yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yemek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2011 Pazartesi

Bir zeytinyağlı meyve hikayesi! yoksa çakma osmanlı yemeği mi desem?

Perşembe gün marketten yer elması almıştım. Ben çok severim yer elmasını. Küçükken annemle babam çok alırlardı. Ben Burdurluyum, orda büyüdüm, bizim orada çok olurdu. Ama yemeğini bilmezdik. Böyle meyve gibi, kabuklarını binbir emekle soyup, atıştırmalık olarak yerdim/k.
valla çok da güzel olurdu !
du diyorum çünkü İstanbulda olmamdan mııııı , ticari kaygının dozunun bu derece artması, daha açıkcası herşeye hile-hurda karışması, herşeyin hormonla ve binbir kimyasalla yetiştirilmasi sebebi ile mi bilinmez artık eski tadı tuzu yok. Benim yediklerim çok lezzetliydi, şimdi aldıklarım aynı beyaz patates !
Neyse işte bu yer elmalarını yemek olarak pişirmeye karar verdim.
Daha önce 1 kez yemiştim ama tadını tam hatırlayamıyordum.
Cumartesi gün girdim mutfağa.... ( hergün giremiyorum ya :P )
Yer elmasını çıkarttım, içine ne koyacağımı düşündüm.....
Aklıma klasik olarak soğan ve havuç geldi. Bir gün önce zeytinyağlı pırasa bitirmiştik ve ben yemeklerin içindeki havucu ayıklayan biri olduğumdan bunun içinede tekrar havuç koymak istemedim.
Düşünürken çekmecede ki ne zaman aldığımızı dahi unuttuğum 2 adet ayva gözüme çarptı.
Neden olmasındı?
E bu yemeğe limon suyu koyacaktım, yanında aynı familyadan gelen portakalın suyuda konabilirdi.
Son olarak daha önce pişirdiğim kerevizin içine koyduğum grany smith Elmanın ( çok ekşi olanlar varya) çok yakıştığını hatırladım, ama şuan bizdeki amasya elmasıydı.
e olsundu, diğerinide evde o var diye koymamışmıydım nasılsa :)

Soğanları zeytin yağında çevirip, üzerine emek emek* soyup irice rast gele doğradığım yer elmalarını attım. Biraz daha çevirdim.
Sonra soyup dilimlediğim ayvaları atıp bir süre kavrur gibi yaptım.

Ve sıktığım 1 portakal suyuyla birlikte 1/2 limon suyunu ve de 1 tatkı kaşığı şekeri ekledim.
Az birazda tuz.
Üzerine biarzcık da su ilave ederek bir süre pişirdikten sonra en son elmalarımı ekledim.

İşte sonuç görüntüsü böyle, tadıysa bende saklı :P
Ben yaptım diye demiyorum amaaaaaa
gerçekten harika bir şey olmuştu !!!
gerçekten.....
Bir sonraki sefere içinse;
1- İçindeki malzemelerin hepsinin açık tenkli olması sebebi ile tamamen renklilik olsun diye içine bir havuç girse iyi olur.
2- Portakalın çok tatlı olmasıyla alakalı olabilir, şekeri hiç koymasam da gayet tadı yerinde olacak.
3- Elmaları ocakdan indirmeye yakın yani daha da geç atmalıymışım, biraz daha diri olsalar daha iyi.
Cesareti olan denesin !
Biz en kısa zamanda tekrarlıyacağız inşallah.
Ben yaptım artık adınıda siz koyun, ister zeytinyağlı meyve olsun,
ister içinde ki ayvadan sebep osmanlı mutfağından seçme....... :P

* emek emek deyince aklıma gelen;
zaman zaman Ahmet Yusuf a, etrafa verdiği zaiyattan ötürü, "annecim ben onları emek emek yapmıştım - hazırlamıştım" filan gibi laflar sarf edebiliyorum. Oradan kapmış olacak ki;
geçen gün kuruyan çamaşırları katlar gibi yapmış (gerçekte her birini çok muntazam rulo haline getirmiş :) ) babannesine gitmiş;
"-bak babane emek emek katladım" diyor :D

.
.
unuttuğum :
Bu gün 14 şubat sevgililer günü !
Ve bugün ilk defa 14 şubatı manalı buldum ve ilk defa kutlayacağım/kutluyorum.
Çünkü bugün, 14 şubat, Sevgililerin sevgilisi, efendilerin efendisi, güzeller güzeli peygamber efendimizin dünyayı şereflendirdiği gün !!!
Mübarek olsun, dualarımızın kabulune, günahlarımızın affına vesile olsun efendim....

24 Eylül 2010 Cuma

2,4 yaşında da olsan, emek olmadan yemek olmuyormuş.


Kış yaklaşıyor.
Yazlık sebzeler ve kış hazırlıkları neredeyse bitmek üzere...


Her zaman, yapılan her işe, bazen cebren ve hile ile de olsa, dahil olmak
en büyük zevki.
Bu işler becerebildiği işler olunca.....
O da, ben de mutluluktan dört köşeyiz ;)






Barbunya doldurulmuş koca kaşığa açılan koca ağız sizi yanıltmasın.

A.Y. barbunya yemeyi çok fazla sevmiyor(du) ve yanında bulundurduğum -sevdiği- itici güçlerin sayesinde azıcık yiyor(du) .
(burada da cebren ve hile ile iş yapan ben oluyorum :P )
Bu çiğ barbunyaya, annenin gözünün içine baka baka,
iştahla açılan koca ağzın sebebi,
tamamen annenin ilgisini çekmek, tepki vermesini sağlamak, hayır dedirtmek ve belki de verdiği tepkiyle içten içe eğlenmek için !



Bu birlikte ayıkladığımız barbunyaların bir kısmını paketleyip dondurucuya attık,
bir kısmınıda akşam için pişirdik.
Akşam, pişen barbunyaları yine itici güçler eşiğinde -ki bunlar duruma göre yoğurt, domates, karpuz, üzüm , şeftali, v.b. olabiliyor, cebren ve hile ile yedirmeyi düşünürken.....
önce babasına bu bebileri (barbunyaları) kimin-nasıl ayıkladığı hakkında detaylı bilgi verdikten sonra.....
A.Y. barbunyaları -bebi bebi diyerek, tek tek bir güzel yedi
:D
Demek ki bunca zaman itici güç, cebir, hile fialn boşuna uğraşıyormuşuz :P
Ancak emek verince yemek oluyormuş meğer !


22 Ekim 2009 Perşembe

ben bu sinirlilik halini galiba hakettim !

Elimde içmeye çalıştığım kahve çok acı.
Çünkü sütsüz ve şekersiz.
Zaten gerçek süt varsa ekliyorum, süt tozu kullanmam. Şekerde yok.

Ama ben inat edip bu hali ile içiyorum. Yanında tat verici bir küp bitter çikolatam yok, pikolata da.

Kendime kızdım çünkü. Öğlen ikinci kez sevdiğimiz bir yere yemeğe gittik. Zeytinyağlılardan ve salatalardan müteşekkil bir mönü seçtim kendime.

Ama hey haat,
istediğin zaman miniminnacık konan yemekler, istemeyince tabağına doluyor. Oooov yeter yeter dememi duymamış ahçıda sağ olsun doldurdukça doldurdu.

Yemek istediklerimi ölçüsel olarak bildirmediğime pişman, önüme gelen, mercimek salatası, nohut salatası, barbunya, salatalık ve semizotlu yoğurt dolu tabakla bir süre bakıştım.

Sonra salataların tadlarına baktım ve beğenmedim. Biraz limon ekledim, biraz da tuz.

Sonra yine tam olarak tadını beğenmediğim haldeeeeee

ne  yaptım????????????

Barbunyanın bir kısmı hariç herşeyi yedim!!!

Duruma göre diyetteyim demeyip tatlı, unlu neler neler yiyen ben in  sinir olduğu nokta ne????

Çünkü önce yediğim dondurmayı, un helvasını, böreği,.... zevkle yemiştim.
Şimdi ise; anlamsızca bu kadar kalorili bir yemeği tadını da sevmeden hangi mantıkla yediysem!
Ben hiç yemek seçmem.Bunun etkisimidir nedir. Birde tabağımda yemek bırakama hiç. Bu da sebeplerden bir oldu galiba.


İş yerinden bir arkadaşımızın kızı TUS.da çocuk bölümünü kazanmış. Ne güzel. (buraya kadarı)
Arkadaşta tüm büroya sütlü nuriye ısmarladı. Aman ne güzel.
Ben ne yaptım. Sütlü nuriyeyi hayatında 1 kere yiyip beğenmeyen ben!!!!!
Aldım onu da yediiim !!!!!!!!!!!!!!!!!!

İnanabiliyor musunuz ???????????

Ben inana mıyorum !!!!!!!!!!!!!!!!!

Şaka gibi yaaaa    :L

Ne bu ?
Birisi bana büyü filan mı yaptı . 'Sevdiği sevmediği, önüne gelen  her şeyi yesin' diye  :PPP
Verdiğim 1 kilocuğa nazar mı ettiler, noooldu   :PPP

Severek yesem hiiiç gıkım çıkmazdı.
Tamam kabul ediyorum,gıkım çıkardı, da.....
 bloga gelip sinirimi + pişmanlığımı değil belki sadece pişmanlığımı yazardım.
:(
.
.
not :  ben zor sinirlenen,  sinirlenince sinirini zor teskin eden, hatta edemeyen, zamanı gelince siniri kendiliğinden geçen, ve şu anda o sihirli zamanı bekleyen biriyim.

*******************************

12 Ekim 2009 Pazartesi

kendi başıma......

Küçük A.Y.ım büyüdü :))))
Kendi kendine yemeğini yiyor - mu? acaba :D
eehhh işte yemek sırasında bizim rahat edip, uzun uzun zamandan sonra, kesintisiz, iki sevgii karşılıklı yemek yiyebileceğimiz kadar kendisini oyalıyor.

Epeydir mama sandalyesinde isyanları oynuyordu.
Kemerini bağlayınca sanki kener bir yerini sıkıştırmış gibi çığlık atıyor, minikliğine bakmadan apartmanı ayağa kaldıracak kadar büyük çığlıklar atıyordu.
E bizde komşular kapıya dayanmasın diye bağlamıyorduk.
Sonra bu küçük adam yine küçüklüğüne aldırmadan bu mama sandalyesinde ayağa kalkmaya başladı,
ve sonra yine bize aldırmadan önündeki tepsisine çıkmaya teşebbüs etti !!!!!!!!
Son günlerde bizimle birlikte masada -ama ayakta- yemek yiyor :)
Epey rahat ettik ya.
Keşke daha önce deneseymişiz :))))
Tabi oturduğu koltuğun ve masanın altının halinden hiç bahsetmiyorum ;)
Napalım böyle büyüyecek benim küçük A.Y. ım............



Ve bu resimde de anne-babanın işkembenin dibine vurduğunun fotoğrafı.
Koca bir tencere yaptım.
3 gün 3 gece yedik :D

Tarifi evden veririm, yemek listemle birlikte, çünkü şimdi çıkmam lazım.......
servise yetişicem ;)
.
.
*****************************

10 Ekim 2009 Cumartesi

2. gün........

Diyette 2. günümü tamamladım. Normalde cumartesi-pazarları zorunlu olmadıkça PC yi açmıyorum. Sırf bu diyet meselesi hatırına açtım, birşeyler yazıyorum şu saatde :)
Öncelikle bugün çok güzel bir gündü. Öğleden sonrayı yeni keşfettiğimiz bir ormanda babaannemiz ve dedemizle birlikte geçirdik. Fotoğrafını çekmek istediğim o kadar çok an oldu ki..... ama makinenin şarjı yoktu :( telefonlarıda arabada bıraktığımız için çekemedik, kısmet olur tekrar gidersek o zaman çekerim inşallah. Havalar soğumadan tekrar, tekrar gitmek istiyoruz.
Eveet gelelim bu günün durumuna.....


sabah:
Bu gün evde kahvaltı etmeme ve masanın üzerinde koca bir nutella kavanozu durduğu halde dünki ile aynı menuyle tamamladım kahvaltımı :) üstelik bu sefer çayıda şekersiz içtim ;)

arada;
10 tane üzüm, 2 tane badem

Öğle;
1 tabak kevreviz yemeği
1 bardak şalgam suyu -40 kaloriymiş.


Bu kereviz başka kereviz tarifi:
(Öz.ünde benimde yediğimiz en şahane kerevizdi, ben yaptım diye değil, gerçekten ;) uydurmasyon bir tarif bu. Hiç bir yerden okumadım ve duymadım. Böyleyken bu kadar güzel oldu diye nasıl koltuklarım kabardı bir bilseniz :) Ama acaba Amerikayı yenidenmi keşfettim diyede geçmiyor değil içimden. Ne de olsa bu konuda benden çok daha tecrübeli niceleri var.) miktarları kişi sayısına göre göz kararı ayarlarsınız.


malzemeler:
3 orta boy kereviz,
2 küçük patates,
1 orta boy soğan,
1 ekşi elma,
1 kırmızı biber
3 ortaboy domates,
1 limon suyu,
tuz,
3/4 kaşık zeytin yağı.Diyete başladımya yağları ölçüyle koyuyorum :P
Tüm malzemeleri doğradım. Elmayıda kabuklarını soyup doğradım. Üzerine limon suyu, tuz ve yağı gezdirdim. Düdüklüye koydum. 10 dk. pişirdim. Ama 8 dk. yeterli olacakmış.

İçimden 1 adet küp şeker koymak geldi ama başladığım diyeti hatırlayarak vazgeçtim. Sonra tadına bakınca hiçde gerek olmadığını düşündüm.
Soğanları ve yağı kavurmadım. Yiyecekler kavrulmadan daha vitaminli ve sağlıklı oluyormuş. Bu diyetle beraber duyduğum bildiğim tüm sağlıklı yeme alışkanlıklarını uyguluyorum ;)

Arada;
yarım elma,
1/2 paket çubuk kraker

Akşam;
aaah ah bu öğünü yazmasam :P
ya bu gün mutlu bir gün geçirdik ya, birde açık havadaydık yaaa iştahım çok açıldı :P
detaya girmeyeyim ~400 kalorilik bir yemek yedim :(((
yanında birde kola içtim, üstelik diyette değil !!! :((((( gelsin 89 kalori
üç kaşıkta salata yedim.

Ama yanımda yenen, mis gibi künefelerin ucundan bile tadına akmadım !

Yatmadan önce;
2 tane ceviz - tanesi 25 kalori-

İşte böyle bol kalorili bir gün geçirdim.
Yaptığımız yürüyüşün çok fazla etkisi olduğunu sanmıyorum zira A.Y. ile birlikte (bebek arabasız, yanımızda yürüdü :) ) ağır aksak gezinti havasında olduğu için pek yorulmadık bile.
Yarın sabah hava güzel olursa yine kayınvalidemlerle dışarıda kahvaltı yapma planımız var. Sevineyim miiii, üzüleyim mi bilemiyorum. Yarın ki yemek istihkakımı kahvaltıda doldurmamayı umarak bu yazıyı burada noktalıyorum.
.
.

fotoğraf: portakal ağacından.
Not: Ebrucum bak bugün yediklerimi gördün, ama hiç umutsuz değilim :) ne yapalım, biz ağır ve emin adımlarla ilerliyoruz :P Yenen yendi bir kere,sonraki lokmaya dur diyelim biz.


Not 2: elektrikler kesildi ve ben netten koptum :( yazımı tamda bitirmiştim. Ama yayınlayamıyorum yaaaaa :(

a haa geldi :) bende tam yazımı wordde kaydediyordum. tekrar gitmeden yayınlayayım.


********************************

9 Ekim 2009 Cuma

16:30 a kadar ne yemişim

Öğleden sonra sabah ki salatalığımı yemeyi düşünüyordum.

Ama yine yiyemedim. Kısmet değilmiş :)

İşten çıkmadan son bir rapor vereyim dedim bloğa. ( inşallah bu raporlama işi, ilk gün şevki değildir. Yediklerimi buraya hep not edebilmeyi istiyoruuuum )

1 bardak şekersiz çay yanında arkadaşımın ikram ettiği bayram şekeri

1 sade soda yanında 2 adet çubuk kraker .

Akşama yemek için hiç bir planım yok. Ama ekmeksiz bol salatalı bir yemek olmasını istiyorum.

Özüm bu planlarımı sanıyorum henüz okumamıştır. Okuyunca memnun olacağını saıyorum. Ne de olsa akşam beraber yiyeceğiz ;)

.
.
*******************************

O gün BU gün !!! -bi laf bu kadar mı uzatılır-


Dün karar verdim.
O gün yarın diye.
Yani şimdi oldu O gün BU gün :)
Ben kendisiyle barışık, kendince ve de etrafınca kilolu sayılmayan biriyim aslında.
boyum 167 cm gibi
kilom 63 kg .
Evlenmeden önceki kilom 53 kg idi. Tabi bundan 6 yıl evvelinden bahsediyorum.
O zamanlar hayatımda her akşam düzenli ve aynı zamanda lezzetli :P akşam yemekleri yoktu.
Meyve, atıştırmalık filan geçiştirirdim.
Sonra evelndim ve akşam yemekleri girdi hayatıma.
Ardından işe başladım.
Öğleleri de standart 5 çeşit yemezdim. Bol çeşitli öğle yemekleri girdi hayatıma. Her ne kadar 5 in 1 meyve, 1 ide sebze ya da içecek olsada......
Ve 8 den 5 e kadar PC başında değildim.
Evden asansöre-
asansörden servise-
servisten iş yerine- neyse bari iş yerinde iki kat merdiveni yürüyorum :P
ve aynı istikamet eve dönmüyordum. Daha hareketliydi hayatım.
Bu etkilerle 58 kiloya çıktım. Ama beni rahatsız eden bir durum yoktu. Umursamadım :)
Sonra A.Y. ye hamile kaldım. Başladım besleyici şeyleri !!!! yemeye :D
Bebeğin gelişimi için kuruyemiş çok faydalı. Bebek için yesem iyi olur. Aaaa omega 3 çok önemli, bol balık yemeli,..........................
Demir hapı zaten almak durumundaydım tüm hamileler gibi.Ve vitamin. Tabi beraberinde açılan iştah. Canın çeken herşeyi yemelisin. Bak yoksa Allah korusun bebek........... diye devam sözler,
Aaa gördün bak ye, canım çekmiştir, -sanki ben bilmiyorum canım çektip çekmediğini :)-
v.b. devam eden çevresel faktörler....

Hiiiç tatlı sevmeyen benin akşamın 11 inde tutan tatlı krizi ve pastahaneden sipariş edilip getirtilen veeee hiç soluksuz dibi görülene kadar yenilen tatlılar sonunda

20 kilocuk alarak tamamladım hamileliğimi :)
Dr. um 14 kilo üzerinde alacağın her kilo sende hatıra kalacak demişti. Doğumdan sonra 1 ay kadar geçti ve ben 64 kiloydum.
sonra geçen 16 ay boyunca 1 kilocuk vermişim ve şu an 63 üm.
Aslında hala durumumdan çok fazla şikayetçi değildim.
Ta ki parmaklarıma olmayan yüzüklerimi takıntı yapana kadar.
HAmilelikte şişen el ve ayaklar normal haline kavuşuyor bazı durumlarda. Ama ben o bazı durumların içinde değilim :)
Şu an yüzüklerimin hiç birisi parmağıma olmuyor. Nikah yüzüğü olarak eşimin yüzüğünü takıyorum :)))
Bu durumda ellerimin çook ta tombikleştiğinide düşünmenizi istemem aslında :)
Zira eşimin elleri -maşallah- çok kibar. -dı mı desem. Çünkü şu an O nunda parmağına olmuyor. O da takamıyordu. Eeee güzel yemeklerimi yiyince O da biraz kilo aldı tabi :DDD
Evet işte ben ellerimin zayıflaması için ve bedenim içinde iyi olur düşüncesi ile
dün hafif bir diyete ciddi anlamda başlamaya karar verdim. Ne zamandır aklımda idi ama bir türlü tam anlamı ile başlayamamıştım.
Sabah ilk diyet kahvaltımı yaparken Sevgili Ebru nun yazısını okuyunca, aynı anda benzer duygular beni daha da şevke getirdi. Ebru ile birlikte birbirimize destek vererek bu işi yapalım dedik :)

Ve buraya yazmak hiç aklımda yokken bu durumu burdan duyuruyorum işte :)
Kendimi zorunlu ve sorumlu hissedeyim diye :P
Yani okuyucu siz itici güç olacaksınız bana.
Mehtap Hn. ın zayıflama programlarını okuyordum aslında. Ama sınıfa dahil olmak için geç kalmıştım. Şimdi o okuduklarımdan kendi çapımda faydalanırım.
Hedefim 58 kilo ile hamilelik öncesindeki kiloma ulaşmak.
Başarırsam sonrası hakkında tekrar düşünürüm. Yüksek hedefler koyup, baştan bezmek istemiyorum.
Ve ne yediysem buraya kaydetmek istiyorum,
ki; buraya yazamayacağım şeyleri yani hesabını veremeyeceğim, bu kadar kişi önünde aşikar edemeyeceğim şeyleri yemeyeyim diye.
Bu arada benim kisi sıkı bir diyet değil haberiniz ola ve daha önemlisi benim kafadan oluşturduğum yiyecekler, Dr vergisi filan değil yani. Ve resimdede görüldüğü üzere kilolarıma
"severek ayrılalım" diyorum :P
İşte bu gün şu ana kadar yediklerim;

sabah kahvaltısı;
tek şekerli 1 kupa çay
1 dilim kepek ekmeği
1 kibrit kutusu peynir
5 zeytin
1 domates
1 salatalık
Öğle:
1 kase domates çorbası
1 adet fırında çupra

ara öğünde yemeyi düşündüğüm 1 salatalığı işten fırsat bulup yiyemedim. öğleden sonra inşallah.
şöyle bir yukarı baktımda bir kilo meselesi bu kadar uzatılabilirdi. Kendimi tebrik ediyorum. Tabi sizide sabredip bu kadar gevelemeyi okuduğunuz için sizi misli olarak tebrik ediyorum
;)
.
.
*****************************

28 Eylül 2009 Pazartesi

işkembe sevmeyenler bu yazıyı okumasın! (demedi demeyin)


İşkembe sever misiniz bilmem. Yoksa adını duyunca ığyyk diyen kibar tiplerden, ya da ööğğğğ diyen sahiden midesi kaldırmayanlardan mı? (devam etmeden siz ayrılın derim ama kendinizi böyle bir zevkten neden, niçin, nasıl mahrum ettiğinizi anlamıyoruuum.)

Valla kim ne derse desin (bak kolay kolay valla da demem ) ben bayı-lı-yo-ruuum.
Bazende şu an ki gibi kirizim tutuyor. İşkembe krizi !!!!!
Şu an var ya canımm nasıl çekiyor anlatamam. Şu güzelim Istanbul da da damağıma uygun pişiren bir yer yok :(
Benim damağım nasıl mı seviyor?
Baharat tadından etin tadı anlaşılmayanlardan olmayacak bir kere!
İstanbulda en meşhurlarından biri Şampiyon bildiğim kadarı ile, orda bile yok.
Şu resimde gördüğünüz kadar olsun yeter bana. Ama onuda nerde bulup yapıcaz.
Sac lazım bi kere. (Bizde yok)
Bu sacı bulsan pişirecek yer lazım. (Istanbulda o da zor ama halledilebilir. Mangal yapılan bir piknik yeri olabilir)
Pişirecek adam lazım ;) Bu işi de gördüğüm kadarı ile ben yapabilir miyim? yaparım herhalde.
Bu resim, bu yaz memlekette midelerimizi bu süper lezzetle buluşturmadan önce çekilmiş bir kare.
Olay şu ;

Son derece güvenilir temizlenmiş işkembe, kırkbayı, börkenek, bağırsak gibi hayvanın bilimum sindirim organları toplanır. Sac üzerinde biraz küçültülmüş parçalar halinde güzelce pişirilip tuz ve bol domates eşliğinde afiyetle yenir.
Tekrarının nasip olursa, kaç sene sonra yeneceği bilinemediği için sınırlar zorlanarak mide kapasitesi full doldurulur :P
Sindirmekten korkmayın insanın aklına aksi gelsede, midenin en kolay sindirdiği şeylerden biri de işkembe imiş. Nasıl oluyorda mide kendisini sindirmiyor öyleyse demeyin. Bu da mucizevi insan vücudunun sırlarından biri daha !
Bu tadı bana rahmetli ananem alıştırdı. (nur içinde yatsın)
Bunun dışında kelle paça ve çorba hallerinide çok severim.
Mumbar dolmasını duydum ama yiyemedim. Yersem onuda belki severim.
Ananemin sağlığında her kurbanda O nun evinde topanırdık. Biz aslında babaannemde geçirirdik bayramları. son gün uğrardık ananeme. O zamandan hazırlanırdı işkembe partisi için gerekli işkembeler.
Tüm kardeşler, kuzenler toplandık mı başlardı parti.
Teyzemle eniştem ilk evlendiklerinde eniştem ığğğy ben yemem deyip bahçenin uzak bir kenarına sandalyesini çekip oturmuş. Uzaktan olanları izlemiş. Sonra insanların tepkilerine ve ısrarlarına dayanamayıp bi tadına bakmış.
Bakış o bakış :))))))))))))))

Şimdi herkesden önce talep edenlerin başında geliyor :)

Sizde ığğğyyyyyk, ööğğğğğk diyenlerdenseniz böyle lezzetli yapanını bulup fikir değiştirmeniz işten bile değil haberiniz ola..... ıığğğğyk diyenler bu yazıyı okumasın demiştim ama ;)

Çok önemli not: bu konuda Istanbul için yapılacak mekan önerileri alabilirim.
.
.
********************************

23 Eylül 2009 Çarşamba

bayram bayram olalı görmedi böyle tatlı :P



Bir bayramı daha bayram gibi geçirdik.

Bayram gibi bir bayramı gelmeli- gitmeli; yaşımızı göz önüne aldığımızda bol gitmeli, bol tatlılı- yemeli içmeli; alacağımız kiloları göz önüne aldığımızda bol tatlıları bol tatmamalı, bol bol tebrikleşmeli, bol neşeli, bol sevinçli ve bol A.Y. ye ile oynamalı, yazmalı, çizmeli, gezmeli ama yinede pamuk şekerine doyamamalı bir bayram geçirdik. Allah a şükürler olsun.



Fotoğraf makinemizin uzun süredir azizliği üzerinde. Kesinlikle aynı dili konuşmuyoruz. Ben bu konuda epey çaba sarfettim ama onda hala tıık yok. Bu konuda çok sinirim bozuk.

Bir fırsatta aldığım yere gidip okutucam. Makinem aman aman birşey değil ama benim işimi fazlasıyla görüyor - du. Ne de olsa profesyonel çekim yapmıyorum. Çektiklerim bana hatıra kalsın yeter. Gün olur heves eder, ciddiye alırsam o zaman daha iyisini düşünürüm şuan elimdeki casio ........ modeli neydi ya, bak onu bile harırlayamadım şimdi.


Dur bakiim. Casio Exilim - Z20 imiş.

Neyse işte arada çekmeyesi tutuyor. Ne hikmetse! Benide krize sokuyor.

Zaten A.Y. den pozları zor yakalıyorum. Makineyi elimde görür görmez makineye doğru saldırıya geçiyor. Eline alıp kendi görüntülerine bakmaya bayılıyor. Hele de videosunu açmayı başarırsa kendini şaşkınlıkla izleyip bize gösteriyor.


Yukarıdaki makineyi ele geçirmesine ramak kala çekilmiş bir foto.

Geleliiim bayram tatlılarıınaaaa ;)




Eveet yukarıda yapım aşamasını görmüş olduğunuz ve tüm yapımı bu resimdeki kadar diyebileceğimiz basitlikte amaaaa tadı bir sonraki bayrama kadar damağınızda kalacak süper leziz ve aynı süpelikte kolay olan kuru baklava.

(Vay be ne tanıtım oldu. yok yok ben işi bırakıp reklam işlerine yada ticarete atılmalıyım. bu konuyuda bilahere ele alayım.)

Gerçekten ağızda dağılan bir tatlı ve insanı hiç kesmiyor denecek hafiflikte. Yiyen herkesin takdirini kazandık :D


Bu tarifi yeni tanıdığım ve tanıdığıma çook memnun olduğum işte bu Yemek Zevki sitesinin sahibesi Melda hn. dan öğrendim. buradan kendisine teşekkürlerimi yineliyorum.

Gelelim o süper basit tarifine. (ilgili sitede var olsada bu kadar bahisten sonra bende anlatayım)

Malzemeler:
3 yaprak baklavalık yufka,
4 kaşık eritilmiş tereyağı,
3 kaşık tahin,
3 kaşık dövülmüş ceviz içi,
3 kaşık şeker,



Hazırlanışı:
Yufkaların her katının arasına 1 kaşık tereyağı sürülür.
3.katına tereyağından sonra sırası ile 3 kaşık tahin sürülür, 3 kaşık ceviz ekilir, ve 3 kaşık şeker ekilir.

yufka kenarından çok sıkı olmayacak şekilde rulo yapılır ve üzeri tereyağ ile yağlanıdıktan sonra verevine (baklava dilimi şeklinde) kesilerek yağlı kağıt yerleştirilmiş tepsiye dizilir.

160 derecelik fırında üzeri kızarana kadar pişirildikten sonra afiyetle parmaklarla birlikte yenir :)


kalan olursa misafirlerede ikram edilir :P

Tarifinde piştikten sonra üzerine pudra şekeri ekilir diyordu ama ben daha baklavamsı olsun diye ve tadı açısından buna gerek olmadığının düşünerek ekmedim.

Bu şekilde 1 ruladan hemen hemen 10-11 tane çıkıyor.4 rula 1 büyük bir fırın tepsisini doldurdu.


Arefe akşamı ilk tepsi pişti. Tadına bakınca hemen 2. tepsiye giriştim. Tepsinin biri bayram sabahı babanemize gitti ve afiyetle yendi. Sonrasında da gezmeler, şekerler, börekler filan derken bir bayram daha mutlu sonla bittiiiii.


.

.

*****************************

15 Haziran 2009 Pazartesi

kafamın içindekiler . ? * : , ;-\ :P



Kafamda öyle çok şey var ki; boynum taşıyamıyor desem inanır mısınız?

Hem yapacak, hem yazacak, birikti de birikti.

.

Derler ya hiçbir şeyi yarına erteleme yarınında kendi iş olur diye.

Hıh ! işte aynen öyle.

.

Her gelen gün kendi işini de ekledi işlerin üstüne.

Hadi bakalım e.t. temizle iş listesini.

.

Zihnimde en başta evin rutin işleri var ihmal edilen.(hoş, buna benden başka takılan yok. ama en beteri zaten insanın kendisinin rahatsızlık duyması. yoksa başkalarını sallaya bilirim yerine göre ;) )

.

Sonra şu blog hep bundan korkmuştum açmadan önce.

Ya ben kendimi tanıyorum. Çok sorumluluk sahibi biriyimdir :PPPPPPP

Bu bloğu açmadan önce “ya düzenli yazamazsam diye” bir endişem vardı. Sağolsun Moonsun "istediğin zaman yazarsın dert edilecek bir şey değil" demişti daha açmadan.

Ama dedim ya çook sorumluluk sahibiyim diye.

Öyle böyle değil, haddinden fazla!

.

Şimdi ben bir süredir yazamadım ya,

.

son yazılarımda asıl yazmak istediklerim değildi ya,

.

pamuğumun doğum gününü de –hem de ilk doğum günü- ballandıra ballandıra anlatamadım ya,

.

bir sürü ilkimiz birikti buradan ilan edemedim ya – ama tarihleri ile kağıda not aldım ;) en kısa sürede buraya da yaziciim.–

.

bloğun etiketlerini yeniden katagorilendirmek istememe rağmen yapamadım ya,

.

Bir başka başlık; elimdeki kitaplar. ben elimdeki “ Harika çocuk nasıl yetiştirilir” i bitiremeden, seveceğimi düşünen, düşünceli arkadaşlarımın elime tutuşturdukları 2 kitap daha.

Birisi yazmıştım mantukkut tayr, diğeride Elif Şafağın Meşhur “Aşk” ı

.

Evde bir süredir alıp alıp pişiremediğim sebzeleri (yoksa pişirip yiyemediğimiz mi demeliydim) de eklersem........

.

(2 hafta önce patlıcan oturtma yapmıştım. Bir akşam yedik bitiremedik. Ertesi güm Öz. Almanyaya gitti. 3-4 günlüğüne. O gün iş yerinde de aynı yemek. Bende evdekini yemedim. sonraki günlerde de ne olduysa işte yemedim. Öz. geldi. Hala evde aynı yemek :) eee o zamanda adamın önüne aynı yemeği tekrar çıkartmak istemedim, yenmedi. İki gün sonra Öz. dolapta buldu masaya getirdi bir iki lokma aldık. kalanı kaldı. Merak etmeyin hala bu satırları yazdığıma göre zehirlenmedik :P İşte bu aralar yemek yapamıyorum ayrı dertte, yaptıklarımda böyle olunca benimde yapasım gelmiyor mu desem, yoksa bu durum işime geliyormu desem :PPPP )

.

Oooyyyy ooyyyyy çok tembelleştim diyecem ama yok yani, kendime haksızlık etmiş olurum.

Eee öyleyse noluyor bana ?

.

Biri bana bişey söylesin ? :-?P,;

Ya da söylemesin günleri şöyle 30 saat yapsa yeter :P

.

Ne olacak benim bu halim yaaaa.

Şöööyleeee bir rahat insan olamadım gitti.

.

Bu arada kısmet olursa çıkacağımızı tatilin, seçemediğimiz ülkelerin nasıl dert olduğunun anlatsam siz bile çığlık atarsınız.

Yani bir insan tatil planını bile bu kadar dert edinebilir. ( zaten tatilde bu tatil hazırlığının yorgunluğunun ancak atabilicem galiba :P )

.

Kısmetse İtalya seyahati planladık.

Yarın sabah konsolos amcayla randevum var. Bana gidebilirsin derse, Perşembe yolcuyuz inşallah.

Bunu bir sonraki postta detaylı anlatmayı planlıyorum.

.

.

.

.

***************************

2 Haziran 2009 Salı

Bu reklamı kınamazsam olmaz !

Resmini koyarak başlamak bir lahza aklımdan geçti ama eleştiri sebebimi pekiştirmiş olurum diye vaz geçtim.


Eskiden daha dikkatli izlerdim reklamları ve beklide daha çok.


A.Y. doğdu doğalı zaten pek TV izlemesekte arada açtığımızda da pamuk şekerinin sıhati açısından reklamların ne kadar zararlı olduğunu düşünerek, reklam çıktımı direk kanalı değiştiriyorum. Bu sebeple daha yeni fark ettiğim bir reklamla ilgili bir yazı yazmayı düşünürken, reklam kendini yenilemiş ama eleştiri konumdan hiçbir şey yitirmemiş olarak tekrar karşıma çıktı.


İyi o zaman bende iki kat eleştirilerimi yolluyorum ! ! !

Daha da uzatmadan içeriğe geçiyorum.

Reklam : pınar sucuk reklamı.

Hani şu illa ki diyen reklam.


Yani bu bir yiyecek reklamı elbette ürünü gösterecek lezzetli diyecek ama o kadarda insanın gözüne soka soka, kokusunu TV nin karşısındaki şahıslara duyurmaya ne gerek var.


Alan vaar alamayan var.

Büyükleri düşünmüyorum zaten de canı çeken çocuklar benim düşündüklerim.
Bilmiyorum anne olduktan sonramı daha hassaslaştım bu konuda.
(yok yaaa, ben önceden de sinir oluyordum ama bu mevzuyu dillendirecek bir bloğum yoktu galiba :) )

Yok yani pişmiş halini bile gösterse, yanında nasıl yumurta yapacağını, o yumurtaya ekmeğini nasıl batıracağını, o lokmayı ağzına nasıl götürüp yiyeceğinide göstermeye gerek yok ki!!!!!!!
Çok sucuk seven biride değilim, olursa yerim ama tokken bile insanın canını çektiriyorlar.

Yani aslında bu şirketin reklamcılarını tebrik etmek lazım. Benim bu yazımı okumuş olsalar birbirlerini tebrik ederler herhalde.

Bu sahneyi görüp bir çocuğun bile anne bana da al, bizde alalım dediğini ve o annenin alamayacak durumda olduğunu düşününce benim içimden bir şeyler akıyor inanın.


Unutmayalım!
kimileri için hiç meblasında olan bu tür harcamalar birçokları için hala ultra lüks.

İş bu sebeple bu ve bu tür reklamları esefle k ı n ı y o r u m .




****************************************

13 Mayıs 2009 Çarşamba

mikrodalgada fiyasko(benim ki) kek



Hani demiştim ya minik kuzum en çok keki seviyor diye,
işte buradan hareketle ona hemencecik yapabileceğim annekazın tarifini okuyunca not almıştım ve geçenlerde denedim.

Sonuç :

başlıkta okuduğunuz üzere fiyaskooooooo
:))))))))))))))




Tarifi bire bir uyguladım.
aynen şöyle :

Malzemeler..
Mikrodalga fırın, kahve kupası
4 kaşık un
1 yumurta
4 kaşık şeker
3 kaşık süt
2 kaşık kakao
3 kaşık sıvı yağ
3 kaşık damla çikolata
vanilya
Fincanın içinde normal kek yapar gibi bütün işlemleri sırasıyla yapıp fincanı mikrodalgaya koyalım. Mikrodalganız 700 w ise 4 dakika, 1000w ise 3 dakikaya ayarlayın, ve pişirin.


evet tamam işte aynısını yaptım ama ı ıh
tek fark ben 800w da hemen hemen 3,5 dk. pişirdim. Ama bu da bu kadar fark yaratmaz herhalde di mi?
zaten benimkinin görüntüsü ordakine benzemedi :?

Yaaa niye öle oldu anlamadım. Ne büyük umutlarla geçmiştim başınaaa :(((

Aslında görüntü mağra ya da kreter taşlarında olan görüntüye benzesede sevmiştim.

Tadına bakınca herşe değişti. Çünkü kek lastik gibi olmuuuuş.

İşte tespit ettiğim eksiklikler

Bir kere çok kuru. Galiba yağı az gelmiş.
Sonracıma çok tatlı şeyleri sevmememe rağmen şekeri az gibi geldi.
attığımız 3 kaşık damla çikolata + kakao fazla gelmiş gibiydi.
Ve son olarak daha az güçte ve daha yavaş pişmesi daha iyi olacak gibi.

Bakalım bu değişikliklerle tekrar deneyeceğim.
İnşallah bu sefer şööyleeee leziz bir kek olurda sık sık yaparım.

*************************************

5 Mayıs 2009 Salı

canınız çekmesin :)




Geçen hafta Öz.ün Suriyeli iş arkadaşı buradaydı. İş birliktelikleri epeydir sürüyor. Eşi ve ailesi ilede ismen tanışıyoruz ve selamlaşıyoruz. İstememize rağmen ne O nun eşi buraya gelebildi ne de ben Suriyeye gidebildim. Belki ileride olabilir. Bir kızları vardı, şimdi A.Y. den az büyük ikizleri oldu. Çok tatlı insanlar.

Neyse efendim foto ile bağlantıyı kurmak gerekirse işte bu arkadaşımız bize gördüğüüz çanta dolusu kurabiye getirmiş. Daha öncede sağolsun hep bizim baklavamıza benzer tatlılar getiriyordu. Bizimkinden farkı şerbeti yok, şekeri daha az gibi ve daha yağlı. İşte bu tatlıları artık getirmese diyordum eşime ki duymuş gibi bu defa böyle geldi.

Ama bu da hiç olmadı tamda biz yediklerimize dikkat etme kararı almışken :(






Şam fıstıklı, lokumlu+çam fıstıklı, hurmalı, hindistan cevizli.

Gelde şimdi bunların tatına bakma................

Gelde sadece bir tane tadına bakıp bırak :(

(sadece tadına bakmakla kalmak ve kalanlarını birilerine ikram etmek istiyoruuum. )


Buradan kendisine bir kez daha teşekkür ediyoruuzzzzz.



*******************************

22 Mart 2009 Pazar

22mart1977


22 mart 1977

saat 12:00 am

İşte tam o an hayatıma anlam katan varlık ruhlar aleminden süzülmüş yer yüzüne :)




{ A.Y. hık demiş kimin burnundan düşmüş anlaşıldı herhalde :) }



Öz.ümün hayatımıza anlam katmasını ailece kutladık :)


Efendim masadakilerin heeeepsini ellerimle yaptım. Zaten hepside süper pratikler. Aksi halde yapacak ne halim ne de vaktim vardı.

tarifine pek rastlamadığım mamaları tarif etmek istedim.

Milföy lokumu ( bu ismi ben uydurdum, gerçekte neydi hatırlamıyorum)




milföy hamurlarının içine frambuaz marmelatı sürüp, rulo yapıp parmak kalınlığında keserek, yağlı kağıt üzerinde pişiyiyoruz. ben daha kalın kestim.

püf noktası : yağlı kağıtta pişirmezseniz marmelatlar karamelleşince tepsiye yapışır, tepsiyi kazıyarak çıkartırken hepsi ziyan olur, sizde sinir olusunuz. Yinede dayanamayıp kırıntıları yarı öğütülmüş halde yemeye çalışırsınız :D (tarafımdan bizzat tecrübe edilmiştir :P )


ve ikincisi havuç salatası (bununda adı budur herhalde :) )




Ve son derece basit tarifi : havuçları rendele 1-2 damla sıvı yağla birlikte kavur. Sarmısaklı yoğurtla karıştır.
bu kadar :)
ben yapmadım ama istenirse çok az mayonezde ilave edilebilir.



İşte günün favori maması biberli ekmek (ismi bu sefer doğru :) )




Tabanı için mayalı hamur yapıyorum (birsürü süper yemek sitesi var. oralardan bulursunuz. onlar profesyönelce anlatıyorlar. ben kafadan uydurma yaptım. eğer yinede benimkini sorarsanız. 3 bardak sütü ılıttım. 2 çorba kaşığı toz maya, 1 çorba kaşığı şeker, 1 çay bardağı sıvı yağ ekledim. biraz beklettim. sonra 100 gr kadar tereyağı (eritilmiş) ve alabildiği kadar un, birazda tuzu sıvı karışıma ekleyip yoğurdum.(gayet yumuşak bir hamur olacak.kulağımdan daha yumuşak :P puf puf olsun diye)
sonracıma efendim, bol soğanı (5- 10 tane) doğrayıp kavurdum. soğanlar ölünce booolcana ekmeğe adını verev ev yapımı biber salçasını ekledim. biraz çevirdim.
hamuru tepsiy yaydım, üzerine ılıyan soğan harcını döktüm, yaydım.
en üstede susamları döktüm. Ve fırına......
işte bu kadar.

Püf noktası : orjinal tadı yakalamk için kesinlikle ev yapımı biber salçası kullanılmalı. ben yarı-yarıya ev yapımı ve hazır biber salçası kullandım.Tadı gayet iyiydi. Hatta bu, hatay yöresinde meşhurmuş ve kurutlmuş salçalık biberle yapılıyormuş. ben öylesini hiç yemedim.)
valla yaptım diye söylemiyorum herkesin takdirini topladı :)




Taa taaaaaaa
Buu daaaaaaaa öz.üme yaptığım doğumgünü pastası :P





Pastanın niye borcamın içinde olduğunu sormayın :)

çünkü bu gerçekte yaş pasta filan değil. sonradan ben süsleyerek o hale soktum :)

Bu aslında bir tatlı. hattaa dondurmamı deseeem tatlımı deseeem?
Bu tarifi geçen hafta iş arkadaşım F.G. den aldım. Ve ilk yapışım.
Dediğim gibi bu da süper kolay.

Hemen 10 lu halleylerden bir kutu (ya da teklilerden 10 tane) alıyorsunuz. bir kapta kırıyorsunuz. hazırladığınız krem şantiyi karıştırıp, borcama yayıyorsunuz. üzerinede çikolata sosu hazırlayıp (marketlerde hazırı var. puding gibi hemen oluyor) biraz soğutup döküyorsunuz. sonrada biraz dondurucuda, yemeden az öncede buz dolabında bekletip afiyetle yiyorsunuuuzz.

Üzerindeki süsleride biz ocak ayında gezmeye gelen canııııım kuzinem, benim doğum günüm için ta londradan getirmiş. Bana süpriz pasta yapacakmış. Ama o zaman Öz.üm de bize süpriz pasta alınca yapamamış. ( ne şanslıyım di mi :P süpriz üzerine süpriz :PP )

Süslerde bana kalmıştı :) çeşit çeşit. çok tatlılar. buralardada vardır muhakkak fakat ben o kadar ilgili ve meraklı olmadığım için burda görmemiştim.
Neyse işte üzerinide o süslerle süsledim.

Son Söz:

can ım, öz.üm, melek kocam,

iyi ki doğdun, iyi ki varsın ve Allah a binlerce kez hamd olsun ki benim hayat eşimsin.
13 yıldır bana rüüyaa gibi bir hayat sunduğun için sana çooooook teşekkür ediyorum.
Allah seni ve oğlumuzu yanımdan, yanı başımdan eksik etmesin,
Ve sana sağlıklı, mutlu ve huzurlu gönlünce nice nice seneler nasip etsin.

Seni çok seviyorum.


20 Mart 2009 Cuma

minik lokmalar

A.Y. kitapları çok seviyor. ( Şimdilik. Asıl sevmesi gereken zaman nolur bilemiyorum ! )

.

Hele kalın bizim okuduğumuz kitapların sayfa köşelerini pır diye bir çevirişi var ki;
gördüde yapıyor sanırsınız. Sayfaları itina ile çevirip inceliyor yazıları :)
.


Şimdilik yırtmaya meyillenmiyor. bakalım ilerde neler olacak bekleyip göreceğiz.
Kendi kitaplarını sayfa yapıları icabı istesede yırtamaz :)
.
-Dur şuna biraz yakından bakayım.
.
-canım şu meyvelerden çekti.
.
- ay ne de güzel görünüyorlaar.
.
Bu da miniğin minik lokmaları :)



Babaannesinin yaptığı kekleri ılık ıhlamurla birlikte küçük küçük götürüyor küçük adam :)
Şimdilik kesinlikle sevdiğini anladığımz ilk yiyecek kek.
Tokken bile reddetmeden yiyor. sağ ön alttaki bir dişi ile üst yandakini çakıştırıp çiğnemeye çalışıyor :)
aaaa unutmadan dün üst önlerin uçları göründüüüü :D Dün itibari ile ateş olayınıda atlattık gibi çok şükür.
Ateşin sebebi iyice kesinleşti. Yine tek suçlu Diş !