24 Mayıs 2010 Pazartesi

Kutsal Topraklar - I (Ruhumun huzur bulduğu yer)

Başlamadan önce bu mübarek ve kutsal topraklara gitmemizi nasip eden Rabbime sonsuz üzeri sonsuz kez hamdü senalar ederim.
Elhamdülillahi Rabbil Alemin Vesselatü Vesselamü Ala Resülüne Muhammedin Ve Ala Alihi Vessahbihi Ecmain. Amin




İlk ziyaretmizi efendiler efendisi Hz.Muhammed Mustafa (Sallallahu aleyhi vesselem) efendimizin mübarek makamlarının bulunduğu hüzünlü şehir Medine-i Münevvere ye yaptık.


Medine :

Ana şehir yar şehir,
Canan şehir can şehir,
Şehirlerin başına,
Tac olup konan şehir.
(Malesef bu dörtlüğün sahibini bilmiyorum. Bilen varsa bildirsin.)

Umreye/hacca gitmek elbette bir çok müminin kalbinde yatan bir arzudur. Gideceklerin heyecanını, gitmişlerin sevinçle beraber, dönmüş olmanın hüznünü ve tekrar gidebilme arzusunu çok kere dinlemiştim.

Kendi içimde de oralara gitmek için farklı bir iştiyak duymayı bekliyordum!!! (Şu an bu beklentinin çok manasız olduğunu düşünüyorum, o ayrı :) )





Hayatta hangi olayın sizi neye sevk edeceğini asla bilemezsiniz. Zahiri manada iyi sandığınız bişey sizi kötü şeylere sevk edebilirken, kötü sandığınız şeyde iyi sonuçlara sebep olabilir.

" Olur ki hoşunuza gitmeyen bir şey sizin için hayırlıdır ve olur ki, sevdiğiniz şey de sizin için bir şerdir. Allah bilir de siz bilmezsiniz. ” (Bakara Suresi, 216)


Yaşadığım üzücü bir takım hadiseler kalbimin tek huzur bulacağı yer olarak bana;
Resulullah efendimizin dizinin dibini, başımı yaslayıp kucağına göz yaşımı akıtabileceğim ( ve sonradan oraya gidince anamın kucağı gibi hissedeceğim ) Beytullah ı/Haremi şerif i/ Kabe yi işaret ediyordu.


Ruhumun huzur bulduğu yeri !!!

Dünya içinde bambaşka bir dünya;

Mescidi Haram ve içersinde KABE



Abdül aziz kapısı


Kabe insanları mıknatıs gibi kendine çeken müthiş bir yer...


İnsana herşeyi ama herşeyi unutturan, sahip olduklarını, kim olduğunu, malını, makamını, mansıbını unutturan


ve zihninde sadece Yüce, Kudreti büyük, El Malik' ul Mülk, Zül Celali vel ikram Allah ı bırakan


ve dillere "Sübhâne Rabbiyel-alâ" demekten "Allahü ekber" demekten başka çare bırakmayan


ve yapılabilecek bütün tesbihleri daha çok hissederek yapabileceğiniz başka bir yerin olmadığı bir yer;


Beytullah


"İnsanlar için yeryüzüne ilk konulan ibadet evi Mekke'de olan Kâbe'dir. " (Âli İmrân, 3/96).


Rivayete göre;


Hz Adem (A.S.) cennetten çıkartılmadan önce cennette sürekli tavaf yapıyordu. Cennetten çıkartıldıktan sonra etrafında tavaf yapabileceği bir şey yoktu ve tavaf yapamıyordu. Arşın etrafında sürekli tavaf halinde bulunan melekleri de görerek Rabbimize bu ibadete olan özlemini ve bu güzel amelden mahrum kalmak istemediğini bildirdiğinde Allah-ü Teala etrafında tavaf yapabileceği bir yapı yapmasını bildirdi. Ve böylelikle Kabe ilk kez inşa edilmiş oldu. ( Rivayet böyledir gerçeği Allah-ü alem)



Daha sonra defalarca yıkılmış-yapılmış. en son bu haline en yakın halini bildiğiniz gibi Hz. İbrahim ve Hz. İsmail inşa etmiş.



Kabe' yle ilgili bilmediğim, öğrenince çok hoşuma giden ve az bilindiğini düşündüğüm bir güzellikte Yemen duvarıyla ilgili. ( yemeni köşesi Kabenin hacerül esved taşının durduğu köşeden bir önceki köşesi ve yemen duvarı Kabe nin güneydoğu duvarı )



Hadise şöyle; Hz. İsmail Kabe nin inşasından sonra tavaf yaparken ve tamda yemen duvarı önünden geçerken dua eder; Ya Rabbi senin rızan için senin kulların Kabeyi tavaf ediyor. Keşke çok sıcak olmasada daha kolay tavaf edebilselerdi der. Ve duaların kabule en yakın olduğu bu yerde Hz. ismail in duası dua ettiği yer için kabul olur.



İşte Hz. İsmail in bu duası neticesinde Kabenin Yemani tarafında tıpkı klima serinliğinde bir hava müminleri serinletmektedir.

Gerçektende tavaf sırasında Kabe nin o bölgesinden geçerken etkili bir serinlik hissediyor insan. Bu hadiseyi bilmesem belki anlamlandıramaz ve belkide hiç anlamazdım.



Safa tepesi



Safa ve merve tepelerinin orjinal hali bu şekilde koruma altına alınarak bırakılmış. Aradaki yola ise (say yapılan alan) Hacılara kolaylık olması açısından mermer döşenmiş.



Sa’y" kelimesi; koşmak, hızlı yürümek anlamındarır. Hac ve umrede Kâbe’nin doğu tarafındaki Safa tepesinden başlayarak Safa ve Merve tepeleri arasındaki gidiş-gelişe denir.



Sa’yın aslı, Hz. Hacer in henüz kendisini emmekte olan oğlu Hz. İsmail için su ararken bu iki tepe arasında koşması hatırasına dayanmaktadır.

Allah-ü Teala Hz. İbrahim' in büyük itaatine ve Hz. Hacer'in büyük telimiyeti neticesinde Zemzem gibi mucize bir içeceği, o zaman henüz kundakta bir bebek olan Hz. İsmail' in topuğunu vurduğu yerden yeryüzüne çıkartmıştır.



(Zem zem o günki dilde dur dur demekmiş. Hz.İsmail’in ayaklarının önünde melek kanadıyla açılan öteler kaynaklı arktan fışkıran su, taştan doğan hayat kaynağı tatlı pınar, öyle gür akar ki; sevinç ve şükür çığlığı koparan bahtiyar anne “zem zem!” diye bağırır.)



Allah-ü Teala hepimize İbrahimi itaat, Haceri ve İsmaili teslimiyet ve tevekkül nasip etsin.



Geçmişte Zemzemi burada nice kez tadsamda, dualar ederek içsemde üzgünüm ama hiç birisi orada içtiğimin lezzetinde değilmiş. Ve şimdi yanımızda getirdiğimizi içiyorum enteresan bir biçimde yine o lezzeti bulamıyorum. Ve acaba sırrı orada içmek mi? demekten geri duramıyorum.




Gerçekten mucize içecek zemzem.....




İçtikçe içiyorsunuz. Susuzluğunuzu gideriyor, hatta açlığınızı dahi gideriyor. Buna rağmen ne şişkinlik hissediyorsunuz nede başka bir rahatsızlık. Size sadece şu örneği vereyim:



Sabah aç karna kaç bardak su içebilir siniz? Çok susamış olsanız dahi.



Zemzemde içtikçe içesi geliyor insanın, aç karnada olsa. Sizi bilmem ama ben aç karna çok su içince mide bulantısı hissederim ama zemzemde böyle bir şeyi hiç yaşamadım :)



Ve çok su içince insan abdestinide zor tutar, doğal olarak. Zemzem mideden aşağı inmez ve vücuddan sadece ter yoluyla atılırmış.



Dolayısı ile Rabbimin rahmetiyle bu sıcak topraklarda çok susamanıza ve susuzluğunuzu gidermenize rağmen abdest sizin için hiç problem olmuyor :)







Her yerden, her ülkeden, her dilden, her renkten milyonlarca insan tek bir amaçla bir araya geliyor....


Allah(c.c.) rızası !!



Öyle büyülü bir atmosfer ki bu, yaşamadan anlaşılamayan....
Öyle büyük bir çekim gücü ki bu, tarifi inanın imkansız.....
Öyle bir yer yer ki burası, orada yaşayan kuşlara bile imrenilen.....
Öyle bir yer ki burası asla geldiğin gibi dönemediğin....
Öyle bir his ki bu sana kulluğunu ve acziyetini tam olarak anlatan.....
Öyle bir görüntü ki bu sana Hz. Ademi ve hepimizin kardeşliğini anlatan, hatırlatan......


22 yorum:

Asuman Yelen dedi ki...

Ben yine kayıplara karıştı derken sen seyahatlerin en güzelini en anlamlısını yapmışsın.
Çok güzel resimler ile ve o sade ifadenle öyle güzel anlatmışsın ki insan özeniyor.
Allah tüm dileklerini yerine getirsin ve ziyaretini kabul etsin canım.

utkunun annesi dedi ki...

Okadar güzel anlatmışsınız ki dilinize sağlık.İnşallah bir gün nasip olursa gitmeyi arzu ettiğim tek yer.Hac kuraları çekilişinde anne ve babamın da isminin çıkması bile bana dünyaları bahşetti,o duyguyu anlatmama imkan yok

ümmühan dedi ki...

Allah kabul etsin bizlere de nasip eylesin

EbrUgur & Fatih dedi ki...

canim ne kadar güzel... okurken-resimlere bakarken icim bir hos oldu. Insallah Allah bizede nasip eder :) sevgiler

Hayrunnisa (mueddibe) dedi ki...

hoşgeldiniz! ne mutlu size, darısı başımıza inş...
Rabbim tekrar tekrar gitmeyi ve yaşadığınız huzuru hiç kaybetmemenizi ihsan etsin.

turuncu dedi ki...

Allah kabul etsin..bize de gitmeyi nasip etsin inşallah...çok güzel yazmışsın ellerine sağlık...

sirinanne dedi ki...

Ne güzel anlatmışsın canım, ağzına sağlık..

e. t. dedi ki...

Hepinizden Allah razı olsun.
Çok teşekkür ederim.

Tüm samimiyetimle ve içtenliğimle isteyen herkesin gidebilmesini diliyorum.

Pelin G.K dedi ki...

Allah kabul etsin. Çok güzel ifade etmişsin..
"çocukla ümre" başlıklı bir yazı da yazarsın umarım :)

KYBELE F dedi ki...

Allah kabul etsin.

Allah sizden "razı" olsun.

Paylaşımınız için teşekkürler.

Bazı şeyleri hatırlatıyor bu blog bana.

Teşekkür ederim. Tekrar gitmeniz dileğimle.

e. t. dedi ki...

Amiin kybelecim.
Allah hepimizden razı olsun. Allah dileyen herkese nasip etsin.
özledim seni, ne zamandır bloglara bakamıyorum.

e. t. dedi ki...

Pelincim;
çok sağol canım.
bahsettiğin gibi bir yazı yazmayı istiyorum II. bölüm olarak ama bu günlerde malum olaylar malesef insanın tüm isteğini kaçırdı. hiç birşey içimden gelmiyor inan :(

Râna dedi ki...

Kocaman bir özlemle tekrar baktım resimlere... 2009 da berat kandilinde umre nasip oldu. Yıllardır ne çok arzulardım ama gidince şuan ki arzularım, özlemim ve içimin yanmasıyla şuan anladım ki; hiç gitmeden önceki istemeler, özlemler özlem değilmiş asıl gittkten sonra özlem özlem oluyormuş meger..

Ruknü yemani kısmındaki serinliği bizlerde hissettik, yerde serin, biz onu şununla alakalandırdık: tam o kısım kadınlar girişinin olduğu yere denk geliyor ve orada klima çok fazla çalışıyor, diğer tüm bölümleden çok daha serin, hava akımı oluşuyor ve sırf bölge ruknü yemaniye denk geldiği için serinlik hissediliyor. İsmail (as)duasını hiç duymamıştım ilk defa burda okudum. bununda olması mümkündür Allahu alemu...

Selam ile!

e. t. dedi ki...

sevgili Rana oralara duyulan iştiyak konusunda tamamen sana katılıyorum.
Eğer gitmeden 1 hafta önce Hz. İsmail in bu duasını öğrenmiş olmasaydım eminim bende öyle sanacaktım.
Rabbim hepimize tekrar be tekrar nasip etsin inşallah.

zssm dedi ki...

tatlım Rabbim kabul etsin tekrar nasip etsin inş...

içim ürperiyor resimlere bakarken, gidenlere tekrar gitmek gitmeyenlere en kısa zamanda gitmek nasip olur inş...

Râna dedi ki...

Döndüm bir daha sizin çekimlerinizi izledim:)

Defaatle şunu tekrarladım: sık sık gitmek lazım, o orjinal doku her defasında bir şeyler yapılırken bozuluyor maalesef... mesela 2009 temmuzda safa tepesinin orda inşaat vardı. Şuan sizin resimlerinizde görüdüm ki; safa tepesi cam bir çerçeve ile örülmüş... belki bir şeyleri muhafaza ama orjinal hal bozuluyor. Eğer siyeri nebiden bilğilerin olmasa oralarda tefekkürün zor...

daha öncelerde safa merve tepesi ayrıymıştı haremin içine dahil şuanda, daha kimbilir ne kadar farklılaşacak, safa ile merveye yürüyen erdivenle inilen yerin çok yakınında darül erkam varmış bari kaldırıyorsunuz birer levhayla açıklama bırakın ama maalesef ki o da yok...

burası blog beni çekiyor nedense:)

e. t. dedi ki...

Ranacım bende hep şunu merak etmişimdir:
Safa ve Merve tepeleri arası gerçektende, Hz. Hacerin koştuğu günde gerçek yeri kabenin yanı başımıymış? Kabeye bu kadar yakınmıymış? Ben hep daha uzakta gibi hayal ediyordum gitmeden önce.
Eğer öyleyse -ki sanırım bu doğru- Rabbim Hz.Hacer i Kabenin yanı başına bırakırmış. Böyle düşününce dahada mana kazanıyor....
Çekim konusunda ise...
hislerimizin ve özlemlerimizin bir olmasından olabilir mi?

Râna dedi ki...

Çekim konusu, tahminin kuvvetli ihtimal doğru, oradan dönenlerle gözgöze gelip sadece hal diliyle bile ne çok şeyler paylaşabiliyoruz....

Şu cuma günün de bari duaların ret olunmadığı saatlerde şunu dillendirelim: Rabbim bu blogda bizleri karşılaştırdın ya!, mekanında da bu kadeşimle bizi karşılaştır. Bizi o mekana hasret eyleme, tekrar tekrar nasip eyle... Amin!

Sanırım evet yakınlığı böyledir. Ama, safa ile Merve tepesi şuan ne kadar küçük görünüyor değil mi? Halbuki bu kadar küçük değilmiş, yüksekçe ama inşaatların canı sağolsun.

Hacer validemiz oraya bırakıldığı anda ıssız bir yerdi ama teslimiyeti kocamandı... Rabbin mi istedi bunu! beni buraya bırakmanı diyerek ve bir sükut ile rıza gösterdi hacer valide, mükafatında sadece bir miktarı olsa gerek kabenin yanı başında yer almak...

Adsız dedi ki...

Awesome bilgi, yazı yazar için çok teşekkürler. Şimdi bana anlaşılabilir, etkinliğini ve önemini akıllara durgunluk veren bir. bir kez daha ve iyi şanslar teşekkür ederiz!

Adsız dedi ki...

Nasıl daha fazla bilgi için size sorabilir miyim? Büyük posta daha bilmemiz gerekir ...

Adsız dedi ki...

I do know this isn’t precisely on topic, but i have a website utilizing the identical program as nicely and i get troubles with my feedback displaying. is there a setting i am lacking? it’s attainable you might assist me out? thanx.

Fethiye dedi ki...

Merhaba,
Biz de bu mubarek topraklardan geleli 1 hafta oldu. Gitmeden önce bloğundaki yazıları okudum.Resimleri inceledim, asıl yerinde görmek bir başka güzeldi.
Biz de kızımız Gülsima'yı götürdük. Bu yaşta oranın havasını teneffüs etmesi çok güzeldi.
Rükn-ü Yemani köşesiyle ilgili yazdığın bölümü ilk defa okudum.Gerçekten hissettim o serinliği. Yazılarından dolayı Allah razı olsun ve tekrar tekrar oralara gitmeyi nasip etsin inşallah..