciden gerdanlik görmesi, eger o kimse Kuran ögreniyorsa, onu ezberler, islam hukukunu ögrenmeye çalisiyorsa, onu tahsil eder. Eger bir sey söz vermisse, sözünü yerine getirir. Böyle bir sey yok ve kendisi de bekarsa, Kurani güzel okuyan bir kadinla evlenir.

her ne kadar bu rüyadan 7 yıl sonra evlenmiş olsakta  :)
Ve halen güzel Kuran okuyabilme umudumu yitirmiş değilim  :P
.
.
*******************************

8 Temmuz 2009 Çarşamba

aşkta revizyon ! ??



Elif Şafak - Aşk

Elif Şafağa ait okuduğum ikinci kitap.

ilki Siyah Süttü. Ve beni ikiside ne kadar etkiledi ki; ikisinide buraya not düştüm.

Şems ile Rumi aşkını yazan A. Z. Zaharanın kitabını, Bostonlu Ellanın okuyuşunda canlandırmış.


200.000 satmış (nobel ödülü almış Orhan Pamuğun Yeni Hayat' ı 120.000 satmıştı.) bir kitabın içeriğinde övgümü bekleyen bir hal ve gerek yok.
.
Ben kurgusundan bahsetmek istedim.
.
Kitaptaki kitabı, romanın kahramanı gibi görünen ama kanımca romanın kahramanı olmayan Ella' nın, editör asistanının asistanı olarak okuması,
olayların, kitaptaki okuyucu Ellanın yüzyılı ile kitaptaki kitapta geçen Şems ve Ruminin yüzyılları arasında su gibi kopuntusuz gidip gelmesi,
sıkıntıların ve AŞK ların farklı zaman ve farklı mekanlarda ki aynılığı-farklı zamanda aynı anda yaşatılması....
.
gerçekten ince ince örülmüş çook hoş bir kitap.
.
Gelelim revizyona uğramış aşka.
.
Sıkı durun söylüyorum; şekilci erkekler pembe kitap okuyamıyormuş, elinde pembe kaplı bir kitapla otobüse binemiyor, insan içine çıkamıyormuş !!!!
.
gerçekten.
.
Yani bu kadar mı şekilci olunur. Duyduğumda ne alaka demekten kendimi alıkoyamadım.
Ve bu durum yayın evi Doğan Kitaba ve Elif Şafağ' a kadar gitmiş. Onlarda sonunda kitabın kül rengine çevirmişler.
.
Kül rengi yani gri; silik bir renk. Alın pembeden utanan silik beyler size silik renkli bir kitap. Göğsünüzün üstünde gere gere dolaştırın. nçç nççç nnçççç

.


İnsanlar kendilerini niye sınıflandırır ve dar kalıplara sokar hiç anlamam.

Gül gibi renk, gül rengi pembe.

Niye erkekler pembe giymesin ki. Kim demiş yakışmaz diye.

Gelin görün Öz.üme hemde nasıl yakışıyor.

Tabi güzele her şey yakışır o başka :PPPPP

A.Y. ye her renk aldık ne hoşumuza gittiyse. Pembede dahil.

Söylememe gerek var mı bilmem ama mavide bana yakışır Allah için :D

Tamam sulandımayacağım. Ama cidden bu renk ayrımını hiç anlayamadım gitti. Bir kere kim demiş, kim karar vermiş erkeğe şu renkler, kadaına şu renkler diye?

Yoksa bizim bilmediğimiz bir kurum mu varmış geçmişte kadın erkek kimyasını inceleyip renk skalası çıkartan ?

.

.

******************************