11 Kasım 2011 Cuma

RUSYA -1- Moskova

Ellerim klavyeden geri geri gidiyor.
Kırmak istiyorum, ama bir türlü bloga yaz-ama-mak konusunda üzerimdeki ataleti kıramıyorum.
Rusya gezisinin fotoğraflarına baktım dün. Bazı yerler ve bazı olaylar unutulmak üzere.
İyice unutmadan yazayım üç-beş kelime...



İlk 4 gün Moskova' da idik. Her zaman yaptığımız gibi araç kiraladık ama bu sefer kril alfabesinin üzerimizdeki etkisi ile şöförlü araç kiraladık. Şöförle havaalanında (Domodedova) buluştuk. Otelimiz havaalanına yakındı, fakat otele varmamız, aşırı trafik yüzünden neredeyse 1 saatten fazla sürdü.

Oteli booking.com dan bulup rezervasyon yaptırmıştık. Lobide işlemleri yaparken A.Y. için ekstra yatağı ücret karşılığı vereceklerini söylediler. Oysa ki bizim rezervasyon anlaşmamızda 12 yaşına kadar ücretsiz    yazıyordu. Bunu söyledik fakat resepsiyon görevlisi kabul etmeyince booking. com dakilerle konuşmak istediğimizi belirttik ve ingilteredeki görevlileri aradılar, önce otel görevlileri sonrada Özhan konuştu. Meselenin türkçe tercümanın hatası olduğu ortaya çıktı. Biraz sertçe konuşunca, bırakın yatak için ekstra para vermeyi, bizi suit odaya yerleştirerek meseleyi tatlıya bağladılar  :D

{demek ki neymiş tedbirini alarak (elimizde rezervasyon çıktımız vardı) hakkını sonuna kadar arayacaksın ;) } 

İlk gün ancak akşam şehir merkezine gidip gözümüze kestirdiğimiz bir yerde  sadece akşam yemeğimizi yiyebildik. (ramazan son günleri olduğu için iftar edebildik demeliyim.) Menümüz gezilerde neredeyse fix menü haline gelen balık, makarna yada pizza ve bulunca ekstra sevindiğimiz sebze haşlaması yada çorbası oluyor.(özellikle A.Y. için) .
A.Y. bebekken yiyecek mevzusu daha sıkıntılı oluyordu. Çünkü pizza ya da makarnayı yeteri kadar ve severek yemeyince vejeteryan çorba bulma konusu bizi biraz dolaştırıyordu ve bazı öğünleride meyve, yoğurt, süt olarak geçiriyorduk. Artık çok şükür biz ne yersek O' da aynısı ile karnını doyurabiliyor :)



Yedi kız kardeşler binalarından biri.
Stalinin yaptırdığı birbirinin benzeri yedi adet binaya bu ad verilmiş. Bunlardan bir tanesi -ki bu Lenin tepesinde bulunan ve içlerinde en yükseği, Moskova Devlet Üniversitesi binası olarak kullanılıyormuş.



Kızıl meydan önünde gelin arabası olarak süslenmiş ve bozulmuş limuzini tamir etmeye çalışan damat ve arkadaşları.

Ertesi gün oldukca uzun bir yolculukla patlamak üzereyken kızıl meydana vardık. Trafik aşırı derecede yoğundu (8 şeritli yolun tıknmış halini düşünün) ve Istanbuldaki halimizin şükredilesi olduğunu ilk defa farkettim !!!

Moskova Metrosu

Moskova metrosu Tokyo metrosundan sonra dünyanın ikinci büyük metrosu !
Metro gezilirse  insanın kendini müze geziyor gibi hissedeceği söyleniyor.

Siz siz olun Moskova' ya 3-5 günlüğüne turist olarak gelmişseniz, metrosunu kullanmayı bilmiyorsanız otelinizi mutlaka merkeze yakın bir yerden bulun. (Metroyu kullanmayı bilmemekle kast ettiğim kril alfebesini okuyamamak idi.Anlamanıza gerek yok zira seslendirdiğinizde zaten o yerin adını anlıyacaksınız ve istediğiniz durakda inersiniz yada diğer hatta geçiş yaparsınız.)
Bizim dilediğimiz standartlarda ki oteller merkezde pahalı olunca ve trafiğin bu halini bilmeyince bu hoteli tercih etmiştik. Neyse siz artık biliyorsunuz ;)

Kızıl meydanda restoranların olduğu sırada bulduğumuz (adını şimdi unuttum) bir İtalyan Ristourantesinde yağmuru izlerken.

Tarih 24 hazirandı. Ve hava ara ara yağmur yağsada şahaneydi. Ne sıcak ne soğuk.



Kızıl meydanda hediyelik eşyaların satıldığı yerde dikkatleri direk üzerine çeken bu matruşka bebekleriydi. Çeşit çeşit ve çok tatlılar.



En küçüğünün ne kadar küçük olduğunu göstermek için çektiğim fotoğraf, en küçük matruşkanın boyutu sadece büyük bir toplu iğne başı kadar!


Ve yine meşhur Rus kalpakları.


Moskova tarih müzesi


Moskovada ilk varılan durak ve gezilen yer galiba kızıl meydan. İşte bu görünen kapıdan girince karşımızdaki alan Red Square.



Karşıda görünen küçük büro kilise için yardım toplanan bir yer.
Burada yapılanları ve gördüklerimi şöyle yorumladım..... 


Yerdeki dairenin üzerine çıkan kişi arkaya doğru bozuk para atıyor. Bu bozuk paranın düştüğü yere göre duası&dileği v.s. kabul oluyor...   :P
Atılan parada kiliseye bağışlanmış oluyor.
bana öyle geldi ...
Kimseyede sormadık, şimdi niye sormadık ki diye düşünüyorum. Galiba olay hakkındaki yorumuma kendimi çok inandırdım ve gerek duymadım. Ama şimdi  merak ettim acaba gerçekten öyle mi?
her neyse......

Kızıl meydana doğru giderken (yukarıda bahsettiğim kapıdan girince) soldaki ilk yapı bu kilise.


Yine aynı kapıdan girince kaşımıza çıkan yol.

Sol tarafta 1200 den fazla mağzanın bulunduğu Moskova nın en modern ve meşhur alışveriş merkezi GUM.



Kızıl meydana çıkan ara sokaklardan biri.


Ne için, nerden gelip nereye gidiyorlar bilmiyorum.
Kremlin sarayının bahçesinde karşılaştığımız Rus askerleri.

Kremlin sarayının kulelerinden biri. Kremlin Ruscada hisar demekmiş.


A.Y.  3,5 yaşında oldu. Halen gezilerde bebek arabamız vaz geçilmezimiz. Öğle uykusunu yine içinde uyudu diğer gezilerde olduğu gibi. Artık daha az biniyor olsada yorulduğunda yada O' nu zapturapt altına almamız gereken yerlerde kucağa alıp 15 kiloyu dakikalarca taşımaktansa iki saat kullanmak için dahi olsa yanımızda taşımayı yeğliyoruz. O binmediği zamanlarda da çantalarımızı taşıyor fena mı ;) 


Milletler, kültüerler değişsede bazı şeyler dünyanın hemen hemen her  yerinde aynı.
İşte yeni evlenmiş bir çift. Aziz Vasili katedraline doğru gidiyorlar. Bizde Eyüp Sultanın bahçesindeki manzaraları hatırladım o an. 

Aziz Vasili Katedrali
Bu katedrali IV.Çar Ivan, Kazan ve Astrahan Hanlıklarına karşı kazandığı zaferler için yaptırmış.
O sekiz kubbe, sekiz ayrı zaferin sembolü imiş..
Sonrada mimarının daha güzelini yapamaması için gözlerini oydurduğu söyleniyor. Bu sebeple midir yoksa kendisine ihanet ettiğini düşündüğü oğlunu öldürmesi sebebi ile midir korkunç ivan lakabını almış. Belkide halkına ve askerlerine ettiği zulüm ve verdiği korkunç cezalar yüzündendir....


Kremlinin hemen dışındaki bahçeden kareler...






Sarayın hemen dışındaki kanaldan bir kare. Kanal adım adım değişik heykellerle süslenmiş. Bununda kurba prens olduğunu düşündüm ???



Kremlin sarayına girmek için oldukca uzun iki sıra bekledik. Birincisi bilet alma kuyruğu, ikincisi ise içeri girme kuyruğu.  Kuyrukda beklerken A.Y. de sağda solda kendine oyun alanları buldu. Karşıdaki köprünün üzerinden geçip kulenin altındaki kapıdan içeri giriyoruz.


Çar Çanı ve arkasında görünen Baş Melek Katedrali.
Çar çanı 200 ton ağırlığında. Hiç çalınmamış bir çan. Çıkan bir yangını söndürürken bu çanında sulanması ile fotoğrafın sol yanından 11 tonluk bir parçası kırılıp kopmuş halde.
Baş Melek Katedralinde ise Çarların mezarları var.  


 Çar ve sülalesinin vaftiz edildiği yer olan Meryeme Müjde Katedrali.


 Katedrallerin içinde A.Y.
Resimde dokunduğu zincirlere dokunduğunda dahi ikaz ediyor içerdeki görevliler !!!


Moskova nehri üzerinde akşamın ilk saatleri.....


Kurtarıcı İsa katedrali



Çoğu turistin yaptığı gibi bizde Moskova nehri üzerindeki gezinti ile şehrin en gözde yapılarını, nehir üzerinde oturduğumuz yerden gördük.  


Çar I.Pyort heykeli

Biniş saatimiz akşam saatlerine doğru olduğu için manzara daha da şahaneydi. Fakat şarjı biten fotoğraf makinemiz yüzünden cep telefonun ile çekmek zorunda kaldığımız  fotoğraflar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim.....


Nehir kıyısında yapılan bir parti. Biz yanlarından geçerken vals yapıyorlardı.



 Rusların 1988 de ilk kez uzaya çıkan mekikleri Buran. İçinde ki aksamının tamamen sökülmüş olduğunu duyduk. Meraklıları için içersi 100 Rub gibi bir ücret mukabilinde gezilebiliyormuş.


Ve Arbat Sokağı.
Giden çoğunluğun tespitine tamamen katılırak bizde bu sokağı İstiklal Caddesine benzettik. 

Sıkca cafeler, sokak çalgıcıları ve ressamlarla karşılaşıyoruz, tıpkı caddenin başında rastladığımız bu grup gibi....

Ve Arbat caddesinde bir Türk restoranı: Kebap House. 
A.Y. ayranını höpürdedirken  :)


Sonraki bölümde A.Y. için gittiğimiz ve tam 1 günümüzü alan Moskova Hayvanat Bahçesini yayınlamayı düşünüyorum....
Ve sonraki yazı içinde bir bu kadar zaman geçmemesini diliyorum.....

11 yorum:

sirinanne dedi ki...

Ben de aynısını diliyorum canım.
Moskova bence gayet gezilmeye değer, sen pek gerek yok desen de.

Bir de bebek arabasının nimetlerinden yararlanabildiğiniz için şükretmeyi unutma. Zira bizim ki bebek arabası boş dururken babasının kucağını tercih ettiği için koca Brezilya'yı 15 kiloyu kucakta taşıyarak gezdi zavallı babası.

Öpüyorum..

nohut oda dedi ki...

gecen gün bakmıştım blogunuza artık yazmıyacaksınız herhlade dıe düşünüp silecektim hatta..
gezi yazılarını cok sevdiğim için kıyamadım
tevafuk oldu tekrar yazmanız sevndım:)

zssm dedi ki...

sonunda yazmışsın...
bu yazıyı okuduğuma çok sevindim...

Kardeşim dedi ki...

Fotoğraflarla adeta oralara gittim geldim.Müthiş kareler yakalamışsınız.Tebrikler.Umarım bizi fotosuz ve yazısız bırakmazsınız.İyi tatiller....

yadigar olam dedi ki...

Guzel bir gezi olmus.ben en cok matruskalari sevdim :))

e. t. dedi ki...

Şirinanne;
Moskova elbetteki gezilmeye değer fakat ben önceliği başka yerlere veriyorum sadece ;)

Nohutoda;
aşşk olsun demek siliyordun ;)
neyse son anda yetişmişim, nedense eski havayı yakalayamıyorum bloggerda.

zssm;
evet sonunda, birde sonunu getirebilsem.


Kardeşim,
çok teşekkürler, bende öyle olmasını diliyorum.


Yadigarolam;
evet güzeldi :)
matruşkalar çok tatlı gerçekten.

alkım dedi ki...

Moskova ve St Petersburg görmek istediğim şehirlerin başında geliyor. Harika bir gezi yazısı olmuş, keyifle okudum. Sevgiler.

domainsiz dedi ki...

Blogunu beğendim takip listeme aldım. Bende acemi bir blog yazarıyım. Desteklerini bekliyorum taze bloguma.

http://www.domainsiz.net

esra yerebakan dedi ki...

valla hep merak ettiğim yerlerden biriydi sayenizde gezmiş kadar oldum harika bir paylaşım olmuş çok teşekkürler...

funda arar dedi ki...

iklim şartları gibi insanlarıda soğuk mu ?

e. t. dedi ki...

funda;
evet aynen öyle :)
belki de yurdum insanı fazla sıcakkanlı olduğu için bize öyle gelmiş de olabilir.