20 Ocak 2012 Cuma

Rusya-2- Moscow Zoo

Eveeet işte sonunda olan oldu!
Ben yazdım yazacağım derken nasıl olduysa olmuş ve fotoğrafların bir kısmı yok olmuş :(
Ama nasıl ? sorusunun cevabını bir türlü bulamıyorum ve sanki bunu bilmem birşeyi değiştirecekmiş gibi daha da sinir oluyorum.
Hangisinin daha ağır bastığının kararına varmadığım iki duygu beni yiyor şu an;
Sinirliyim ve üzgünüm.
Fakat ne çare. 
Kendimi teselli :  Bir kısmı halen duruyor. Eski makine  ile çektiklerimiz. Yani çok az bir kısmı  :((((


Her neyse....

Bu defa ben yükleyemeden yok olan resimlere inat, isteksizce zihnimde üreyen cümleleri parmaklarım tıkır tıkır yazıyor !!!
Murphy kanunu diyesim gelmiyor bu defa içimden!

Evet programın yapıldığı yere ve şartlara bağlı olarak bazıları ekstra şanslı olabiliyor. E bu durum 3,3 lik yavruyu memnun edince bizde memnun + mutlu + mesut olduk  :)




Daha öncede bahsettiğim gibi bu yazımı Moscow Zoo-Moskova Hayvanat Bahçesi üzerine yazacaktım.


1 tam günümüzü burada geçirdik.

Eğer keyifli bir tatil/seyahat geçirmek istiyorsanız ilk kurallarından biri birlikte olduğunuz herkesin "imkanlar dahilinde" sevdiği şeyi o programa dahil etmelisiniz.

Bu eksende A.Y. yi bu gezi programı sırasında tam 2+0,5+05 kere muradına kavuşturduk. Yanlış okumadınız hepi topu 10 günlük Rusya gezimizde 2 büyük ve 2 kezde küçük denebilecek hayvanat bahçesine gittik. (küçüklerden birisi sadece böcek, sürüngen ve bazı deniz canlılarını içeren )





İlk kez bu kadar yakından akbaba gördük. A.Y. nin oyuncak plastik hayvanlarının içinde akbaba var ve en çok oynadığı hayvanlardan biri idi.


Resim orjinali kadar korkunç görünmüyor.
Neredeyse kafasının uzunlu kadar olan gagası bilmem bu konuda size bir fikir verirmi.



İlk defa karınca yiyen gördük. A.Y. için hayvanların hepsi çook ilginçken, benim için en ilgi çekicilerinden biri bu hayvanlar oldu.

Baya cüsseli hayvanlarmış. Burnunu demirlerin arasından yiyecek aramak ve koklamak için uzattığında çok şirin görünüyordu.



Bu ayı da kendisine atılan elmaları, bisküvileri v.s.  iri cüssesi ile kendisine ayrılan bölümdeki davetsiz ve hatta istenmeyen olduğunu düşündüğüm hafif ve çevik kuşlara kaptırmaktan yiyemedi.
(al işte! insan aklı her yere ve duruma bir pislik, fesat sokmazsa olmuyor.-Ey okuyan kişi seni tenzih ederim- Neden mi bahsediyorum; hemen hayvancağızın bölümündeki kuşlara istenmeyen damgası yapıştırmama yazdıktan sonra sinir oldumda ondan. Belki hayvanlar böyle çok mutlu, belki birbirlerini eğliyorlar ! )

İlk defa kutup ayısı gördük.(bizim için gayet güzel bir havada o kendisine tahsis edilen yerde karları üzerinde gezinip, yukardan sitemetik biçimde dökülen karların altında keyif yapılıyordu. Tabi asıl evinden yurdundan ait olduğu yerden kopartılıp buraya getirilmiş bir hayvan ne kadar keyifli olabilirse işte :(
Aslında bu bağlamda hayvanat bahçesine gitmek ne derece doğru tartışılır....
Hayvanların gösteri yaptığı sirk, program v.s. tarzı yerlere ve etkinliklere zaten gitmek ve destek vermek istemiyorum, doğru bulmauyorum. Ama hayvanat bahçeleri için bazı sebeplerle bu fikri henüz tam olgunlaştıramadım.Buda başlı başına uzun bir konu.
Söylemeden geçemeyeceğim bir ayrıntı ise döndükten sonra A.Y: nerdeyse 1 haftadan fazla gece rüyasında hayvanları gördü. Tabi bunların hepsinin sadece gezi tadında rüyalar olmadığını, içinde kurtların aslanlarında olduğu sonu ağlamalı biten kabuslar olduğunu bilmem söylememe gerek var mı?

Ps : ben Rusya yazısını bitirmeden 4 postluk Almanya, Bürksel, Eindhoven (Hollanda) ve Lüxenburg gezileri yapıldı da yazılmayı bekler ! 

11 Kasım 2011 Cuma

RUSYA -1- Moskova

Ellerim klavyeden geri geri gidiyor.
Kırmak istiyorum, ama bir türlü bloga yaz-ama-mak konusunda üzerimdeki ataleti kıramıyorum.
Rusya gezisinin fotoğraflarına baktım dün. Bazı yerler ve bazı olaylar unutulmak üzere.
İyice unutmadan yazayım üç-beş kelime...



İlk 4 gün Moskova' da idik. Her zaman yaptığımız gibi araç kiraladık ama bu sefer kril alfabesinin üzerimizdeki etkisi ile şöförlü araç kiraladık. Şöförle havaalanında (Domodedova) buluştuk. Otelimiz havaalanına yakındı, fakat otele varmamız, aşırı trafik yüzünden neredeyse 1 saatten fazla sürdü.

Oteli booking.com dan bulup rezervasyon yaptırmıştık. Lobide işlemleri yaparken A.Y. için ekstra yatağı ücret karşılığı vereceklerini söylediler. Oysa ki bizim rezervasyon anlaşmamızda 12 yaşına kadar ücretsiz    yazıyordu. Bunu söyledik fakat resepsiyon görevlisi kabul etmeyince booking. com dakilerle konuşmak istediğimizi belirttik ve ingilteredeki görevlileri aradılar, önce otel görevlileri sonrada Özhan konuştu. Meselenin türkçe tercümanın hatası olduğu ortaya çıktı. Biraz sertçe konuşunca, bırakın yatak için ekstra para vermeyi, bizi suit odaya yerleştirerek meseleyi tatlıya bağladılar  :D

{demek ki neymiş tedbirini alarak (elimizde rezervasyon çıktımız vardı) hakkını sonuna kadar arayacaksın ;) } 

İlk gün ancak akşam şehir merkezine gidip gözümüze kestirdiğimiz bir yerde  sadece akşam yemeğimizi yiyebildik. (ramazan son günleri olduğu için iftar edebildik demeliyim.) Menümüz gezilerde neredeyse fix menü haline gelen balık, makarna yada pizza ve bulunca ekstra sevindiğimiz sebze haşlaması yada çorbası oluyor.(özellikle A.Y. için) .
A.Y. bebekken yiyecek mevzusu daha sıkıntılı oluyordu. Çünkü pizza ya da makarnayı yeteri kadar ve severek yemeyince vejeteryan çorba bulma konusu bizi biraz dolaştırıyordu ve bazı öğünleride meyve, yoğurt, süt olarak geçiriyorduk. Artık çok şükür biz ne yersek O' da aynısı ile karnını doyurabiliyor :)



Yedi kız kardeşler binalarından biri.
Stalinin yaptırdığı birbirinin benzeri yedi adet binaya bu ad verilmiş. Bunlardan bir tanesi -ki bu Lenin tepesinde bulunan ve içlerinde en yükseği, Moskova Devlet Üniversitesi binası olarak kullanılıyormuş.



Kızıl meydan önünde gelin arabası olarak süslenmiş ve bozulmuş limuzini tamir etmeye çalışan damat ve arkadaşları.

Ertesi gün oldukca uzun bir yolculukla patlamak üzereyken kızıl meydana vardık. Trafik aşırı derecede yoğundu (8 şeritli yolun tıknmış halini düşünün) ve Istanbuldaki halimizin şükredilesi olduğunu ilk defa farkettim !!!

Moskova Metrosu

Moskova metrosu Tokyo metrosundan sonra dünyanın ikinci büyük metrosu !
Metro gezilirse  insanın kendini müze geziyor gibi hissedeceği söyleniyor.

Siz siz olun Moskova' ya 3-5 günlüğüne turist olarak gelmişseniz, metrosunu kullanmayı bilmiyorsanız otelinizi mutlaka merkeze yakın bir yerden bulun. (Metroyu kullanmayı bilmemekle kast ettiğim kril alfebesini okuyamamak idi.Anlamanıza gerek yok zira seslendirdiğinizde zaten o yerin adını anlıyacaksınız ve istediğiniz durakda inersiniz yada diğer hatta geçiş yaparsınız.)
Bizim dilediğimiz standartlarda ki oteller merkezde pahalı olunca ve trafiğin bu halini bilmeyince bu hoteli tercih etmiştik. Neyse siz artık biliyorsunuz ;)

Kızıl meydanda restoranların olduğu sırada bulduğumuz (adını şimdi unuttum) bir İtalyan Ristourantesinde yağmuru izlerken.

Tarih 24 hazirandı. Ve hava ara ara yağmur yağsada şahaneydi. Ne sıcak ne soğuk.



Kızıl meydanda hediyelik eşyaların satıldığı yerde dikkatleri direk üzerine çeken bu matruşka bebekleriydi. Çeşit çeşit ve çok tatlılar.



En küçüğünün ne kadar küçük olduğunu göstermek için çektiğim fotoğraf, en küçük matruşkanın boyutu sadece büyük bir toplu iğne başı kadar!


Ve yine meşhur Rus kalpakları.


Moskova tarih müzesi


Moskovada ilk varılan durak ve gezilen yer galiba kızıl meydan. İşte bu görünen kapıdan girince karşımızdaki alan Red Square.



Karşıda görünen küçük büro kilise için yardım toplanan bir yer.
Burada yapılanları ve gördüklerimi şöyle yorumladım..... 


Yerdeki dairenin üzerine çıkan kişi arkaya doğru bozuk para atıyor. Bu bozuk paranın düştüğü yere göre duası&dileği v.s. kabul oluyor...   :P
Atılan parada kiliseye bağışlanmış oluyor.
bana öyle geldi ...
Kimseyede sormadık, şimdi niye sormadık ki diye düşünüyorum. Galiba olay hakkındaki yorumuma kendimi çok inandırdım ve gerek duymadım. Ama şimdi  merak ettim acaba gerçekten öyle mi?
her neyse......

Kızıl meydana doğru giderken (yukarıda bahsettiğim kapıdan girince) soldaki ilk yapı bu kilise.


Yine aynı kapıdan girince kaşımıza çıkan yol.

Sol tarafta 1200 den fazla mağzanın bulunduğu Moskova nın en modern ve meşhur alışveriş merkezi GUM.



Kızıl meydana çıkan ara sokaklardan biri.


Ne için, nerden gelip nereye gidiyorlar bilmiyorum.
Kremlin sarayının bahçesinde karşılaştığımız Rus askerleri.

Kremlin sarayının kulelerinden biri. Kremlin Ruscada hisar demekmiş.


A.Y.  3,5 yaşında oldu. Halen gezilerde bebek arabamız vaz geçilmezimiz. Öğle uykusunu yine içinde uyudu diğer gezilerde olduğu gibi. Artık daha az biniyor olsada yorulduğunda yada O' nu zapturapt altına almamız gereken yerlerde kucağa alıp 15 kiloyu dakikalarca taşımaktansa iki saat kullanmak için dahi olsa yanımızda taşımayı yeğliyoruz. O binmediği zamanlarda da çantalarımızı taşıyor fena mı ;) 


Milletler, kültüerler değişsede bazı şeyler dünyanın hemen hemen her  yerinde aynı.
İşte yeni evlenmiş bir çift. Aziz Vasili katedraline doğru gidiyorlar. Bizde Eyüp Sultanın bahçesindeki manzaraları hatırladım o an. 

Aziz Vasili Katedrali
Bu katedrali IV.Çar Ivan, Kazan ve Astrahan Hanlıklarına karşı kazandığı zaferler için yaptırmış.
O sekiz kubbe, sekiz ayrı zaferin sembolü imiş..
Sonrada mimarının daha güzelini yapamaması için gözlerini oydurduğu söyleniyor. Bu sebeple midir yoksa kendisine ihanet ettiğini düşündüğü oğlunu öldürmesi sebebi ile midir korkunç ivan lakabını almış. Belkide halkına ve askerlerine ettiği zulüm ve verdiği korkunç cezalar yüzündendir....


Kremlinin hemen dışındaki bahçeden kareler...






Sarayın hemen dışındaki kanaldan bir kare. Kanal adım adım değişik heykellerle süslenmiş. Bununda kurba prens olduğunu düşündüm ???



Kremlin sarayına girmek için oldukca uzun iki sıra bekledik. Birincisi bilet alma kuyruğu, ikincisi ise içeri girme kuyruğu.  Kuyrukda beklerken A.Y. de sağda solda kendine oyun alanları buldu. Karşıdaki köprünün üzerinden geçip kulenin altındaki kapıdan içeri giriyoruz.


Çar Çanı ve arkasında görünen Baş Melek Katedrali.
Çar çanı 200 ton ağırlığında. Hiç çalınmamış bir çan. Çıkan bir yangını söndürürken bu çanında sulanması ile fotoğrafın sol yanından 11 tonluk bir parçası kırılıp kopmuş halde.
Baş Melek Katedralinde ise Çarların mezarları var.  


 Çar ve sülalesinin vaftiz edildiği yer olan Meryeme Müjde Katedrali.


 Katedrallerin içinde A.Y.
Resimde dokunduğu zincirlere dokunduğunda dahi ikaz ediyor içerdeki görevliler !!!


Moskova nehri üzerinde akşamın ilk saatleri.....


Kurtarıcı İsa katedrali



Çoğu turistin yaptığı gibi bizde Moskova nehri üzerindeki gezinti ile şehrin en gözde yapılarını, nehir üzerinde oturduğumuz yerden gördük.  


Çar I.Pyort heykeli

Biniş saatimiz akşam saatlerine doğru olduğu için manzara daha da şahaneydi. Fakat şarjı biten fotoğraf makinemiz yüzünden cep telefonun ile çekmek zorunda kaldığımız  fotoğraflar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.....


Nehir kıyısında yapılan bir parti. Biz yanlarından geçerken vals yapıyorlardı.



 Rusların 1988 de ilk kez uzaya çıkan mekikleri Buran. İçinde ki aksamının tamamen sökülmüş olduğunu duyduk. Meraklıları için içersi 100 Rub gibi bir ücret mukabilinde gezilebiliyormuş.


Ve Arbat Sokağı.
Giden çoğunluğun tespitine tamamen katılırak bizde bu sokağı İstiklal Caddesine benzettik. 

Sıkca cafeler, sokak çalgıcıları ve ressamlarla karşılaşıyoruz, tıpkı caddenin başında rastladığımız bu grup gibi....

Ve Arbat caddesinde bir Türk restoranı: Kebap House. 
A.Y. ayranını höpürdedirken  :)


Sonraki bölümde A.Y. için gittiğimiz ve tam 1 günümüzü alan Moskova Hayvanat Bahçesini yayınlamayı düşünüyorum....
Ve sonraki yazı içinde bir bu kadar zaman geçmemesini diliyorum.....

29 Ağustos 2011 Pazartesi

nijniden mutlu hayirli bayramlar.....


gezinin nijni ayagindayiz....

hersey cok sukur gayet iyi gidiyor,  her ne kadar nijni - petersburg ve Petersburg - Moskova yolu gozumde buyuse de....... 
Moskova` dan Nijni` ye, 4 saatde, hizli trenle geldik. Kolay gecti, darisi sonrakinin basina.

Yarin bayram.
Hem mutlu, hem buruk.......

En son 7 sene evvel gurbette bayam namazini kilmisti Oz. 
biraz once namaz saatini ve buradaki tek caminin yeini ogrendik.

Herkese mutlu huzur dolu ve aff edilmis olarak nice bayramlar diliyorum.
Rabbim gercek bayrama kavusanlardan eylesin hepimizi..............

foto :  njni novgorod  {devami donunce insallah}

23 Ağustos 2011 Salı

Bize yol göründü. yine bir yol. . . . yeni bir yol. . . .

Dün karar verdik, bilet aldık.
Bugün otel bulduk, yer ayırttık.
Yarın sabah 10 da uçuyoruz inşallah.

Kısmetse;
4 gün Moskova
3 gün Nizhniy Novgorod
4 gün Saint Petersburg

Beyaz gecelere yetişemedik amma....
Yarın tam da 3 yaş 3 ay 3 günlük olacak yavruyla beyaz 10 geceyi zaten zor geçiridik deyip hiç de gamlanmadık  ;)
Her ne kadar karartma perdeli odalar da kalacaksak da.....

Böyle ani kararlarla iki ayağımızı bir pabuca sokmakda üstümüze yoktur herhalde. Şimdi işdeyim. Evde bavul bile açılmadı henüz. Gidince girecek ayaklarım bir pabuca.  Yok yani insan heyecanlanmaya sevinmeye bile vakit bulamuyor :P
en güzeli iki hafta evvelinden gidilenler.
Çok bekletip bezdirmeden, hemen olup yormadan. Fikri zihninde ve ruhunda olgunlşaştıra olgunlaştıra.
Tabi bu benim bünyeme uygun olanı sizinkini bilemem :)

Her neyse....
Olmazsa olmazları unutmayalım da gerisi her halukarda olur ;)
Hatta 1,5 sene evvel bool unutmalı bir seyahati atlatmışken,
hatta A.Y. bu kadar randımanlı yürüyemezken bile olmazsa katiyen olmazı unutup, bunu bile Allah ın izniyle halledebildiysek.......

En çok St. Petersbur u merak ediyorum. Bakalım Venedik kadar girebilecek mi gönlüme?
Ne de olsa kuzeyin Venediği diyorlarmış.

Keyifle ve sağlıkla ve bol resimle dönebilmeyi diliyorum Allah dan.
Dilerim biz dönene kadar sizde öyle kalın.....
Allah a ısmarladık.

15 Ağustos 2011 Pazartesi

meğer bizim 2 tane köpeğimiz varmış. hatta bir tane de arada köpeğe dönüşen oğlumuz !

Sabah 7:30 da evden çıkıyoruz.
Kahvaltı kreşte saat 9:30 da. İki saat az zaman değil diyerek, evde 1 bardak süt eşliğinde hafiften birşeyler yedirip öyle çıkıyoruz evden.
Geçen hafta yine bir sabah.....
Elinde muzla çıktık evden, asansörde yedi bir iki lokmasını, asansörle dış kapı arasındaki son merdivenleri inmek üzereyken durdu, muzunu bana uzattı. Hadi bitir oğlum diye telkinde bulunurken ............
-elleri iki yanında bilekten dışa bükülü halde, birşey tutuyormuşcasına avuçlar sıkılmış,
"ama anne köpeklerimi indiriyorum"   demesin mi !!!
ben: köpeklerini mi ????  :S   hıımmm anladım demek köpeklerini.....
diyerek gizleyemediğim şaşkınlığımın ardından oyunua dahil olup...
ben:  peki onları kreşe alacaklar mı ?
A.Y. : yok anne merve ablanın yanına bağlıcam. ( okula getirmemesi gereken şeyleri yada götürmeyi isteyipde arkadaşlarımızla paylaşmak istemediği şeyleri kreşin girişindeki danışman olarak görevli ablamızın  yanında bırakıyoruz.)
ben: anladım tamam, bencede en iyisi orda seni beklesinler.
sessizlik
ben: köpeklerinin adı neydi tatlım.
A.Y. : bernardla köpekcik.
ben:  :D


Yine geçen hafta bir gün
Ben : Ahmet Yusuf
A.Y.: Anne bana Ahmet Yusuf deme!
Ben: e ne diyeyim oğlum?
A.Y.: Bernard de. hav hav....

Hayır etrafımızda köpeği olan tanıdığımızda yok, adı Bernard olan köpek hiç yok. Geçen gün çğrendim çocuk kanallarının birinde Bernard adılı bir köpeğin çizgi filmi varmış galiba ama biz izlemiyoruz ki.




Sadece yazın başında polanezköyde gördüğümüz köpeğin cinsinin san bernard olduğunu söylediğimiz aklıma geliyor ama onuda hatırlayıp bernard olarak devşirmiş olabilir mi acaba???
nerden duyduysa artık....


Bazen yemeğini yedirirken zorluk çektiğimde O' nun bu hayali oyununa dahil olup, bernard gel oğlum gel kuçu kuçu dediğimde, bu sözlerle tüm tabağını bitirdiğini defaatle görmüşlüğüm var   :D