diş kaşıma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
diş kaşıma etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Ekim 2009 Cuma

hayatındaki ilk diş fırçalayış.......

Az daha unutuyordum........

Bir kaç zamandır A.Y. nin dişlerini fırçalamaya başlamayı düşünüyordum. Vakti dün akşammış.

Yatmaya gitmeden önce altını değiştiriyoruz -akşam evde zaten pijamalı oluyor-, hadi bakalım A.Y. şimdi uyku zamanı, eee e yapmaya gidiyoruz, babayı öpelim diye telkinde bulunuyorum. A.Y. babasını öpüyor ardından gole gole gole- (güle güle çiftlemesinin sayısını henüz tutturamıyor :) an az 3 kez kesin tekrarlıyor) diyerek el sallayıp yatak odasına yollanıyoruz.

Bu akşamda aynı rutin için odamıza giderken ne zamandır -sebepsizce!!!- ertelediğim diş fırçalama işi aklıma geldi. Banyoya saptık. Önce ben fırçaladım. A.Y. izledi. Zaten daha önce sık sık bizi diş fırçalarken görüyordu. (ilk gördüğünde korktuğunuda eklemeyilim :) Zavallı çocuk ağzımızın niye böyle köpürdüğünü anlayamamış olsa gerek :))


Ardından parmak fırçamızı elime takarak O' nun kilere de, elbette macunsuz, uygulamaya başladık.

Tam olarak aşağı yukarı olarask uygulayamasakta, ilk tecrübe olarak gayet başarılı olduğumuzu düşünüyorum. Ve sandığımdan daha kolay

Sonra kendi parmağına da takarak denettim. Bu kısmında daha çok yemeye- ısırmaya çalıştığı için fazla uzatmadık.

A.Y. de sandığımdan daha çok zevk aldı. Zira çıkarken bırakmak ve çıkmak istemedi :)

Ve son gittiğimizde diş Dr.unun bahsettiği bebekler için olan diş fırçalarından almaya karar verdim, çünkü sürekli benimkini almak istedi.

Çıkartmak üzere olduğu dişleri için -görebildiğim kadarı ile sağ köpek dişini çıkartıyor şu an- masaj oldu. Bu da O nu çok rahatlattı :)

Ta bi bu demek değil ki elimi hiç ısırmadı :DDDDDD

.

.

**************************************

hayatında ki ilk eskittiği ayakkabıları ! işte buna sevindim :)


İşte A.Y. nin ilk ayakkabıları bunlardı......................

Şimdi oldular ---> ilk eski ayakkabıları :D


"21 numara, Perlina - yazlık model"


A.Y. yaz boyu bu minik pabuçların üzerindeydi :)
Ayağında eskisin, üzerinde eskisin derler ya çok şükür tamda öyle oldu. Bir eşyayı eskittiğimize bu kadar sevineceğim hiç aklıma gelmezdi.

Çok sevindim çünkü,


ayakkabılarının eskimesi demek;


pamuk şekerimizin yürümesi demekti, buna sevindim,


biraz daha büyümesi demekti, buna sevindim,


büyüdüğünü gözle görebilmemiz demekti, buna sevindim,


yenisinin alınması demekti, buna da sevindim :P


A.Y. nin en kolay çıkarttığı ayakkabısıydı bunlar. Olduk olmadık yerde çıkartıyordu. Bebek arabasında otururken sürekli ayakkabılarını kontrol etmek zorundaydım, genelde çoraplarınıda bu ayakkabılarınıda yerlerden topluyordum. Diğerler ayakkabıları bağcıklı, onları çıkartamıyor. Yerlerden ayakkabı toplamaktan kurtuldum demekti, buna sevindim :D



Ayağından çıkartmakla kalmıyor, cırtcırtlarının kenarını diş kaşıma aracı olarak kullanıyordu. Son zamanlarda bende de alışılmışlık yapmıştı, birinde engel olsam birinde kendini rahatlatmasına -mikrop kapma ihtimaline rağmen- izin veriyordum :P (Aldığımız hiç bir diş kaşıyıcı bunu yapamadı malesef, diş kaşıyıcı üreten firmalar ürünleri tekrar değerlendirsin bence. Ürünleri bir ayakkabı cırt cırtı kadar olamadı :P ) Bu durumdan kurtulmuş olduk, buna da sevindim :D

Ama ben kıyamam ki bu minik pabuçlara......


Küçük adamlıktan büyük adamlığa geçtiğinde, kendine vermek üzere her eşyasından ilklerini sakladığım kutusuna gidecek şimdi bu bıdık ayakkabılarda...........


Bilgilnelim

*******************************


Bebekler için ayakkabı seçimi

Yaşamın ilk yılında ayaklar oldukça hızlı büyür. Erişkin ayakbüyüklüğünün yaklaşık yarısına ulaşır. Bu yüzden ilk yıl, ayakların sağlıklı gelişimi için son derece önemlidir.

İnsan ayağı oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir, 26 kemikten oluşur. Bebeklerin ayakları daha yumuşak ve esnek olduğu için anormal basılar deformitelere sebep olabilir. Bu nedenle bebeklerde ayakkabı seçerken çok dikkatli olmak gerekir.
Sıkkı ayakkabılar bebeğin ayaklarının normal gelişimini önleyebileceğinden, rahat ayakkabılar giydirilmeli. Bir çift ayakkabı en fazla 3-4 ay giydirilmelidir.


Ayakkabı alırken dikkat edilmesi gerekenler:

Ayakkabının ön kısmı yumuşak ve esnek olmalıdır.

Topuk kısmı daha sert, topuğu tutacak şekilde olmalıdır.

Bebeklerde 3 yaşına kadar bileğe kadar uzanan tipte ayakkabı giydirilmelidir.

Bebek ayakkabısı için şeklin yanı sıra yapıldığı madde de çok önemlidir. Deri veya kanvas en iyi materyaldir. Sentetik ne plastik ayakkabılardan uzak durulmalıdır.

Ayakkanın tabanı 1 cm’yi geçmemeli, kaymamalı ve sert olmamalıdır.

Topuğun yüksekliği 5-7 mm olmalıdır.

Ayakkabının içi elle kontrol edilmeli, ayağı rahatsız edecek dikiş çıkıntılar olmamalıdır.

kaynak

********************************

.

.


*******************************

18 Ağustos 2009 Salı

gittim de geldim :)



Cumartesi sabah apar topar evden çıktık. Süratli denebilecek hızda yenikapı-yalova saat 8 feribotuna yetişebilmek için. Yetişmiştik aslında. Ta ki Aksaraydan yeni kapıya çıkan son ışıklarda meydana gelen kazayı yaklaşık bir 10 dk.a bekleyene kadar.

Neticede feribotu kaçırdık :((( İlk kez bir bilet kaçırdık. Genel itibari ile hep düzenli ve tedbirli bir aile olduğumuz için böyle bir şey ne eş,min ne de benim başıma gelmişti. ne yalan söyliyeyim epey üzüldük. Can özüm pencere kenarından karşılıklı masada yer almış bana süpriz kahvaltı planlamış feribotta. Yetişemeyince söyledi.


tabi feribotu kaçırma sebeplerimizin sıralandığı, sen - ben diye tutuştuğumuz kısa ama ateşli atışmamızdan sonra :) Neyse dedik herşeyde vardır bir hayır :)


Kendimizi eskihisar-yalova feribotu ile tatmin etmeye çalışıp, A.Y. ye ilk deniz yolculuğunuda yaşatmış olduk. Yalova dan sonra bizi uzun bir yolculuk bekliyordu.




Yediği ilk kraker.

Yolculuk yaklaşık 11 saat sürdü. A.Y. yanımıza aldığım atıştırmalıklardan krakeri çok severek yedi :)


En sevdiği oyuncağı bu koca kafalı küçük adam iyi ki vardı......


Yolda A.Y yi avutmak için eline neler vermedim ki :)


An geldi paket sütlerin pipeti imdadımıza yetişti......

Veee sonunda hedefimize çok şükür ulaştıık.



İşte bu cennetten düşme yer;


Burdur - Yeşilova- Salda gölü arkadaşlar.

Yeşilova Burdur ilinin küçük bir ilçesi.
Burdur Denizli yolunun 58. km sinde yer alıyor.
Salda gölü yanı başında bulunan Salda kasabasından almış adını.
184 m derinlikle Türkiye'nin en derin ve berrak gölü.




Aslında burayı kimselere söylemek istemiyorum. Çünkü öyle güel, öyle temiz ve öyle tenha ki,

İnsanların doluşup kirletmesini, güzellikleri yok etmesini istemiyorum.

Ama sonrada kendine müslüman olma e.t.
a aaaaa ne ayıp, bencillik etme diyorum, ve herkese söylüyorum :P



İmkanı olanlar için çok güzel. Didin görün derim. detaylı bilgi isteyenler bana yazarlarsa elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışırım.



İşte bir ilk daha A.Y. ilk defa küvet dışında suya girdi.
İlk kez kum oynadı.


Hatta oynamakla kalmadı genelde taş-kum- ne varsa yedi ! ! !!!

(kontrole gittiğimizde bu konu yüzünden kan tahlili yaptırmak istiyorum. Etrafta eline geçen herşeyi yemeye çalışıyor. bu yeme gayreti diş kaşıma olayını çook geçti. )



Babasını önce uzaktan izledi...............



Sonra kendini babasının kollarında serin sulara bıraktı.
Maşallah hiç ağlamadan ilk kez yüzdü :)
Canözüm O' nu gerçekten koltuk altlarından tutup yüzdürdü :D

Gerçi sonra ki günler bu kadar iştahlı değildi ama kumlarda idare ettik.




Lületaşı olarak bilinen magnezyum silikat kumu bu beyaz görüntüye dönüştürmüş. Bu kum maalesef ateşe dayanıklı tuğla yapımında bilinçsizce kullanılıyor ve yok ediliyor.



O' nun mutluluğu coşkusu bizim oldu...................
İmece usulü havuzlar yaptık..................
ama içinde yüzdürecek bir gemi bulamadık :)

İşleri, stersleri, koşturmacaları bir süreliğine de olsa unuttuk. kendimizi dalgalara bıraktık.
Dalga seslerinin eşliğinde gün batımını izledik...............

Güzel şeyler yaşarken insan kendinden geçiyor olmalı ki;
Zamanın aynı süredeki akışını algılayamadık;
"ne çabuk geçti bitti " dedik.
A.Y.nin tazecik hayatı için ilklerle dolu birçok olayla ve elhamdülillah mutlulukla dönüş yoluna koyulduk........



Ve kendimizi İstanbul' a varmadan İstanbul' u aratmayan bir trafik içine bulduk................
.
.
.
.
.
***************************

1 Nisan 2009 Çarşamba

damacana aşkı

Dün gece yatmadan önce muhallebi yedirdim AY. ıma. Epeydir muhallebi yapmadığım aklıma geldi. A.Y. de peşimde sürünüyor tabi. Mutfakta bir baktım senin ki damacanayla tanışmış, kuzu sarması olmuş :D





eeee bu kadar tanışıklığın üstüne tadına bakmazsak olmaz di mi ama ...............

( damacananın tıpasını ısırıyordu, kopartıp yutmasından korktum ve çıkarttım)


Bu seferde su borusunu kemirmeye başladı :D



Üst ön dişlerinin ikisi ve alt sağ dişi uçlarını gösterdi. Bu yüzden kemirme olayları, uykusuzluk ve huzursuzluk pik yapmış durumda. Pamuğum benim canı ne kadar yanıyorsa ............. :((




tatlı küçük kemirgenim beniiiiiiiiiiim :D



.

31 Mart 2009 Salı

anne olmak

Tanıştırayım;

Lardy.


(kenarındakilerde üzerinden temizlediğim tüycükler)


A.Y. nin sokak arkadaşı aslında. Bebek arabasına bağlı duruyor genelde ve dışarda A.Y onunla oynuyor genelde, tabi oynamak denirse. Çünkü burnu başta olmak üzere tüm azaları A.Y. nin dişlerinden nasibini alıyor :) (Ama biz evdeyken evdede oynuyor.)
Lardy dışarda sürekli bizimle gezdiği için çabuk kirleniyor. Ve A.Y. diğer tüm eline geçirdikleri gibi bunuda kemirmeye çalıştığı için sık sık yıkanıyor.

Dün akşam iş çıkışı A.Y. yide alıp amcamızı görmeye gittik. Gitmeden önce A.Y. nin çamaşırlarını ve Lardy i makineye atmıştım.Dönüşte onların çıkartılıp serilmesi gerekiyordu. Tabi A.Y. uyutulduktan sonra.
Neyse A.Y. zor-zar uyudu. Çamaşırları çıkarttım. Sağolsun Öz.üm yardımcı oldu. O bi yandan ben bi yandan seriyoruz. Sıra Lardy geldi. Baktım üzerini, yüzünü gözünü diğer çamaşırların tüycükleri kaplamış.
O haliyle bırakamadım. Çünkü ertesi gün A.Y. Lardyle oynamak isteyebilirdi ve ağzına götürürse -ki bu kuvvetle muhtemel, hiç hoş olmazdı.
Eee bende başladım o tüycükleri temizlemeye. (Bu arada çamaşırları bitiren Öz. gidip uykuya dalmıştı bile)

İşte annelik nasıl birşey diye merak ediyorsanız;

gece saat 23:00
yorgunum
halsizim
uykusuzum
Herkes A.Y. de dahil uykuda
Ben oğlumun yarın oynamak isteyebileceğini düşünerek, oyuncağın üzerindeki tüycüklerle uğraşıyorum.
Ve gecenin bi yarısı yaptığım bu iş, bana kesinlikle saçma, aptalca yada gereksiz gelmiyor.
Galiba annelik böyle bir şey .................
.
.
.

30 Mart 2009 Pazartesi

hafta sonundan manzaralar

Güzel bir hafta sonu geçirdik çok şükür. dolu doluydu. Amcamız rusyadan geldi :)
A.Y. yi çok büyümüş buldu amcası. A.Y. uzun uzun süzdü amcayı.

Hafta sonu hava çok güzeldi. Ve biz soluğu tabi kiiiiii deniz kenarında aldık.
İyot kokusunu bol bol içimize çektik.
Pamuğum dışarda ilk adımını attı. (tabi hacıannesinin-benim büyük teyzem olur kendileri- elleri arasında :D )

İşte haftasonu manzaralarımız.....




mor renk bir aralar favorimdi . hercai menekşeleri hüzünlendiriyor aslında beni. sebebini bilmiyorum. başını eğmiş bir yüz gibi mi geliyor ne?



Bol bol yürüdük tabi ki....


Ve acıktık. A.Y. bir kase balık çorbasını götürdü maşallah :D Garsonun 4 kişilik çorba söyleyince ki ifadesi çok şaşkındı :) Kaşığın içindeki balık parçalarınıda ellerimle yedirdim minik kuşa :)
.
Sonra büyüklerin muhabbetinden sıkıldı A.Y.
Kendine bir uğraş buldu. Bilin bakalım neeee?
.
-Bu iplerde neyin nesi??? (ilk defa bağcıklı ayyakkabı giyiyor :) )
.
-neyse bağcıklarımında tadına bakmadım demem
Görende O nu aç bıraktık sanacak . Küçük kemirgenim beniiiiim

.

-Oyuncaklarımı yere bırakabilirmiyiiim? (atmak değil ama dikkat edin)

.

Ve gün batımıyla birlikte bize ev yolu göründü.....




25 Mart 2009 Çarşamba

poz

Daha poz vermeyi bilmesede, fotoğraf makinesini görür-görmez makineye doğru atlasa da bazen bazı anları yakalayabiliyoruz.
Ve sonra tekrar kendine vazife bildiği, yaklaşık 2 - 2,5 yaşına kadar devam edeceğini sandığımız, kemirme işine devam !


19 Mart 2009 Perşembe

akşam ki halimiz

dün gittiğimde pamuğum hala ateşliydi.


Aslında gündüz biraz iştahsız ama gayet iyiymiş. Öğle uykusunda ateşlendi galiba. Ben eve girer girmez uyandı. Ölçtüm. 38,6 ateş.


Zaten ziyaret etmeyi düşündüğümüz Dr. umuza şimdi gidelim dedik. Çok şükür ciddi bir şey yok, diş çıkartma yüzünden yada enfeksiyon başlangıcı olabilir fakat henüz bir belirtisi yok, takip edelim, ateşi cumaya kadar devam ederse tekrar gelin dedi.
İnşallah gerek kalmaz.



ya bu diş çıkartma ne menem birşeymiş böyle. Uyumaz, diş çıkartıyor ! huzursuzlanır diş ! salyalanır diş ! yemez diş ! ateşi çıkar diş !
yani bunlar hakikaten diştense geçmişte aynı acıları kendiminde çektiğimi düşünerek dişlerime söz veriyorum 2 kat daha iyi bakacağım :P

işte dün akşam ki hallerimiz ;







Bu renkli kuleler daha önce bahsettiğim, A.Y. artık üst üste takabiliyor diye sevindiğim kuleleri.



Şuan hangisini eline alsa büyüklük sırası gözetmeden diğerinin üzerine götürüyor :)
Biz eline sırayla veriyoruz bazen. işi kaptı, tık sesini duyana kadar bastırıyor :))






Bu kuleler sandığımızdan daha kullanışlı ve fonksiyonel çıktı.
Her biri yakın rengi ile yani bir küçüğü ile top oluyor. Böylece tam 5 tane topumuz birden oldu. Bu topların içine A.Y. nin oyuncaklarını saklayıp hani- nerdeymiş? oyunu oynuyoruz. Üstlerindeki deliklerden içinde ki görünüyor. A.Y. de burdan görüp kıkırdamaya başlıyor :D






Bu arada yukarda gördüğünüz gibi bu dişler uğruna dudakları bile feda ettik. E napsın sürekli ısıracak birleyler aramaktan yorulmuş. hhııh bari dudaklarımı kemireğim demiş küçük kemirgen :P




öz.üm daha şekilli plastikleri üsüste koymaya başlayınca hızla ilerliyor oraya doğru
veeeeeeee.......






Güüüüm. şimdilik en sevdiğimiz oyunlardan biri bu.

Öz.ümle çok güzel oynadılar. bende mutlu mesut seyrettim onları :)

13 Mart 2009 Cuma

tatil cuma


Bu gün Cuma. Evde geçen cumaların sonuna yaklaşıyorum. 22 mayıs son. Devlet baba çocuğumu 1 sene emzirmeme izin veriyor :p 1 sene boyunca günde 1,5 saat :p

Büyük şehirlerde bu süre yetmediği için genellikle haftada 1 güne toplanmasına idareler göz yumuyor. İşte benimde bu gün o günüm.

Bitince benim için zor olacak. Çok fena alıştım haftada 4 gün çalışmaya.





Küçük adam yürüdü yürüyecek :)

kendi başına ayakta 10 sn. kadar durabiliyor, farkedincede heyecanlanıp poposunun üstüne pat !

Ama o an ki sevinci görülmeye değer; ağız kulaklara kadar açık, yanda çırpınan eller....


Ayakkabılar amacından sapmış. Bilmem anladınız mı ne olarak kullanıldığını? şu an elimize geçen herşey gibi onlarda diş kaşıyıcı küçük adam için :)


Bu hafta geçen hafta yapamadığım bebek ziyaretlerinden birini gerçekleştirdim çok şükür. Küçük bebeğimiz çok tatlı maşallah. Daha 18 günlüktü yanılmıyorsam. Hemen unutmuşum ne kadar küçük olduklarını.


Geriye kaldı 2 adres.

Bunlarında birine bir akşam öz.ümle gidicez. Bana kaldı 1 kapı. Artık onuda haftaya düşünürüz kısmetse.


Aaa unutmadan küçük adam üst üste dizilen kulelerini sırasını bilmeden üst üste koymaya başladı iki gündür :D . Bu benim için çok heyecan verici :D (resimler arasında bunların resmini bulamadım. oynarken çekip koyarım bir ara.)





6 Mart 2009 Cuma

sırasını şaşan dişler


A.Y. 9 ay 12 gündür dünyada. Dişleri çıkmaya başaldı. İlk olarak sol ön dişi çıktı. Zaten önce alt önler çıkarmış, sonrada ön üstler ve yanlardan devam ediyor... Sol ön dişin ucu göründü gerisi yok. Sonra biz bekliyoruz yanındaki çıksın diye.

Dün babası demez mi "aaaa üst yan dişleri çıkmış" diye. Biz daha öndekileri bekleyeduralım :) Bizimki sırayı şaşırdı.


Canım benim sancısında eli neye deyse ağzına götürüyor. Evde ne varsa sebze meyve önüne koydum. Birini bırakıyor birini alıyor küçük kemirgenim benim :)


en çok da maydonoz sapını sevdi :)


************************************************************

Bu gün bütün planlarım suya düştü :(

Önce alışverişe, sonrada üç arkadaşımın bebeklerini görmeye gidecektim A.Y. ile birlikte. Ama bu sabah yağmur vardı İstanbulda. ( pardon çamur ! demeliydim ) Yani hakikaten suya düştü :(

Bazen unutuyorum bebekle nasıl gidilip gelindiğini, eskisi gibi dolu dolu plan yapıyorum ve hüsran oluyor bir yağmurla işte böyle...

Yarın öğleden sonra bakıcı bakmak için birkaç şirketele görüşmeye gidicez. Şimdilik babaannesi bakıyor A.Y. a. Yatılı birini düşünüyoruz eğer içimize sinerse. Çok zor karar vermek.

Yarın şu şirketlerle bir görüşelim fikrimiz daha netleşir gibi geliyor.