Kim demiş çocuk işçi çalıştırıyorum diye !
Gerçi ben benzetsem benzetsem;
Pazar sabahı 3,5 aylık bebekleri ile kuzenim ve eşi bize kahvaltıya geldiler.
Her ne kadar şu an 2 çocukla baş edebileceğimi düşünmesemde bana bu tavrı az da olsa cesaret verdi doğrusu. Doğru zamanın ne zaman olduğunu hiç bilmiyorum. ama 4 yaşından önce olmazmış gibi geliyor. Neyse bu konu uzar....... Daha sona bozuk olmayan scooterını tamir etti ! 

bir süredir böyle en alt çekmecede idare ediyorduk...... istediği zaman açıp, istediğini seçiyordu....... artık çekmece kapanmaz..... içinden seçilemez oldu........ bize bir kitaplık şart oldu. 
A.Y. yi kreşten aldım. Eve giderken apartmanın yanındaki çöp konteynırlarının yanında kedilere mama veren epey yaşlı bir teyze gördük. Kedi ve köpeklere takıntılı A.Y. yemek yiyen kedileri görünce es geçebilir mi hiç? Teyze iki-üç adım uzaklaşmıştı ki biz konteynırların yanına geldik. A.Y. nin ilgisini gören teyze yanımıza geri geldi. - aman hayvanları sevsin, sevdirin, hayvanları seven insan merhametli olur. Hem Allah sadece bizi yaratmamış ki ! değil mi ?
Tam bu konuya arkadaşlarla kafa yorup yorup, yine aynı yerden başladığımız günlerde, fazlasızla bilinçli ve kültürlü görünen bu teyzeciğin söyledikleri benim için çok manidar oldu. 
Bu resimde görmüş olduğunuz Po Po artık daha küçük.
Tabiri caizse sadece 2 avuç !!!
Neden bilin bakalım? Şimdiden çocuğu rejime soktuğumu filan düşünecek değilsiniz elbette :P
Artık O' nun po po sunda koca bir bez yok da ondaaaan :D
Bu hali o kadar tatlı ki........
Ve bu halde Onun po po sunu sevmek :D
Şu yazın sıcak ve kavurucu günlerinde, nemin tavan yaptığı şu günlerde O' nun bu şekilde bir nebze dahi olsa ferahladığını bilmek en güzeli.
Siz biraz daha eskilerden olan bu fotoğrafda, alakasız bir havada ve alakasız bir yerde bu bebek-çocuk karışımı yavrunun ayağındaki botlarla ne yaptığını düşüne durun....
Ben günün konusunu biraz daha açayım.
Efendim diyordum ya nerden başlasam nasıl anlatsam diye, işte o anlatmaya nerden başayacağımı bilmediğim konulardan biri bu.
A.Y. artık bezden kurtuldu.
BAŞLANGIÇ TARİHİ : 24 MAYIS 2010
Bu O' nun içinde bizim içinde şuana dek yaşadığımız en büyük tecrübeydi.
VE EN BÜYÜK SABIR ANI !
2 yaşından sonra kreşe başlamasını düşünüp, araştırıp gideceği kreşi ayarlamıştık.
Epeydir Bezini her açışımızda muhtelif yerlere kaçarak çişini belirli yerlere yapan, Ka ka sını gizlenerek yapıp, yaptım diyen ve bebekliğinden beri her alt açılışında çiiiiiiiş melodisi eşliğinde çişini Wc ye yapan, o esnada denk gelirse Ka ka sınıda Wc ye yapan bir bebek için kreşe de başlamadan yapılacak en güzel şeyin, hazır olduğu sanılan tuvalet olayını çözümlemek olduğunu düşünüp vira bismillah dedik.......
Aahhh bu işin göründüğü gibi olmadığını, bu derece zorlu olduğunu evin her tarafı .oka batmadan nerden bilebilirdik ?
Evin her tarafının içine nereler giriyor tahmin edemezsiniz.
Kapalı bir kapının arkasına tuvaletmiş gibi çömelerek bütün işlerin halledilmesi ve bu meraklı miniğin içinden çıkan o nesneleride merak ederek ilkinde bir kalemle, ikincisinde bir oyuncağıyla merakını gidermesi, elindeki oyuncağı odasının perdesi dahil muhtelif yerlere sürmesini söylemem bilmem tahmininizi kolaylaştırır mı ! ? :/ :?
Korku filmi gibi !!!!!!!!!!
O olaylar sırasında ilkinde yanındaydım desem yeri. Kapının diğer tarafındaydım ve bu sıralarda canavara dönüştüğünü düşündüğüm minik kuzuda kapının diğer tarafında ve kapıya dayandığı için açamadım eli ayağı kısacak endişesiyle, diğer ve daha büyüğünde ise yanına geldiğimde artık çok geçti.
bu hal daha önce her bezini açışımızdaki, olanca tuvalete balşarı ile yapma deneyimimize rağmen 1,5 ay kadar sürdü. 1,5 aydan eksiği yok fazlası olabilir.
Çok kez tekrar beze döndürmek istedim teşebbüste bulundum ama hiçbirinde A.Y. yi ikna edemedim. Bezi ilk çıkarttığımız günlerde bezin ne kadar rahatsızlık verdiği, bebeklerin bez taktığı, kendisinin artık büyüdüğü, ihtiyacını WC ye yaparsa okula gideceğini öyle empoze etmişiz ki bir daha bez takmamıza kesinlikle izin vermedi.
İlk günlerde geceleri o uyuduktan sonra bez bağlıyordum. Sabah uyanınca istemiyordu.
-Anne bana bez mi giydirdiiiin ? diyordu. Bense acelece çıkartıp hemen WC ye oturtuyordum. İlk 4 gün hep kuru bezle kalktı. Sonra ki günlerde ıslanmaya ve ağırlaşmaya başladı. Demek ki bez bağladığımı anlayıp geceleri bırakmaya başladı. Gece yaptığı kaçırma değildi çünkü bezi oldukça ağırdı. Demek ki defaten yapıyordu. Tüh dedim keşke yapmazken bağlamasaydım. Sonra zaten gece ben bağlarken uyanıp bağlatmamaya başladı. Ben de sonraki geceler bağlamadım.
İlk hafta ;
Alaturka tuvalete alışmasını istiyordum, orada başladık. İlk günlerde gayet iyiyken gittikçe düzelmesi gerekirken kötüleşti. Yaklaşık yarım saatte bir tuvalete götürüyorduk. Çişte 1 kez kakada 3 kez su dökmesine izin veriyorduk. Bu su dökme işi çığrından çıkmaya başladı. Yok yere suyla oynamak için WC ye girmek istemeler, girince çıkmamalar.....
Baktım böyle olmayacak, tuvalet değiştirdik. Klozeti zaten biliyordu. Daha önce aldığımız lazımlığa oturmadığı için en basitinden lazımlık aldık. Onu sevdi oturdu. Banyo kağısının önüne konuşlandırdık. (hala orda). Bunaltmak istemesemde sık sık çişin var mı diye soruyorum. Bazen kaçırdığı oluyor.
Gece gayet iyi. hatta bu kadarını ummuyordum. Son günlerde bezi dolmaya başladı.
İkinci hafta:
çok kötü. Aldığım alıştırma kilotları yetmiyor. tekrar beze dönmek isityorum ama A.Y. buna izin vermiyor. Sorduğumda yok diyor, hemen ardından diğer odaya gidip altına yapıyor :(
Üçüncü Hafta:
Sabır çekiyorum. Bazen diğer odaya gidip yastığı ısırıyorum.
-Tuvaletin var mı dedim. -yok. dedi. Sonra yanıma geldi.
-anne kaka yaptım altımı değiştir !!!!
Lavaboda kilotunu yıkarken kendi kendime söylenirken duymuş beni. Anne ne dedin? bişeymi dedin ? dedi. Ne cevap vereceğimi bilemedim. Yok annem şarkı söylüyorum dedim.
Çok erken başladık biz bu işe, keşke bezli gitseydi kreşe. Neden bazen olayları kafama takıyorum ve o istikamette ısrar ediyorum. Sabit fikirli miyim ben ne?
Dördüncü hafta:
Yok yok biz kesin erken başladık bu işe. Ya da geç. Her yerde 2. yaş, çocuğun ben demeyi öğrendiği, her şeye hayır demeyi öğrendiği, inatlaşmaya başladığı bir yaş olarak anlatılırken, ben nasıl bu özelliklerin bu olayda bizi ne kadar zorlayacağını düşünemedim.
Kendimiş kapana kısılmış gibi hissediyorum. Tekrar bez bağlatmadığı için geride dönemiyoruz.
Tamam kabul bez yok o zaman sende altına yapma!
Geceler gündüze göre daha iyi. Tek korkulu yanı gece çişi geldiğinden mütevellit uyanması ama ayılamaması, altına da yapmayıp kıvranarak ağlaması. ama ne ağlama apartman yıkılıyor. Kendini yerlere atıyor !!! Bazende altına yapıp kendini elletmiyor.
Beşinci hafta:
1 ay oldu. Ne zaman ve nasıl bitecek bu iş? Eve gelirken balkondaki yıkanıp serilmiş kilotlardan günün nasıl geçtiğini tahmin etmeye çalışıyorum. Dualarımda çi.ş ve ka- kaların bu kadar yer tutacağını hiç tahmin edemezdim !
Anlatmaya çalıştık, örnek olarak bizi hep gördü, görüyor. Kilotu çıkınca kaçıp bir yerlere yapmayı oyun haline getirdi sanırım :(
Hiç tepki vermemeliyim.
Yaptıktan sonra yanına gitmemi bekliyor. Bense zaten eve olanlar oldu, diyerek onu bu doğal ortamın içinde bırakmaya karar verdim !!! Peşinden gitmiyorum. (işte perde hadisesi bu ara yaşandı :S )
Altıncı hafta:
Tepki vermemek az da olsa işe yaradı. Şaşırdı.
Bir elimde kilo-t bir elimde bez karşıma alıp
-Bak Ahmet Yusuf bu bez bu da kilo-t! Eğer altına yapmak istiyorsan bu bezi takmak zorundayım. eğer ki-lot giyinmek istiyorsan çişini ve ka-kanı oturağına yapacaksın. Şimdi sen seç. dedim.
-kilot giyicem. bez giydirme, dedi.
Bütün kilotların ıslandı (geçekten ıslanmışlardı hepsine dokundurdum ıslandıklarını gösterdim), eğer altına yaparsan bu bezi takmak zorundayız. dedim.
-tamam yapmicam dedi.
Gerçektende bu konuşma akabinde son zamanların iyi anını yaşadık.
Hatırlatırken hep başka kilo tumuz olmadığını hatırlattım.
Bu kadar zaman evde kapanamazdık, Bu ruh sağlığımız için hiçde iyi olmazdı.Restoranda mama sandalyesinin altından birşeyler akarken gözlerim yuvalarından fırladı !!!!!!
Panikle döktüğüm sodaya bu kadar sevineceğim hiç aklıma gelmezdi. A.Y. nin yaptığını azda olsa kamufle etti :P Neyseki gittiğimiz yer çok cool bir yer değildi. Severek hep gittiğimiz bir köfteciydi. A.Y. yi indirip sandalyeyi temizledim ve A.Y. yi soyup üzerini giydirip yemeğe devam ettik !!!!
Biliyorum..... Şaka gibi ama gerçek :D
Yedinci hafta:
Kurtarılmış saatler gittikçe artıyor.
Cemile çişini altına yapıyor ve Güle güle kakalar kitaplarını aldım. Cemileyi pek beğenmedik ama güle güle kakalar süperdi. belki vakti gelmişti belki kitabın etkisi. artık anne kak alar bebek ka ka larla kavuşuyor.
VE bizde el sallıyoruz :) Çok şükür.
Hafta sonu iki günlük deniz kaçamağı yaptık. Pansiyonda kaldık. Yapma yapmaz gece yatağa yaptı !!!! Neyse ki yatağa geçmemiş. Gece nasıl nerede yatacağımızı şaşırdık. Nevresimi çaşaf yapıp, havluyu üzerimize örttük !!!!!! :( ? :S
Sekizinci hafta:
Daha iyi olmasına rağmen arada kaçırmalar oluyor ama yaşadıklarımızdan sonra onları benim gözüm görmüyor. Sürekli sorar ve WC ye gitmeye ikna edersek sorun yok. Galiba bu işi kotardık :)
Dokuzuncu Hafta:
Arada çişte bocalıyoruz. Dua ediyorum. Çiş içindegüle güle kakalar kitabındaki kaka hikayesini uygulamaya karar verdim. Bebek çişler annelerini bekliyor, anne çişleri bebeklerine kavuşturalım yoksa çok üzülürler......
Sonuç : mükemmel olmasada gayet iyi.
Gelelim benim bitirim yavrunun peşine düştüklerine.....
İşte bize misafir gelen bu karıncalarla arkadaş oldu :)
Ama ömürleri bizim yavrunun elinde ne kadar oldu bilmiyorum çünkü kısa bir süre sonra ortalıktan kayboldular. Galiba birşeylerin içinde bize gelmişler ki başka da görmedik.
Pardon !
biri anneliğin tarifini mi sordu ?
Sonraki yazı; tavsiye edilenler, tavsiye edilmeyenler, yaptıklarım, yapmadıklarım ve benim tavsiyelerim
Çocuğu olanlar bilir (belki çocuğu olmayanlarda bilebilir ama ben çocuğum olunca öğrendiğim daha doğrusu dikkat ettiğim için :P ) resimde görünen siyah çizgi bebeklikten çocuk kıvamına doğru ilerleyen yaş aralığındaki A.Y ve yaşdaşlarının süper ilgi gösterdiği ya da göstermesi beklenen elektrikli tırtıl trenin yol güzergahı. (N.Ş.A.)
Gittiğimiz bir AVM de rastladığımız bu trene A.Y. de bu doğal tepkiyi verdi ve trene koşuyor sanarken, oğlum bize ilk feykini yaptı ve biz trene doğru koştuğunu sanarken treni es geçip kendi hedefine doğru ilerledi.
Bizim şaşkın bakışlarımız arasında tanıtım standındaki broşürleri demetlemeye başladı.
Elimde klasik anne edalarıyla :P O nu trende çekmek üzere hazırladığım makineyede bu büyük buluşmayı karelemek kaldı :)
Nerden başlasam nasıl anlatsam hallerindeyim. Yazılacakları sıcağı sıcağına yazmayınca işin içinden çıkmak ve bu konuda kendimde güç ve istek bulmak gittikçe daha zor bir hal aldı/alıyor.
Neyse bu yazıyla üzerimdeki bu ataleti atmış olurum inşallah. Yoksa aaaa bunu yazmalıyım ,bunu yazayım dediğim şeyler hem zihnimi fazla meşgul etmeye başladı. Hemde not alma adetini kendimde bir türlü oturtamadığım için arada kaybolan anılar çoğalmaya başladı.
Ve hayatımızda iki önemli dönüm noktasını atlattık/atlatıyoruz. Bunlara daha sonra değineceğim. Tarihleri geçsede yaşananların sırasını bozmadan aktarmayı düşünüyorum.
Bahardan kalma Öz. ve A.Y. nin oyun hamuru yapma ve akabinde de elbette oynama macerası.....
Benim oyun hamuru tarifim kendi çocukluğumdan kafamda kalanlardı. Un, tuz, su, sanki birazda sıvı yağ. Ama miktarlar filan unutuldu.
Bu konuda nette birçok tarif var. Araştırıp görebilirsiniz. Bana en farklı ve matıklı gelense;
Damla nın sitesi Kitubi de yazdığı bu tarif. Mantıklı olan kısmı ise biraz pişirilerek hazırlanması ve bu pişirmenin, bozulma konusunda da, gıda boyasının elleri boyamasına mani olma konusunda da faydalı olacağı. Denemek isteyenlere.