28 Temmuz 2009 Salı

Venedikteyiz - Bölüm 2 -


Coğrafi doku insana şaşkınlık veriyor.
Küçücük mesafelerden içerlere sokulmuş sular evlerin duvarlarını yalıyor. O duvarlar aşınmadan kendini nasıl koruyor diye merak ediyordum. Meğer suya dayanıklı kazıklar üzerine inşa edilmişler.



O kadar çok köprü var ki;

köprülerin ya altındayız ya üzerinde....

Evlerin önlerine çakılı kazıklar gondol ve tekneleri bağlamak için kullanılırken, evlerin kenarlarında sıra halinde çakılı kazıklar da deniz araçlarına sığ yerleri yerleri gösteren kılavuzluk görevi yapıyormuş.


Adalara giderken denizin ilerilerinde sıra halinde dizili gördüğümüz, üzerinde numaraların yazılı olduğu kazıkların ne olduğunu ise öğrenemedim. Bir yeri tarif eden hat numarası mı acaba ?



Tarihi doku yüzyıllardır hiç borulmadan korunmuş.




Eskilerin sıradan ulaşım aracı olan gondollar ulaşım için motorlu araçların çıkması ve Venediğin turizm merkezi olmasıyla birlikte, turizmle geçinenler için çok güzel bir gelir kaynağı olmuş.
kanallar içersinde 1 saatlik bir gezintinin bedeli tam 120 € idi. İnsan gücüyle çalışan bir gondolların masrafı ise sadece gondolun bakımı !

Karını siz düşünün artık.



Bazı kanallar var ki buralara sadece bu gondollarla girebiliyorsunuz.
Biz gondolu pahalı ve gereksiz bulkup binmedik. Zira diğer motorlu teknelerde aynı zevki veriyordu.
Ama siz 5-6 kişi iseniz beraberce binip kişi başı ücretini makul seviyeye getirebilirsiniz.

Oteller müşterilerine Venediğe ait bir harita veriyorlar. Bu ahrita üzerinde geilecek yerler belirtilmiş. Yani görülecek neresi var bilmeseniz bile bu harita size gösteriyor.

Kaldığımız hoteli görerek bulduğumuz yazmıştım daha önce. İşte bu en çok Venedikte işimize yaradı.
Çünkü; venedik malum köprüler şehri ve denize doğru epeyce uzanıyor. Araba girişi bildiğiniz gibi yasak. Yasaktan öte böyle bir şeye imkan yok zira arabanın girebileceği yol yok :)
Neyse, arabayı günlüğü 30€ ya bulduğumuz ( gerçek fiyatı çok daha pahalı. Bu otopark kaldığımız otelle anlaşmalı bir otopark olduğu için bu fiyat ) otoparka bırakıp valizimizi yüklendik.

İşte arabamızın bulunduğu yerden manzara. ( Otoparkın 8. katı )
Zaten eşya olarak kabin içine alabildiğimiz küçük bir valizimiz, bir sırt çantamız ve bir de A.Y. nin bebek arabası vardı.
Valizimizi çok iyi hazırladığımızı düşünüp kendime müsadenizle bir aferin veriyorum.
(Helede diğer turistlerin bir iki adet devasal -abartmıyorum- valizlerini görünce çocuklu bir aile olarak kaldığımız gün sayısınıda düşünüce bu aferini falası ile hak ediyoruz. Üstelik çok şükür ki A.Y. ye bez almaktan başka hiç bir eksiğimiz-ihtiyacımız olmadı :)
.
(Konuyu dağıttım galiba)
.

Mestre bölgesini (ana karayı Venediğe bağlayan gelişmiş bölüm) adacıkların bulunduğu kısma bağlayan 4 km lik köprüyüde araba ile geçtüikten sonra tüm eşyalarımız alıp arabanızla vedalaştıktan sonra Venediğin içinde otele kadar yayan gitmek zorundasınız. İşte otelimizi buraya en yakın mesafede seçtik.
Otel Venediğin merkezinde olsun diye internetten çok daha içerlerde bir yer rezerve ettirmiş olsaydık bebek arabası ve valizle o kadar köprü nasıl inilir çıkılırdı bilemiyorum. Büyük kanal üzerindeki büyük köprü (adı neydi unuttum) hariç köprülerin hiç birisinde rampa yok. Hepsi basamak halinde. Ve ellerinde bebek arabası her an bu basamakları inip çıkan anne babaları görmeniz işten bile değil. Venediğin güzelliği herkesi öylesine büyülemiş ki sayısız köprüler bizde dahil kimseyi yıldıramamış :)


İşte köprüyü aşarken çekilmiş bir kare....... ( Küçük Paşam tahtırevanına kurulmuş )

e bebek arabamızda baston tipte olanlardandı. Yani şu yazlık tipte tamamen portatif olanlar kadar olmasada gayet hafifti. Çok daha ağır olanları görünce bu arabayı alırken Öz. ümün sözünü dinlediğime bir kere daha memnun oldum :)


Tüm İtalyada yapılan, fakat sadece Venedikte maskelerle katılımın devam ettiği bir festival varmış. 25 nisanda yapılıyormuş yanılmıyorsam. Dolayısı ile her yerde envai çeşit maske satan mağaza görebilirsiniz.






San. Marco meydanına girerken ilk gözümüze çarpan çan kulesi. 96 m uzunluğunda bir kule.
Açık havalarda tepesinden alpler görülebiliyormuş. Biz çıkmadık görmedik, görenlerden duyduk :)
Görülecek yerlerden birisi de saat kulesi. Kadran ayıları burç sembollerini gösteriyor. Gösterdiği tarihte ve günün o saatinde gökyüzü şekillerinin durumunu bildiren bir mühendislik harikası.



San Marco' nun aynı zamanda yem verilen kuşlarıda meşhur. İnsana o kadar alışmışlar ki sen yem vermeden gelip elinde yiyecek varsa eline konup yemeye başlıyorlar.


A.Y. kuşları o kadar çok ve yakından gördükü kuşlar onun gözündeki tüm cazibesini yitirdi.



Önceden dikkatini çekmek için kuşları kullanıyorduk, ama artık dönüp bakmıyor bile :)


San.Marco meydanının etrafı cafeler, yine lüks markaların mağzaları, turistler için hediyelik eşya satıcıları ve döviz büroları ile çevrili.



San Marco katedrali.

Bu fotografta görülen dört bronz at, Haçli Seferleri sirasinda Istanbul'dan, Sultanahmet Meydani'ndan çalinmis.


Üzerinde San Marco'nun Aslanı ve San Teodoro'nun heykelleri bulunan granit sütunlar. Bu sütunlar Constantinople (İstanbul)'dan getirilmiş. resimdeki beyaz ceketli kadında bize poz vermiş sanki :)
(Foto çok uzaktan oldu ama idare edin artık :P )


Solda görülen Doge (Düka) sarayı Venedik'in bir güç ve şöhret sembolüymüş. Saray aynı zamanda hem Düka'nın ikamet yeri, hem de hükümetin bulunduğu yermiş.





İç çekme köprüsü. Aşıklar şehri dedik diye sakın iç çekenlerin aşıklar olduğunu sanmayın. Çünkü bu iç çekmeler Dükler sarayı ile zindanı birbirine bağalyan bu güzel görünümlü köprünün güzel çiçekli pencerelerinden, kafesler içersinde aşağı atılan mahkumlara ait !!!
Mahkumları kafese konulup buradan atılıyorlarmış. Gökyüzünü son görüşlerindede iç çekiyorlarmış :(




İtalya' da her şehre ait bir bayrak var.



Büyük kanal venediğin ortasında S harfi gibi kıvrılıp gitmiş.



Evlerin hepsi çok güzel, fakat sadece gezmek için. Zaten yerli halkın nüfusu oldukça az. Yerleşik hayat için daha çok Mestre bölgesi tercih ediliyormuş. Biz Mestreyi gezmedik. Sadece içinden geçtik o kadar.



Ve Charles Dickens' ın VEnedik için söylediği sözle Venedik turumuzu tamamlıyoruz.
"Dünya'da Venedik'le ilgili okuduğunuz hiçbirşey, gördüğünüz hiçbir fotoğraf şehirdeki muhteşem ve etkileyici gerçeğe eşdeğer değildir... "
Dileyen herkesin gidip görmesi dileğimle......
.
**********************************

8 yorum:

sirinanne dedi ki...

Çok güzel gezmişsiniz.
Delikanlıya gezebilmenizi de tebrik ederim.
Darısı başımıza..

e.t. dedi ki...

şirinanne teşekkür ederim.
sizede dilediğin gibi gezmeler.
bloğun da hayırlı olsun ;)
bebişi bolbol kokla büyüdükçe o koku uçup gidiyor çünkü.

Pınarın Kulubesi dedi ki...

Merhaba e.t
yazını okuyunca evet o ailelerden biri de bizleriz dedim. Çocuk arabamız maalesef hafif sayılmazdı. Arabada bırakmayıp bütüne elektronik aletleri de yanımıza alınca epey ağır bir çantamız oldu, fotoğraf makinesi de cabası. Venedik'e gidip 4 saat sonra geri dönen bir biz varızdır herhalde. Ama gittik gördük, tekrar gitmek için bir sebebimiz var en azından:)
Senin yazınla bir çok şey öğrendim. Biz hiç bilgi toplamadan gittik, bilgi almadan da geri döndük. Gittik, bol bol köprü geçtik, fotoğraf çektik, gördük ve geri döndük.
sevgiler

e.t. dedi ki...

Pınarcım; bahsettiğim gibi bebek arabasının hafif olması konusunda eşim çok ısrarcı olmuştu. özellikle venedikte olmak üzere çok yerde faydasını gördüm :)

sizide tebrik ediyorum zira 4 saatlik bir gezi için fotoğraflar 4 4 lük :)
bu tecrübeyle ikinci geziniz harika olur eminim.
yeni fotoğraflarını bekliyorum.
sevgiler...

Gezgiçler dedi ki...

Merhabalar,
Biz de bu yaz Venedik de 2 gün geçirdik.O sayısız köprüleri 2 adet bebek arabası ile birlikte geçtik, epey kas yaptık ama hayallerimdeki şehir olan Venedik i de görmüş oldum...

e. t. dedi ki...

Gezgiçler;
iki bebek arabası ile! sizinkisi dahada süper olmuş öyleyse :)
gezgin ruhlar her koşulda gezer ;)

Emine dedi ki...

harika bir gezi olmus...onumuzdeki bir kac sene icinde Ingiltereden sonra bizimde dusuncemizde Italya var. Umarim gerceklesir..

e. t. dedi ki...

Emine;
teşekkür ederim, hakikaten öyle oldu.
gerçekleşmesini canı gönülden dilerim, benim gözümde Venedik buna değer :)