hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hastalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Aralık 2010 Perşembe

öksürüğe en tatlı ve en lezzetli çare :)


Tam da öksüre çareler aradığım günlerin ardından çare olarak böylesi bir haberi okumak bana çok iyi geldi. A.Y. nin de yediği yiyeceği en tatlı ve lezzetli ilaç olur herhalde :)

buyrun haber (kaynak: zaman ) :
Bilim adamları özellikle 18 yaş altındaki çocuklarda ve gençlerde zararlı olan öksürük şurupları yerine, inatçı öksürüklerin tedavisi için çikolatayı öneriyor.
The Telegraph'ta yer alan habere göre, araştırmacılar kakao ve çikolatadaki "teobromin" adlı bileşenin öksürüğü kestiğini belirlediler. Yararlı olduğu tam olarak kanıtlanırsa, iki yıl içinde ilaç şeklinde piyasaya sürüleceği kaydedildi.
İngiliz Ulusal Akciğer ve Kalp Enstitüsü tarafından yapılan araştırmada, kakao ve çikolata içerisinde bulunan "teobromin" isimli maddenin öksürüğü engellemeye yardımcı olduğu tespit edildi.
Çikolatadaki "theobromine" isimli maddenin, boğazda kaşıntıyı ve öksürüğü önlemede öksürük şuruplarından bile daha etkili olduğunu söyleyen araştırmacılar, öksürük şuruplarında bulunan "codeine" isimli maddenin özellikle 18 yaş altındaki çocuk ve gençlerde faydasından çok zararı bulunduğunu açıkladılar.
Teorik olarak öksürüğü yatıştırmada bir parça bitter çikolatanın yeterli olabileceğini söyleyen araştırmacılar, ihtiyaç duyulan gerçek dozun belirlenmesi için henüz çalışma yapılmadığını ifade ettiler.

11 Kasım 2010 Perşembe

Yaaar bu öksürüğe bir çareeeeee!


Biri bana öksürüğü kesmenin yolunu söylesin lütfen.
A.Y. gümbür gümbür öksürüyor.

10 gün önce Dr. gitmiştik. geçirdiği hastalıktan arta kalan sabah akşam öksürüklerine çare aramak üzere.

Alerjik olabileceğini söylemişti (henüz teste ihtiyaç duymamıştı.)

Damla verdi sabah akşam....

kullanadık azaltı ama geçmemişti, ara ara az öksürüyordu; taa ki düne kadar.

3 gün önce hafif burun akıntısı başladı ve dünden beride sabah akşam öksürüklerimiz her ana yayıldı.

Gecemiz uykusuz geçti :(

Sürekli yat-kalk halindeydim tüm gece.
Kucağımda uyutup, uyutup yatağına yatırdım.
Hele birinde odasına gititiğimde minik kuşu yatağın köşesinde oturduğu yerde uyumuş buldum :(

Canımın içi, bu haline yürek mi dayanır?

Bildiğim tüm yolları denedim-biri hariç (kara turpun içini oyup, bal koyarak, altından açılan küçük bir delikten sızan halini içirmek, bunu da gidince yapayım inşallah)

Akşam uyumadan önce ballı zencefil içirmiştim.

Gece ayak tabanlarına viks sürdüm.

Gene geçmeyince zeytin yağını ılıtıp göğsüne ve sırtına sürdüm

????????
yine öksürdü !


"Rabbim beterinden korusun, tüm yavrucaklar acil şifalar versin" diye dua ettim gece boyu....
Sabahda hastalığın, uykusuzluğun etkisi ile daha bir nazlı, daha bir mızmız şurubunu içmek istemedi, yarısını içti yarısını üstüne başına döktü.

Bizde öksürüğüne dayanamayan iki yürek, dayanamayarak kızdık, O da ağladı :(

Derken servisi kaçırdım, hadi arabayla gideyim deyip muayenesi geçmiş araçla çıktım yola.

Şimdi fark ediyorum ki ruhsatı da evde unutmuşum. Eve yakın benzincide araba yıkanırken telefonumu şarjda unuttuğumu fark ettim, geri döndüm.

Yolda her zaman ki gibi trafik vardı.

buna rağmen 35 dakikada -nasıl olduysa- işe geldim.

Bu seferde -6 lara kadar indiğim otoparkta yer bulamadım !

Başka bir birime ait tabelanın sökülmüş olduğunu farkettiğim bir yere (düşmüş olabileceğini hiiiç aklıma getirmiyorum ) park ettim.

Bir çay ve bir çubauk krekerla kahvaltımı yapıp arkama yaslandım ......

veeeeee

cep telefonumu bu seferde arabada unuttuğumu fark ettim....

....

....

....

Bu günün kalan kısmınada bu şekilde devam etmem inşallah. (Allah beterinden korusun)

Güne desdursuz mu başladım ne !
Gerçi bugüne ne zaman başladım o da belli değil ya.....


hadi herkese mutlu günler, yolunda giden işler......

6 Ağustos 2010 Cuma

fasülyeden işler.....

Önüne kabtan kaba aktarma yapma eğlencesi (aktivitesi değil !!! ) konan çocuğun kabtan kaba aktarma yapmayarak eğlenmesi işte böyle oluyor.

Aslında aktarmamışta değil ya, öyle olsaydı da
Kaptan kaba aktarmamış !
Ne gam !!!!!
.......3-5 saniye kaşıkla, 5-6 saniye kepçeyle, amaaan anne sende!!! ne uğraştırıyorsun beni kaşıkmış-kepçeymiş! şöyle şu kabı alıııır ötekine boşaltırsın olur biter edası ile 6-7 kere.......
Bir o kaba bir bu kaba.....
aktar aktar.... nereye kadar !!!

Hem bu fasülyeler ve mercimekler birlikte homojen dağılım halinde daha renkli duruyorlar :)
Hem de bu sıcakta hepsi iç içe, dip dibe yapış yapış !!!!
Onalarında hakkı değil mi serbest bir ortamda sere serpe uzanmak !!!
Her gün kavanozun içinde tıkıl dur, nereye kadar ?

E çocuğumda fırlatılan fasülye ve mercimeklerin yer çekim kanununa nasıl karşı koyamadıklarını öğrenmiş olsun değil mi?
hemde bizzat uygulamalı bir şekilde !!!

sahi ben ne zaman bu kadar RAHAT oldum?

nasıl olmayayım elim mahkum :DDDD

( alakasız olacak ama, bu inceltme işaretini kim, hangi sebeple kaldırdı? biri bana açıklar mı lütfen? 10 kere mahküm yazdım 10 kere mahkum !!!! )


sıcak- sımsıcak PS :
İstanbulda nem oranı %97
hissedilen sıcaklık 57 !!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

soğuk PS :
3. gün geçti bizdeki burun akıntısı ve öksürük geçmedi. Tekrar iş çıkışı Dr. a uğradık. A.Y. yi dinledi. Hırıltı var biraz, gribal enfeksiyon, tıkanıklık var dedi. Ama antibiyotiklik değil dedi. Burun damlası verdi sabah akşamkullanılmak üzere. Önceki verilen kongest şuruba da gerek yok dedi. Bol ılık sıvı tüketsin dedi.
Sürekli elini yüzünü yıkamamıza rağmen, hergün duş almasına rağmen, yüzünü dahi kaplayan isiliklerini sordum.
krem verdi -adını unuttum- ama yarım yamalak okuduğum kadarı ile kortizonlu !!!!
bunada şaşırdım????
eve gidince ilk iş bu kremi araştırıcam.

antibiyotik vermemesine ise, nedense ne sevindim, ne de üzüldüm.
Galiba kesin vercek düşüncesi ile gitmiştim. Hatta kongesti bile kesebilirsiniz deyince de şaşırdım.
Burun damlasını damlatmaktada pek başarılı olamadım malesef. Sprey hali daha etkileyici olmasına rağmen ona daha alışık.
Bilinmeyen şeyler hep korkutucu geliyor galiba......

4 Ağustos 2010 Çarşamba

Nerden başlasam? nasıl anlatsam? - part II

İşler pek iyi değil bu günlerde....
Aslında şükredecek çok şey varda ....
amaan ne bileyim işte.

AY. nin leblebileri, minik pırnikleri bile keyiflendiremiyor beni :(

Kaldığım yerden devam edersem;
Çiş-kaka olaylarında bu haftasonu 2 kere kaka vukaatımız oldu malesef, !
Nerden başlasam nasıl anlatsamın 2. kısmı yeni düzenimizle ilgiliydi.
Yeni KREŞ düzenimiz !

A.Y. kreşe başladı. Her sabah biz gidene dek süren bir aplama faslından sonra evet kreşe başlıyor. Sanki hergün yeniden başlar gibi, ilk kez gidiyormuş gibi :(

Temmuz itibariyle başladık. sitemiz içindeki, birçok arkadaşımdan methini duyduğum kreşe. Her ne kadar çevremden daha verimli ve iyi bir ilk izlenim için okullarla beraber dönem başında başlamam tavsiyeleri alsamda.....
yazın başlatmanın hastalıklar açısından daha iyi olacağını !!!, tenha bir sınıfta alışmasının daha kolay!!! olacağını düşünerek temmuzda başladık.
Düşündüklerin sadece benim düşüncelerimde kaldı :(

Başlamadan neredeyse 2 ay öncesinden ara ara kreşe birlikte gidip bahçesinde oynuyorduk, arada içeri girip öğretmenleri ile sohbet ediyorduk.
A.Y. az çok okulu tanımıştı ve "ben okula gidicem" cümlesini ağzından duyar olmuştuk.
Gel gelelim iş başa düşünce işler hiçde umduğumuz gibi olmadı. ( Tıpkı umutla başladığımız WC olaylarında olduğu gibi :D )

İş yerinden izin aldım. İlk 10 gün birlikte gittik. Gittikçe uzayan sürelerle kreşte kaldık. Son 3 gün O sınıfındayken ben bekleme salonunda onu bekledim.bu aşamada benide sınıfında istedi. Az çok ikna ettik, haydi ben seni burada bekliiyorum diye. Yemekhaneye inerken benim önümden geçerek indi arkaşlarıyla birlikte, nazlanarakta olsa.

Ve gün geldi sayılı izin bitti, iş başı yaptım. Sabahları uyanır uyanmaz okula gitmiyelimi sende gel demeye başladı. Ve ayrılma anlarında son ses ağlamaya...... :((((

Hani yazın daha az hasta olur!!! çocuklar diye temmuzda başlamıştık ya kreşe.....
Ben işe başladıktan sonra 3. gün A.Y. hasta oldu !!!
Dr. antibiyotik filan verdi :(
Babannesini çağırdık, 1 hafta evde kaldılar. Ondan bize mi bulaştı bilinmez, bende Öz.de hastalandık, sonrada babannemiz!!!
hepimizde boğaz ağrısı, öksürük, antibiyotik.....

1 hafta sonra kreşe sil baştan başladık.
şuan hastalığından sonra 3. haftadayız ve her gün salya sümük ayrılıyoruz.
Öğretmenleri siz gidince hemen susuyor diyor. O nun gözlerindeki yaş duruyor ağlamaı susuyor ama O nu o halde bırakan benim gönlüm bir türlü susmak bilmiyor :((((((((

Öyle ki neredeyse kreş işinden vazgeçmek üzereyiz.....

Ve üstelik bu hafta A.Y. de yine yeniden bir burun akıntısı !!!
Antibiyotiği bittikten sadece 2 hafta sonra!!!
Dr. şimdilik soğukalgınşığı için ilaç verdi 3 güne toparlanmazsa eniden gidicez :(((
Penadura mı başlasak diyor ????
Bu gün 2. gün ve hiçbir değişiklik yok :((((

Şimdiden böyleyse kışın kreşde halimiz nice olur Allah ü alem!
Rabbim Şafi ismiyle şifa versin, Hafiz ismiyle muhafaza eylesin inşallah.
Banada/bizede doğru yolu göstersin, hayırlı isabetli kararlar verebilmemizi nasip etsin.

25 Mayıs 2009 Pazartesi

idrar yolu enfeksiyonu


(Bu yazı geçen haftaya aittir.)

Cuma gece saat sabaha karşı pamuk şekeri olmuş ateş topu.

Hemen babayı kaldırdık.

Soğutma çalışmalarına ilk iş fitille başladık.

Müsebbibi yine diş sandık.

Ertesi gün oldu hala ateş gelgit halinde. Dr.umuzu aradık.

Burun akıntısı?

Yok.

Öksürük, aksırık?

Yok.

Sonuç:

“ 1- İdara yolu effeksiyonu olabilir.
2- 6. hastalık olabilir.
Siz iki –üç gün bekleyin. Geçmezse gelin.”

cevabını aldık. (Zaten bu dr.a başlamadan önce söylemişlerdi çok rahat biri, hemen ilaç, antibiyotik vermez diye.)

Eeee biz iki pipirik bekleyebilirmiyiz iki-üç gün ! Pirik dediğime bakmayın. ateş düşmüyordu bir türlü. Daha doğrusu düşüyor, bir süre sonra tekrar çıkıyordu.

Tabi soluğu acilde aldık.

Muayene edildi ve hemen idrar tahlili verildi. (şimdi verildi diyorum ama o kadar kolay vermedik çişimizi :)

Şu idrar toplama torbalarından 3 tane ziyan ettik bir kere. Ve neredeyse 2 saat bekledik ama yok. Erkek bebekler için aslında çok pratik bir alet, tam benlik yani ama bezini açar açmaz ortalığı sulayan pamuk şekeri sanki o değil. Ateşinden olsa gerek, o kadarda çok su içtiki canım benim. Neyse baktık olmuyor eve gidelim evde yapınca yarım saat içinde babamız ulaştırsın diye eve geldik. Daha girer girmez koyverdi bizim ki.

Çook kıymetli çişimizi titizlikle götürdü babamız.

Ve sonucun İdrar yolu enfeksiyonu olduğunu öğrendik. :(


************************


Bilgilenelim :

İdrar yolu enfeksiyonu:

En sık nedeni, barsaktaki bakterilerin idrar yoluna bulaşarak yukarı doğru yol almalarıdır.

Çocuğun yaşı ne kadar küçükse, belirtileri anlamak da o kadar güç olur. Küçük bebeklerde, huzursuzluk, ateş, kilo alamama, kusma, idrarda değişik renk veya koku görülebilir. Daha büyük çocuklar ise; karın ağrısı, sık ve az idrar yapma, idrarda yanma, kanlı idrar, ateş, idrar kaçırma gibi şikayetlerle karşımıza gelebilirler.

Ateş çok yüksekse, kusma, yan ağrısı varsa piyelonefrit ( böbrek iltihabı ) düşündürür. Böbreklerin zarar görmemesi için tedaviye hızla başlanması gerekir.

Bu yakınmalarla doktora başvurduğunuzda, tanı koymak için çocuktan idrar tetkiki ve idrar kültürü istenecek, kültürde saptanan mikrobun hangi antibiyotiğe hassas olduğu antibiyogram ile saptanacaktır. Uygun antibiyotik tedavisi ile çabuk sonuç alınacak, çocuk 1-2 gün içinde rahatlayacaktır.

İdrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda, idrarın mesaneden böbreklere doğru geri kaçışının ( reflü ) olup olmadığını saptayacak özel grafilerin çekilmesi gerekebilir. Eğer, reflü varsa koruyucu tedavilerle böbreklerin zarar görmesi önlenecek, ileri derece reflülerde ameliyat gerekecektir.

İdrar yolu enfeksiyonunu önlemek için; bebeklerde bezi sık değiştirip altının kirli kalmamasını sağlamak, özellikle kızlarda alt temizliğini önden arkaya doğru yapmak önemlidir. Çocuk büyüdüğünde de tuvalette kendi temizliğini uygun şekilde yapması, gerekli oldukça tuvalete gidip mesaneyi boşaltması konusunda uyarılmalıdır. Özellikle okul çağındaki çocuklar, okulda geçirdikleri uzun saatler boyunca tuvalete gitmeden eve gelebiliyorlar, böylece idrarın uzun süre mesanede kalmasıyla enfeksiyonlara zemin hazırlıyorlar. Bol su içilmesi de, idrar yolu enfeksiyonundan koruyucu olacaktır.

Kaynak: Dr Nilüfer TOPRAKÇI / Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı

**************************


İlk olarak acilde ateşi düşürmek için banyo verdiler. Kah ağlayarak kah çığlıklarla düşürdük sonrada antibiyotik ve üç ayrı ateş düşürücü aldık.

Neyse ki 19 mayıs tatili vardı. Ve bir günde ben izin almak durumunda kaldım. Bakıcımıza çok güvensem de ateşler içinde nasıl bırakayım dı Pamuğumu.

Bırakamadım.

Çalışıyor olmanın en zor geldiği anlardan biri bu.

Çok şükür, şu an hamd olsun geçti. Allah kimselere yaşatmasın. Melekler hiiç hasta olmasın.
.
.
.
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

************************ Güzel şeylerde oldu ************************
.
*************** hem de çooooooooooooooooooooook güzel *************

************* Pamuk şekerimiz 1 yaşına girdiiiiiiiiiiiiiiiiiiii *************
.
******************************** :D ********************************

**************************** follow me ******************************

************************** to be continue ****************************

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

18 Mart 2009 Çarşamba

ateş-li gece :(

Küçük adam gece 2 gibi uyandı. emzirmek için kucağıma aldım. Oda ne !

minik pamuğum ateş gibi :(

Hemen babamızı uyandırdım tabi. Diş çıkartma evresi ya, ateş normaldir ama biz ateş için fitillerin hepsini bitirmiştik :( Yenisini almak aklımdaydı ama ihmal işte.

Neyse ateşini ölçtük 38,8 .

***************************
Bilgilenelim:

Bebeklerde ateş ölçme ve değerlendirme:


Civalı termometreler tercihen rektal sonra koltukaltı, kasık bölgesinde kullanılabilir. Dijitallere göre okumak daha güçtür. kırılgan olması sebebi ile dikkatle kullanılmalıdır. Bu sebeple dijital ateş ölçerler tercih edilebilir. (Üstelik artık fiyatları çokda ucuz.) Ve dijitallerde civalıları uyguladığımız tüm bölgelerde uygulanabilir.


Çocuklarda ateş 4 yaşa kadar rektal (popo) bölgeden ölçülür. Bu yöntem en ideal olanıdır. 38 C derece üstü ateş kabul edilir. 40 C derece üzeri ise hipertermidir.



Normalde ölçümleri rektal yaptığımızda çoğu zaman 37,6 C derece ’yi buluruz.
Koltukaltı ve kasıktan yapılan ölçümlerde ise ateş 36,2 C–36,6 C derece civârındadır.
Bu değerlerin üzerinde ateşlenmeden bahsedilir.


37,4–38 C subfebril,
38–38,5 C hafif ateş,
38,5-39 C orta ateş,
39–40 C arası yüksek ateş,
41 C ve üzerine çok yüksek ateş denir.


*******************

Babamız nöbetçi ecz.yi öğrendi (bu internet bir veli nimet) ve ateş için fitil + şurup alıp geldi.
Benim daha önceden alıpta, aldığımı unuttuğun ateş düşürücü bant aklına geldi Öz.ümün.





Bu ateş düşürücü bant çok pratik. herkese tavsiye ediyorum. küçük çocuklarda özellikle,
başlarında ıslak bez durdurmak çok zor olacağı için bunlar çok kullanışlı. yapıştırıyorsun 8 saat boyunca etkisini gösteriyor.




Bu bantlar yüksek oranda su ve ateş düşürmeye yardımcı menthol içeriyor. Hiç bir yan etkisi yok. İlçlarla birlikte de kullanabiliyorsunuz. Ayrıca buz tedavisi gerektiren baş ağrısı, kas ağrısı, diş ağrısı gibi ağrılarda da kullana bilirsiniz.

Çok mantıklı ve pratik...
İşte ben böyle ürünlere bayılıyorum.

Ben bu 2 li paketi 4,5 TL gibi çok cüzzi bir fiyata almıştım. Uyguladık, bu arada ben A.Y. nin alt pijamasını ve bezini çıkarttım ve babamız ecz. den gelene kadar -ki ecz. epey yakınımızdaymış , ateşi 38,2 ye düştü çok şükür. Sonra da bir fitille sabah ateşi düşmüş olarak amaaa bu seferde benim içim yana yana evde bıraktım kuzumı :((((

Allah minik yavrularımıza şifalar versin, hiiiiiiç hasta olmasınlar.

***